20 Ağustos 2026, 11:48:27
Dolar 42,2340
Euro 48,8802
Altın 5.629,56
BİST 10.824,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 24°C
Az Bulutlu
Adana
24°C
Az Bulutlu
Cts 24°C
Paz 16°C
Pts 19°C
Sal 20°C

Öğretmenin önceliği eğitim olmalı, bürokrasi değil

Eğitim-İş Adana 1 No’lu Şube Başkanı Hatice Hazar, Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2026/70 sayılı Genelgesi’ndeki bazı düzenlemelerin öğretmenlerin çalışma koşulları ve mesleki hakları açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Öğretmenin önceliği eğitim olmalı, bürokrasi değil” dedi.

Öğretmenin önceliği eğitim olmalı, bürokrasi değil
20 Ağustos 2026 09:12
A+
A-

Eğitim-İş Adana 1 No’lu Şube, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2026/70 sayılı Genelgesi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şube Başkanı Hatice Hazar, özellikle norm fazlası öğretmenlerin görevlendirilmesi, öğretmenlerin farklı alanlarda görevlendirilebilmesi, önlük kullanımı ve artan bürokratik işlemlerin öğretmenler açısından önemli soru işaretleri oluşturduğunu ifade etti.

Hazar, Eğitim-İş Genel Merkezi tarafından yapılan hukuki değerlendirmeler doğrultusunda, genelgede öğretmenlerin çalışma hayatını doğrudan ilgilendiren bazı düzenlemelerin hukuki açıdan ele alınması gerektiğini söyledi.

“İDARENİN TAKDİRİ SINIRSIZ OLMAMALI”

Genelgenin 43. maddesinde norm fazlası öğretmenlerin ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarına herhangi bir takvime bağlı olmaksızın atanabilmesine yönelik düzenlemenin yer aldığını belirten Hazar, norm fazlası öğretmenlerin ihtiyaç bulunan okullarda değerlendirilmesine karşı olmadıklarını ancak sürecin objektif ölçütlere bağlanması gerektiğini kaydetti.

Öğretmenlerin görev yeri belirlenirken tercih hakkı, hizmet puanı, mazeret durumu, ilan, tebligat ve itiraz gibi temel güvencelerin korunması gerektiğini belirten Hazar, “Herhangi bir takvime bağlı olmaksızın” ifadesinin öğretmenlerin ne zaman ve hangi ölçütlere göre atanacağının belirsizleşmesine yol açmaması gerektiğini ifade etti.

“UZMANLIK ALANI BELİRSİZLEŞTİRİLMEMELİ”

Aynı maddede öğretmenlerin eğitim sürecinin ardından ihtiyaç bulunan başka alanlarda görevlendirilebilmesine ilişkin düzenlemenin de bulunduğuna dikkat çeken Hazar, öğretmenlik mesleğinin belirli bir akademik eğitim, uzmanlık ve mesleki yeterlilik gerektirdiğini vurguladı.

Hazar, öğretmenin görev alanı ve mesleki statüsüne ilişkin değişikliklerin açık, öngörülebilir ve üst hukuk normlarına uygun kurallara bağlanması gerektiğini belirterek, bir genelgenin öğretmenin mesleki statüsünü ve görev alanını belirsizleştiren yeni bir uygulamanın tek başına dayanağı haline getirilemeyeceğini savundu.

“ÖNLÜK TARTIŞMASI GERÇEK SORUNLARI GÖLGELEMESİN”

Genelgenin 23. maddesinde öğretmenlerin önlük kullanımına ilişkin düzenlemeye de değinen Hazar, öğretmenlerin kıyafeti üzerinden yürütülen tartışmaların eğitim sisteminin temel sorunlarının önüne geçirilmemesi gerektiğini söyledi.

Öğretmenlerin bugün geçim sıkıntısı, ekonomik kayıplar ve ağırlaşan çalışma koşullarıyla karşı karşıya olduğunu belirten Hazar, okullarda ise öğretmen açığı, kalabalık sınıflar, temizlik ve güvenlik sorunları ile yardımcı personel eksikliği bulunduğunu ifade etti.

Hazar, Millî Eğitim Bakanlığı’nın önceliğinin öğretmenlerin kıyafeti yerine çalışma koşullarının iyileştirilmesi, okulların fiziki ve personel ihtiyaçlarının karşılanması ve öğrencilerin nitelikli eğitim hakkının güçlendirilmesi olması gerektiğini kaydetti.

