23 yıldır “koltukta oturan” TZOB Başkanı Bayraktar!
EDİTÖR’DEN
Şemsi Bayraktar 1958 doğumlu. Uzun yıllardır tarım sektörünün en üst düzey meslek kuruluşlarından biri olan TZOB’un başında bulunuyor. Halen Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı olarak görev yapıyor.
Bu nedenle mesele kişisel bir tartışma değildir.
Mesele makamın gerektirdiği temsil gücünün nasıl kullanıldığıdır.
Çiftçinin sesi olmak yalnızca Ankara’ya dosya götürmek değildir.
Çiftçinin sesi olmak gerektiğinde Bakanlığın kapısında daha yüksek sesle konuşabilmektir.
Gerektiğinde kamuoyunu harekete geçirebilmektir.
Gerektiğinde bütün ziraat odalarını aynı hedef etrafında toplayabilmektir.
Gerektiğinde de meydanları doldurabilmektir.
Çiftçi “gelin” demeden gitmek, çiftçi “eylem yapalım” demeden sorunları gündeme taşımak, hatta çiftçinin kendisinin ifade etmekte zorlandığı talepleri onun adına ortaya koymak, güçlü bir meslek örgütü liderliğinin doğal gereği olarak görülebilir.
“Talep gelmedi” mazeret değil, yeni bir soru
Bayraktar’ın “talep gelmedi” açıklaması aslında tartışmayı bitirmiyor.
Tam tersine yeni bir tartışma başlatıyor:
Neden gelmedi?
Çiftçi gerçekten memnun olduğu için mi?
Örgütlü mücadeleye inanmadığı için mi?
Ziraat odalarına güvenmediği için mi?
Yoksa yıllardır dile getirilen sorunların değişmediğini düşündüğü için mi?
Bayraktar bu soruların yanıtını araştırmak yerine yalnızca “talep gelmedi” diyorsa, asıl sorumluluk alanı boş bırakılmış olmaz mı?
Çünkü iyi bir örgüt yalnızca kendisine ulaşan talebi değerlendirmez.
Talebin neden oluşmadığını da araştırır.
Çiftçi artık söz değil, sonuç görmek istiyor
Şemsi Bayraktar’ın çiftçinin sorunlarını dile getirmediğini söylemek mümkün değil. Tam tersine son dönemdeki açıklamalarında mazottan gübreye, kredi sorunlarından afetlere, hububat fiyatlarından tarım sigortalarına kadar pek çok başlığı gündeme getirdiği görülüyor.
Ancak köşe yazısının asıl sorusu da tam burada başlıyor:
Sorunları dile getirmekle yetinilecek mi, yoksa çözüm için daha güçlü ve sonuç alıcı bir mücadele ortaya konulacak mı?
Çiftçi artık bunu görmek istiyor.
Çünkü tarladaki yangın basın açıklamasıyla sönmüyor.
Borç açıklamayla kapanmıyor.
Mazot açıklamayla ucuzlamıyor.
Gübre açıklamayla düşmüyor.
Afette kaybolan ürün açıklamayla geri gelmiyor.
Ve üretici, her sezon sonunda aynı cümleyi duymak istemiyor:
“Sorunlarınızı biliyoruz.”
Çiftçinin artık duymak istediği başka bir cümle var:
“Bu sorunun çözümü için şunu yaptık.”
Şemsi Bayraktar’ın önündeki asıl sınav da burada.
Çünkü bir meslek örgütünün gücü, yalnızca sorunları ne kadar yüksek sesle anlattığıyla değil, üyelerinin hayatında neyi değiştirebildiğiyle ölçülür.