Siyaset kazanı kaynıyor: CHP’de “İl Başkanı” depremi ve Ankara’da NATO alarmı!
Hafta başında Adana ve Türkiye siyasetinin gündemine, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana İl Örgütü’nde yaşanan görevden alma ve yeni atama kararları damga vurdu.
Mavi Radyo’da (91.0) gündemi değerlendiren Araştırmacı-Yazar Niyazi Koç, dün itibarıyla CHP Adana İl Başkanı Anıl Tanburoğlu’na görevden alınma tebligatının yapıldığını, hemen ardından ise Orhan Bayram’a yeni İl Başkanlığı görevinin tebliğ edildiğini duyurdu. Adana siyasetinin en çok konuşulan bu gelişmesi üzerine dün akşam saat 21.00 sularında toplanan eski CHP il yönetimi, 28 kişinin ortak imzasıyla “Kararı tanımıyoruz, direnmeye ve mücadeleye devam edeceğiz” açıklaması yaptı.
Siyaset kişiselleşti, halktan uzaklaştı
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ideolojik ve politik tartışmalar yapmak yerine “kim kimin adamı, kim kimin adayı” sığlığına sıkıştığını belirten Niyazi Koç, ana muhalefet partisinin bu tutumla Türkiye ve Adana gündeminden koptuğunu vurguladı. Mutlak butlan kararına rağmen mahkeme ve Yargıtay süreçleri kesinleşmeden yaşanan bu bölünme, parçalanma ve çocukça tavırların partiyi halktan uzaklaştırdığını ifade eden Koç, “Ne ekonomiyi ne de Adana’nın sorunlarını konuşuyorlar. Konuştukları tek şey kendi iç çıkarları” diyerek tepki gösterdi.
Belediyeler şov peşinde, Adana’yı çöp götürüyor!
Siyasi çekişmelerin gölgesinde kalan belediyelerin asli görevlerini unuttuğunu belirten Koç, Adana’daki temizlik ve çevre sorunlarına sert eleştiriler getirdi:
- Seyhan Belediyesi önündeki park ve üst geçitlerin altı adeta rezalet durumdadır.
- Kentin en merkezi yerlerinde insanlar kaldırımlardaki sigara izmaritlerinden ve çöplerden yürüyemez hale gelmiştir.
- Siyasetle yer kapma savaşına giren belediye başkanları, Adana’yı kendi kaderine terk etmiştir. Kent genelinde çöp kokuları ve temizlik şikayetleri çığ gibi büyümektedir.
Hacıbektaş’ta “Birlik Sofrası” kuruldu
Muharrem ayı vesilesiyle Alevi vatandaşların tuttuğu yas-ı matem oruçlarına değinen Niyazi Koç, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin öncülüğünde Hacıbektaş’ta açılan Horasan Erenleri Cemevi Dergâhı’ndaki lokma paylaşımına dikkat çekti.
Milli Eğitim Bakanı, İçişleri Bakanı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, MHP’den Yaşar Yıldırım ve Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı’nın katıldığı bu anlamlı buluşmada, Türkiye’nin birliği ve kardeşliği vurgulandı. Koç, Madımak ve Başbağlar katliamlarıyla Türkiye’yi bölmek isteyenlerin oyununun boşa çıktığını belirterek, bu “Birlik Sofrası” modelinin Anadolu’nun tüm şehirlerine yayılması gerektiğini ifade etti.
Ankara Valiliği’nden NATO öncesi “Gösteri Yasağı”
Dünya kupasında elenen ancak zor koşullara rağmen kalesini gole kapatan İran Milli Takımı’nı tebrik eden ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in arabuluculuğunda yürütülen ABD-İran barış görüşmelerine değinen Koç, iç gündeme dair önemli bir yasak kararını da paylaştı.
Önümüzdeki ayın başında (7-8 Temmuz) Ankara’da gerçekleştirilecek büyük NATO Zirvesi öncesinde Ankara Valiliği, dün yayımladığı bildiriyle kentte 13 gün boyunca her türlü gösteri, yürüyüş ve basın açıklamasını yasakladı. NATO merkezinde bile protestolar yapılırken Türkiye’de bu yasakların getirilmesini eleştiren Koç, zirveyi takip edecek Türk gazetecilerin akreditasyon için bile Türkiye yerine NATO’dan izin almak zorunda kalmasını milli egemenliğe aykırı bir tutum olarak nitelendirdi.
Ekonomide “Gladyo Yapılanması” ve gelir adaletsizliği
Programın son bölümünde Türkiye ekonomisindeki yapısal krizlere ve TÜİK verilerine dayanan çarpıcı gerçeklere değinen Niyazi Koç, ekonomide bir “Gladyo Yapılanması” olduğunu ileri sürdü:
- Tekeşleşme Oranı: Türkiye’deki şirketlerin sadece %0.3’ü büyük ve tekel konumundadır.
- Ciro Hakimiyeti: Bu %0.3’lük azınlık, ülkedeki toplam cironun %67.5’ini elinde tutmaktadır.
- Ekonomik Değer: Yaratılan ekonomik değerin %63.5’i yine bu azınlığa aittir.
- İstihdam Yükü: Ekonomideki istihdamın %70’ini KOBİ’ler ve küçük esnaf sırtlarken, bu dev tekeller istihdamın sadece %30’unu karşılamaktadır.
- İthalat Tekeli: Türkiye’deki toplam ithalatın %85’ini yine bu %0.3’lük kesim gerçekleştirmektedir.
Asgari ücretin 28 bin TL, en düşük emekli maaşının 20.000 TL olduğu, açlık sınırının 35.000 TL’ye ve yoksulluk sınırının 114.000 TL’ye dayandığı bu dönemde enflasyonun durdurulamamasının temel sebebinin “fahiş fiyat enflasyonu” ve bu tekelci yapı olduğunu belirten Koç; batıya bağımlı komprador sermayenin, Türkiye’nin alın teri olan yaklaşık 500 milyar doları yurt dışı bankalarında tuttuğunu söyledi ve bu paraların devlet garantisiyle ivedilikle ülkeye getirilmesi çağrısında bulundu.