13 Temmuz 2026, 14:02:34
Dolar 42,2340
Euro 48,8802
Altın 5.629,56
BİST 10.824,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 24°C
Az Bulutlu
Adana
24°C
Az Bulutlu
Cts 24°C
Paz 16°C
Pts 19°C
Sal 20°C

Kaybedenler Kulübü / EDİTÖR’DEN

Kaybedenler Kulübü / EDİTÖR’DEN
13 Temmuz 2026 12:00
A+
A-

Kemal Kılıçdaroğlu, butlan kararıyla yeniden CHP Genel Başkanlığına dönene kadar geçen yaklaşık iki yıl boyunca çok büyük sıkıntılar yaşadı; eminim psikolojik olarak da son derece zor günlerden geçti. Çünkü insanın önünü açtığı, siyasette yükselttiği ve önemli makamlara taşıdığı kişiler tarafından hançerlenmesi ve aldatılması, kolay kaldırılabilecek bir durum değildir.

Üstelik mesele bir iki kişiyle sınırlı da değildi. Partinin önemli bir bölümünün içinde yer aldığı büyük bir siyasi tezgâhla karşı karşıya olduğunu, muhtemelen ancak genel başkanlığı şaibeli bir süreç sonunda kaybettikten sonra tam anlamıyla fark etti. Bu dönemde dışarıya sakin, kontrollü ve dingin bir görüntü vermeye çalışsa da yaşananların onu içten içe yıprattığını tahmin etmek zor değil.

Bizler, Kemal Bey’in bu büyük şoku atlattıktan sonra butlan kararına kadar uzanan süreci — en azından belli bir noktadan itibaren — aklıselimle ve soğukkanlılıkla yönetmesini bekledik; bugün de aynı beklentiyi korumaya devam ediyoruz. Çünkü bu sürecin psikolojik ve siyasi ağırlığı gerçekten kolay taşınacak bir yük değildir.

Ancak Kemal Bey artık, kendisine ve siyasi iradesine karşı yapılanları önemli ölçüde ortaya çıkararak partinin başına dönmüş durumdadır. Yaşananlardan büyük dersler çıkarmış olması gerekir. Bundan sonrası, Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi hayatındaki gerçek ustalık dönemi olmalıdır.

Bu ustalık döneminde kişisel hırslarından, kırgınlıklarından ve intikam duygusundan arınması; partiyi liyakatle yönetecek, ülkenin şartlarını doğru okuyan ve toplumda karşılığı olan insanlardan güçlü bir kadro kurması hayati önem taşımaktadır. Çünkü yalnızca CHP’nin değil, dolaylı olarak Türkiye’nin geleceği de Kemal Bey’in bundan sonra atacağı adımlara göre şekillenecektir.

CHP son iki yılda çok ağır yaralar aldı; toplumun geniş bir kesiminde güven ve umut kaybına uğradı. Yine de yeniden bir umut oluşturmak hâlâ mümkündür. Bunun en doğru yolu, hukukun açtığı çerçevede, meşruiyeti hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak ve bir daha hukuken bozulamayacak bir kurultayın gerçekleştirilmesidir.

O kurultaya kadar parti, son derece güçlü ve liyakatli bir kadro tarafından yönetilmelidir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapılacak kurultayda yeniden aday olmaması ise hem kendisi hem de parti açısından tarihî bir tutum olacaktır. Belli bir aşamadan sonra partinin yeni genel başkan adaylarının ortaya çıkması, kendilerini kamuoyuna tanıtması ve siyasi çalışmalarına başlaması gerekmektedir.

Dolayısıyla önümüzdeki dönem yalnızca bir kurultay hazırlığı olarak görülmemelidir; aynı zamanda CHP’yi muhtemel bir erken seçime ya da zamanında yapılacak genel seçime hazırlayacak yeni kadroların göreve getirildiği bir yeniden yapılanma dönemi olmalıdır.