“ÖĞRETMENİN ZAMANI EKRAN BAŞINDA TÜKETİLMEMELİ”

Genelgenin 20. maddesinde gelişim raporlarının her ünite, tema veya öğrenme alanı sonrasında sisteme işlenmesinin öngörüldüğünü belirten Hazar, öğrencilerin gelişiminin takip edilmesinin öğretmenin doğal sorumlulukları arasında bulunduğunu ancak yoğun veri girişlerinin öğretmenlerin eğitim faaliyetlerine ayırdığı zamanı azaltabileceğini söyledi.

Hazar, “Daha fazla veri girişi, form ve bürokratik yük, tek başına daha nitelikli eğitim anlamına gelmez” değerlendirmesinde bulundu.

Öğretmenlerin daha az öğrenciyle, daha iyi koşullarda ve öğrencilerine daha fazla zaman ayırabilecekleri bir eğitim ortamına ihtiyaç duyduğunu ifade eden Hazar, öğretmenlerin asli görevlerinin bürokratik işlemler altında geri plana itilmemesi gerektiğini vurguladı.

“FİZİKSEL ÖLÇÜMLER UYGUN KOŞULLARDA YAPILMALI”

Genelgenin 28. maddesinde öğrencilerin fiziksel uygunluk ölçümlerinin yapılması ve sonuçların sisteme girilmesine yönelik düzenlemeye de değinen Hazar, öğrencilerin fiziksel özelliklerine ilişkin ölçümlerin mahremiyet, kişisel verilerin korunması ve çocukların psikolojik olarak gözetilmesi ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Okullarda gerekli fiziki ortam, teknik altyapı, personel ve uzman desteği oluşturulmadan öğretmenlere yeni sorumluluklar yüklenmesinin doğru olmadığını belirten Hazar, uygulamaların çocukların üstün yararı gözetilerek planlanması gerektiğini kaydetti.

“ÖĞRETMENE GÜVENEN BİR SİSTEM İSTİYORUZ”

Genelgedeki farklı düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Hazar, öğretmenlerin çalışma hayatının giderek daha fazla idari düzenleme, veri girişi ve denetim mekanizmasıyla kuşatıldığını savundu.

“Öğretmenin telefonundan kıyafetine, veri girişinden dijital uygulamalara kadar her ayrıntıyı düzenlemek yerine öğretmenin mesleki bilgi ve deneyimine güvenilmelidir” diyen Hazar, eğitimde başarının öğretmeni daha fazla kontrol etmekle değil, çalışma koşullarını iyileştirmek, ekonomik ve mesleki sorunları çözmek ve öğretmenleri eğitim politikalarının oluşumuna dahil etmekle mümkün olacağını ifade etti.

“HUKUKİ SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Eğitim-İş Genel Merkezi’nin hukuki değerlendirmeleri doğrultusunda özellikle Genelge’nin 23. ve 43. maddelerinde yer alan düzenlemelerin hukuka uygunluğu konusunda gerekli yasal süreçlerin işletileceğini belirten Hazar, Eğitim-İş Adana 1 No’lu Şube olarak süreci yakından takip edeceklerini söyledi.

Hazar, öğretmenlerin görev alanlarının belirsizleştirilmemesi, norm fazlası öğretmenlerin keyfî uygulamalara maruz bırakılmaması, öğretmenlerin asli görevlerinin bürokratik yük altında ezilmemesi ve öğretmenlerin zamanının öğrencilerinden koparılmaması gerektiğini ifade etti.

Eğitim politikalarının oluşturulmasında öğretmenlerin görüşlerinin alınması gerektiğini de vurgulayan Hazar, okulların öğretmen, yardımcı personel, temizlik ve güvenlik ihtiyaçlarının giderilmesi çağrısında bulundu.

Hazar, eğitim sisteminin ihtiyacının daha fazla talimat değil; daha fazla öğretmen, daha iyi çalışma koşulları, güçlü ve güvenli okullar ve öğretmenine güvenen bir eğitim politikası olduğunu belirterek, Eğitim-İş Adana 1 No’lu Şube olarak öğretmenlerin haklarını ve mesleki itibarını, öğrencilerin ise nitelikli eğitim hakkını savunmayı sürdüreceklerini kaydetti.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.