3 Ekim 2026, 17:12:48
Dolar 42,2340
Euro 48,8802
Altın 5.629,56
BİST 10.824,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 24°C
Az Bulutlu
Adana
24°C
Az Bulutlu
Cts 24°C
Paz 16°C
Pts 19°C
Sal 20°C

Yatırım fonu krizi ekonomiyi nasıl etkiler

Yatırım fonu krizi ekonomiyi nasıl etkiler
3 Ekim 2026 15:09
A+
A-

15 Eylül tarihinden bu yana Türkiye bir yatırım fonu krizi ile dalgalanıyor. Ortalıkta rakamlar uçuşuyor. Gözaltına alınanlar, 2,2 milyar lirasını Hazine ve Maliye Bakanlığına geri veren bakanlar, 1,2 milyar liralık el konan beş villa var. Toz duman içinde göz gözü görmüyor. Kamuoyunun ne olup bittiği konusunda kafası karışık.

İnsanların kafasında, Türkiye’nin bu krizden ne kadar etkileneceği konusunda büyük bir soru işareti var. Toplumda, bu krizin domino etkisiyle büyüyerek kargaşaya neden olup olmayacağı sorusu bulunuyor. Sonuçta yok olan servetler ve ufak tefek ancak bir araya gelince büyük rakam tutan bir para var. Fon toplamının 20 milyar dolar dolaylarında olduğu söyleniyor. Krizden direkt etkilenen 455 bin 758 birey bulunmakta. Bu, çevreleri ile birlikte önemli bir rakam.

Önce şu soruya bir cevap vereyim. Para batmaz, para bir cepten diğerine geçer. Sadece bu cepten cebe geçişin toplumun kabul ettiği etik değerler içinde mi yoksa dışında mı olduğu tartışılabilir.

Bugün de para batmamıştır. Bir cepten diğerine geçmiştir. Servet el değiştirmiştir. Burada yıkım şöyle olur: Parası cebinden çıkanın elinde bir işletme, fabrika, iş yeri varsa o kapanır. İşte ekonomiye etkisi asıl olarak budur.

Bu arada ayrıca bir konuya da açıklık getireyim. Kamuoyunda, borsaya kote şirketlerin hisse değerlerindeki oynamaların şirketlerin mali bünyelerini bozacağı gibi bir kanı vardır. Sanki o hisseye para yatıranlar o şirkete para yatırmış gibi bir algı oluşmuştur.

Bunlar tamamen yanlış bilgi ve algılardır. Ne borsaya açılırken şirketlerin kasasına para girer, ne borsada hisse satın alanların parası şirketlere gider ne de şirketin değeri düştüğünde şirketin kasasından para çıkar ya da şirketin finansal yapısı bozulur.

Borsaya açılan şirketin hisseleri satılınca para, hissesini satan ortağın cebine gider. O ortak isterse parayı şirkete yatırım olarak yatırır, isterse yat, kat alır.

Şirketin borsada hissesinin değeri düşünce, o hisseyi borsadan alanların ceplerindeki para azalır. Şirketin kasasına bir şey olmaz.

Yani borsaya kote şirketler bu oynaklıklardan etkilenmezler. Bu, çok önemli bir algı yanılgısıdır.

Şimdi gelelim bu krizin boyutlarına ve Türkiye’yi ne kadar etkileyeceğine.

Bu büyüklük Türkiye ekonomisini açmaza sokar mı? Yani büyük işsizlik, açlık gibi sorunların içine girer miyiz?

Elbette herkesin ekonomik krizden anladığı farklı olabilir. Para piyasalarına güven kalmaması, hisse senedi piyasalarının uzun süre hareketsiz kalması, sıcak paranın ülkeyi terk etmesi vs. bunlar genel ekonomik kriz kapsamına alınacak sorunlar değildir.

Ekonomik kriz, yukarıda saydığım şekliyle; işsizlik, üretimsizlik ve sonuçta açlık, sefalet ve bunların toplumsal kargaşaya yol açması, gerçek krizin kendisidir.

Geçmişinde bu krize benzer birçok kriz yaşayan ülkemizde de bu krizi rakamlarla karşılaştırabileceğimiz, Türkiye’nin yakın tarihte karşılaştığı “Anayasa Kitapçığı Fırlatma” krizi bulunmaktadır.

2000’li yılların başında yaşanan Anayasa Kitapçığı krizi ile birlikte batan bankaların toplam aktif büyüklüğü 18 milyar dolar dolaylarında idi.

TMSF rakamlarına göre bu bankaların tasfiyesi, mevduat sahiplerine garanti edilen mevduatların ve bankaların özellikle yurt dışı borçlarının tasfiyesi sonucunda 31,6 milyar dolar kamu kaynaklarından ödeme yapılmıştır.

Ayrıca, batan bankaların yurt dışında kurmuş oldukları offshore bankalarına yatırılan ve yatırılan paraların garanti kapsamı dışında olduğu açık şekilde bilinen hesapların bedelleri de sonraki yıllarda açılan davalar sonucunda tartışmalı şekilde garanti kapsamına alınmış ve TMSF rakamlarına göre diğer ödemelere ek olarak 400 milyon dolara yakın para sahiplerine kamu kaynaklarından ödenmiştir.

Banka aktiflerinden elde edilen gelirlerin 23,2 milyar dolar olduğu hesaplanmış, tahsil edilemeyen rakamın ise 8,4 milyar dolar olduğu belirlenmiştir.

Bu tutar ise devlet bütçesinden fonlanmıştır.

Bu krizin en büyük zaafı, ekonominin merkezinde bulunan bankaların krizin konusu olmasıdır. Burada zaafiyet, TMSF’ye alınan bankaların ekonomide fiilen çalışan şirketler ile çalışmakta ve onlara kredi sağlamaktadır. O şirketler aynı zamanda TMSF’ye alınmayan bankalar ile de çalışmaktadır. Kriz, üretim sisteminin ortasında oluşmuştur.

Fona alınan bankalarla çalışan şirketlere diğer bankalar uzun süre olumlu bakmamıştır. Bu da ekonomide önemli dalgalanma yaratacak bir ortam yaratmıştır.

Sonuç olarak bugün oluşan kriz elbette bir kısım sorun yaratacaktır. Ancak tüm ekonomiyi dalgalandıracak ve geniş işsiz yığınlarına, açlık ve sefalete yol açacak bir kriz olmayacaktır.

Burada önemli olan, bu krizin gerçek nedenini belirlemektir. Birkaç yasa çıkarmak ve suçluları içeri atmak, bugün yaşanan krizin nedenlerini ortadan kaldırır ve suçlular belki cezalandırılır. Ancak esas sorun, bu krizlerin çıktığı bataklığı kurutmaktır. Aksi takdirde bu bataklık sürekli sinek üreterek yeni krizlerin doğmasına neden olacaktır.

Kaynak: Aydınlık

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.