Ekonomide “Gladyo” dağıtılmalıdır!
EDİTÖR’DEN
Türkiye, Gladyo ile 15 Temmuz’da ve sonrasında büyük bir hesaplaşma yaşamıştır. Ancak ekonomide yaşanan, “fahiş fiyat enflasyonu” olarak da nitelendirilen ve kronik hâle gelen enflasyonu yaratan, bundan büyük kazançlar sağlayan yapılanmalara karşı etkili bir mücadele yürütülememiştir.
Bir an düşünelim: Tarlada 5 liraya alınan bir ürün markette nasıl olur da 80 liraya satılabilir? Krizi fırsata çeviren, el birliğiyle fiyat belirleyen ve raflarda yüksek fiyatları dayatan bir yapılanmanın varlığı söz konusudur.
Bunu yapanların tefecilerden ve kara para aklayıcılarından ne farkı vardır?
Soygunu serbest piyasa kılıfı altında gizleyenler, gerçek ve namuslu tüccarları da zor durumda bırakmaktadır. Devletin haksız kazanca müdahale etmesi kaçınılmazdır.
İşte iş dünyasında oluşan bu tekeller, net olarak ekonominin Gladyo yapılanmasıdır.
Bu yapı, yıllardır devletten her türlü teşviki almasına rağmen düşük teknolojiyle üretimde ısrar etmektedir. AR-GE’ye yatırım yapmak yerine kolay kazancı ve rantı tercih etmektedir.
Dolayısıyla bu yapılanma, Türkiye ekonomisinin üretime ve teknolojiye dayalı bir yapıya dönüşmesini engellemektedir.
Bu nedenle söz konusu yapılanmayla mücadele etmek, sadece enflasyonu düşürme meselesi değil; aynı zamanda bir millî güvenlik sorunudur.
Bunlar duygusal ya da hamasi sözler değildir.
Türkiye’deki şirketlerin yalnızca yüzde 0,3’ü, üretimin yüzde 67,5’ini ve ekonomik üretim değerinin yüzde 63,7’sini tek başına kontrol etmektedir.
Buna karşın istihdamın yüzde 70’ini sağlayan KOBİ’lerin üretimdeki payının düşüklüğü ortadadır.
Demek ki ekonomiyi vatandaş çalıştırmakta, kaymağını ise bir avuç tekel yemektedir.
Bu tekeller her koşulda kazanmaktadır. Döviz krizi mi çıktı? Ellerindeki dövizden kazanıyorlar. İthalat mı ucuzladı? Oradan kazanıyorlar. İhracat mı yaptılar? Yine kazanıyorlar. Ucuz krediler de onlara akıyor.
Oysa her koşulda kazanan bir iş insanı modeli sağlıklı bir ekonomik düzenin göstergesi değildir.
Fakat bu tekeller her koşulda kazanmaya devam ediyor. Üstelik hiç susmuyor, sürekli şikâyet ediyorlar.
Toplumsal olaylara ve siyasete müdahale ediyor, adeta organize mafyatik yapılar gibi davranıyorlar.
Burada bir tuhaflık yok mu?
Bu çarpık yapılanmaya karşı güçlü bir mücadele başlatmanın ve bu yapıya sağlam bir darbe vurmanın zamanı artık gelmiştir.