Bu kadroların ulusalcı, Atatürkçü, Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı ve Türkiye’nin içinden geçtiği tarihî süreci doğru okuyabilen isimlerden oluşması büyük önem taşır. Türkiye’nin ve dünyanın karşı karşıya bulunduğu ekonomik, siyasi ve jeopolitik dönüşümleri kavrayabilen; devleti, toplumu ve uluslararası ilişkileri bilen yeni liderlerin ortaya çıkarılması gerekmektedir.

Hepsinden önemlisi, yeni kadrolar Kemal Bey’le birlikte çalışabilmeli; ama siyasi varlığını yalnızca ona borçlu olan, ondan bağımsız hareket edemeyen kişilerden oluşmamalıdır. CHP kişilere değil; kurumlara, ilkelere ve ortak bir siyasi akla dayanan bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibinin yaşadığı siyasi kayıpların ardından, geleceğini Kemal Bey’in yeniden güç kazanmasına bağlayan yeni bir “kaybedenler kulübü” ortaya çıkabilir. Zor günlerinde yanında olduklarını söyleyerek görev, makam ve mevki bekleyen; ancak liyakati, toplumsal karşılığı ve siyasi kapasitesi bulunmayan kişilerin partinin çevresini yeniden sarmasına kesinlikle izin verilmemelidir.

“Kemal Bey bir gün döner, biz de yanında görünürüz; kazanırsa bize görev verir” hesabıyla hareket eden yalaka ve fırsatçı insanların parti yönetiminde yer alması, geçmişte yapılan hataların tekrarından başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Aynı tehlike madalyonun öteki yüzünde de vardır: Kemal Bey’in etrafını, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu dönemi öncesinin “kaybedenler kulübü” de yeniden sarmamalıdır. “Ben size demiştim” diyerek ortaya çıkan, geçmişte denenmiş ve başarısız olmuş isimlerin sırf sadakat görüntüsüyle yeniden sahne alması, partiye hiçbir şey kazandırmayacaktır.

Kurulması gereken ekibin nitelikleri bellidir: Temiz, bilgili ve liyakatli; para, mal, mülk beklentisi olmayan; makamını ego meselesine dönüştürmeyen; birlikte çalıştığı ve emrinde görev yapan insanlara adam gibi davranan; özel yaşamındaki zaaflarıyla kendisini ve partiyi töhmet altında bırakmayan insanlardan oluşan bir kadro.

Elbette butlan kararına kadar süren belirsizlik döneminde, yanına gelenler arasında gerçekten değerli ve liyakatli olanları ayıklamak kolay değildi. Ama artık böyle bir mazeret kalmamıştır. Kemal Bey’in yaşı ve siyasi tecrübesi dikkate alındığında, yeni bir yenilginin ne kendisine ne de CHP’ye kazandıracağı hiçbir şey yoktur. Aksine, yanlış kadrolarla atılacak her adım, bugüne kadar elde edilen imkânların da kaybedilmesine yol açabilir.

Bugün Kemal Bey’in kişisel olarak kaybedeceği çok az şey kalmıştır. Bu yüzden yılların birikimini, devlet tecrübesini ve son iki yılda yaşadığı acıları artık Türkiye’nin geleceği için kullanmalıdır.

Kendisinden beklenen; sağlam, dürüst, liyakatli ve ülkesine bağlı kadrolar kurarak CHP’yi kişisel hesaplardan, çıkar gruplarından, siyasi fırsatçılardan ve partiye zarar veren yapılardan arındırmasıdır.

Gelecekte partinin başında kendisi olmasa bile; arkasında temizlenmiş, kurumsallaşmış, güçlü kadrolara kavuşmuş ve yeniden iktidar alternatifi hâline gelmiş bir CHP bırakmalıdır.

Çünkü mesele artık yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu’nun ya da CHP’nin geleceği değil; Türkiye’nin ve çocuklarımızın geleceğidir. Belki de önümüzdeki yılların nasıl şekilleneceği, bugün alınacak bu kararlara bağlıdır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.