2 Temmuz 2026, 18:07:22
Dolar 42,2340
Euro 48,8802
Altın 5.629,56
BİST 10.824,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 24°C
Az Bulutlu
Adana
24°C
Az Bulutlu
Cts 24°C
Paz 16°C
Pts 19°C
Sal 20°C

Makyajlı duvarlar, çöken ittifaklar ve değişmeyen “Potemkin” siyaseti!

Makyajlı duvarlar, çöken ittifaklar ve değişmeyen “Potemkin” siyaseti!
2 Temmuz 2026 15:16
A+
A-

Devrim Gurbetci

Siyaset meydanlarında yıllardır bıkıp usanmadan dinlediğimiz bir nakarat vardır: “CHP zihniyeti.” Bu kavram; Batı karşısında eziklik kompleksi duymakla, yabancılara şirin görünmek için halkı yok saymakla ve kendi değerlerini gizleyip dışarıya yapay bir vizyon sunmakla itham edilir. Ancak tarih, retorik ile pratik arasındaki o devasa uçurumu her seferinde yüzümüze çarpan acımasız bir tokattır. Bugün, Ankara sokaklarındaki hummalı “güzelleştirme” çalışmalarına, alelacele boyanan duvarlara ve kapatılan yollara baktığımızda, “CHP zihniyeti” diyerek eski defterleri açanların, aslında o defterdeki en kötü taktikleri nasıl da rehber edindiğini ibretle izliyoruz.

Bu trajikomik tiyatronun kökleri, siyaset biliminde “Potemkin Köyü” olarak adlandırılan o meşhur göz boyama stratejisine dayanır. Hatırlayalım: 18. yüzyılda Rus Bakan Potemkin, Çariçe Katerina’ya Kırım’ı müreffeh göstermek için yol kenarlarına sahte köy maketleri kurdurmuştu. Bizim tarihimizdeki ilk büyük “Potemkin” uygulaması ise tam 80 yıl önce, 5 Nisan 1946’da İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanlığı ve Şükrü Saracoğlu’nun CHP hükümeti döneminde sahnelendi.

O dönem Washington Büyükelçimiz Münir Ertegün ABD’de vefat etmiş, cenazesi II. Dünya Savaşı’nın hemen ardından Amerikan donanmasının en ihtişamlı savaş gemisi olan USS Missouri zırhlısı ile İstanbul’a getirilmişti. Görünürdeki amaç saygın bir diplomatın naaşını taşımaktı; ancak arka planda ABD, Boğazlar üzerinde sözde hak iddia eden Sovyetler Birliği’ne devasa bir askeri gövde gösterisiyle gözdağı veriyordu. Dönemin CHP hükümeti ise bu “büyük misafiri” ağırlamak için adeta akıl tutulması yaşadı: Karaköy ve Beyoğlu’ndaki genelev duvarları alelacele beyaz badanayla boyandı, yollar jet hızıyla kapatılıp asfaltlandı, hatta Dolmabahçe Camii’nin minareleri arasına İngilizce “Welcome” mahyası asıldı. Hedef tekti: Batı’nın gözüne girmek, şehri pürüzsüz ve “modern” göstermek.

İşte bugün, o günleri “Batı uşaklığı” olarak nitelendirip eleştiren AK Parti iktidarı, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde birebir aynı refleksleri sergiliyor. Şehrin en işlek caddeleri kapatılıyor, döküntü evlerin önüne sefalet görünmesin diye paneller çekiliyor, duvarlara boyalar badanalı makyajlar yapılıyor, halkın gündelik hayatı felç edilerek yabancı delegasyonlar için kusursuz bir illüzyon yaratılmaya çalışılıyor. Dün genelev duvarını beyaza boyayan akıl ile bugün Ankara’nın derin yoksulluğunu “Batı beğensin” diye yapay fırça darbeleri ve panellerle kapatmaya çalışan akıl arasında zihniyet olarak zerre fark yoktur.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in bu duruma karşı çıkıp yükselttiği o haklı ses, tam da bu samimiyetsizliği deşifre etmektedir. Perinçek’in de vurguladığı gibi; “Türkiye’nin makyaja ihtiyacı yok.” Türk milleti asaletinden gelen şanlı tarihiyle, dürüstlüğüyle, karakteriyle ve dünya tarihindeki yeriyle zaten kendi başına bir ağırlıktır. Yabancı devlet başkanları veya NATO yetkilileri Ankara’ya geliyor diye sokakları kapatıp, duvarları yapay renkli boyalarla boyatmak, bu asil devleti adeta bir “görücüye çıkarma” ezikliğidir.

Daha da önemlisi, AK Parti iktidarının bu derece üzerine titrediği, yollarına kırmızı halılar serip makyajlar yaptığı NATO sistemi, bugün içeriden çürümekte ve çökmektedir. Dünyanın asimetrik olarak çok kutupluluğa evrildiği, Atlantik sisteminin çatırdadığı bu dönemde; çöken bir yapının aktörlerine yaranmak adına yapılan bu “Potemkin” hamleleri sadece komik değil, aynı zamanda jeopolitik bir vizyonsuzluktur.

Sahi, sormak gerek: “CHP zihniyeti” dediğiniz şeyi siz neden yapıyorsunuz?

Dün eleştirdiğiniz ne varsa bugün harfiyen uygulamak, siyasi literatürde ilkeli bir duruşa değil, sadece pragmatik bir taklitçiliğe işaret eder. Türkiye, Batı’nın takdirini kazanmak için duvarlarını boyayan 1946’nın o tedirgin ülkesi olmamalıdır. Bu ülkenin gücü boyalı kaportalarında veya badanalı duvarlarında değil; dik duruşunda ve bağımsız karakterindedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.