CHP’nin hali: Bir elinde cımbız bir elinde ayna
AYKUT DİŞ
“Ne atom bombası,
Ne Londra Konferansı.
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!”
Diye yazdı Orhan Veli Kanık 1947’de “Yenisi” kitabında Cımbızlı Şiir’de.
Somut olarak kimi ya da kimleri kast ediyordu, dönemi yaşayanlar yorumlayabilir, bilinmiyor ama tasvir bugün Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimini anlatıyor.
Venezuela, İran, Grönland, Suriye, Irak, Somali, Yemen ve daha pek çok nokta; dünyada yer yerinden oynarken CHP’nin uluslararası gelişmeler konusunda ne düşündüğünü bilen var mı?
BELİRSİZLİK YÜKSELİYOR
Ne Genel Başkan ve Genel Sekreter, ne Sözcü ne de dış politika biriminin gündeminde Türkiye’yi yakından ilgilendiren küresel ve bölgesel meseleler yok.
Kurul toplantılarında “Çok Gizli” koduyla konuşuluyorsa bilemeyiz fakat Türkiye’yi yönetmeye aday olan bir partinin yüzeysel ve garanti üç-dört cümleden öteye geçen bir çözümlemeyi kamuoyuyla paylaşması gerekmez mi?
Çok kutuplu bir çekimin hayata geçtiği, ABD’nin hazımsızlıkla uluslararası düzeni fiilen yıktığı, “Netanyahu” canavarına yol verdiği, Asya ülkelerinin ekonomik üstünlüğü ile yeni bir dünya seçeneğinin ufukta belirdiği günümüz koşullarında, bir geçiş dönemi olarak belirsizlik ihtimali yükseliyor.
HER ÜLKE ARAYIŞTA
Milletler korunaklı alanlar ve güçlü sistemler istiyor, devletler caydırıcı yöntemler tasarlıyor.
ABD’nin ilkel yağmacılığa döndüğü ve NATO üyelerine tehditler savurduğu ortamda, her ülke kendi göbeğini kendisinin keseceği ya da en güvenilir müttefikleriyle sırt sırta vereceği bir model arayışında.
CHP’nin dış politika vizyonunu dayandırdığı yeni parti programında “CHP’ye göre Avrupa Birliği üyeliği en önemli dış politika hedeflerinden biridir.” şeklinde gururla sunduğu Avrupa bile, AB’nin işlevsizliğini ve yeni güvenlik mimarisini tartışıyor.
Türkiye’de de, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in uzun yıllardır savunduğu, son olarak Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Devlet Bahçeli’nin dillendirdiği Türkiye-Rusya-Çin İttifakı görüşülüyor.
ESKİ EZBERLERE GÖRE
CHP yönetiminin, ne NATO’nun geleceği, ne Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisi ne de Türkiye’nin alternatif işbirlikleri üzerine kayda değer bir perspektifi bulunmuyor.
Büyük özenle hazırlandığı ifade edilen yeni parti programında da güncel gerçekliği kavrayan ve yarının yollarını keşfeden iddia sahibi bir ufuk olduğu söylenemez.
Eski ezberler; NATO’dan çok NATO’cu, Batı’dan çok Batıcı, öteki dünyaya ve diğer kutup başlarına hor bakan yaklaşımlar sıralanmış, geçilmiş.
Türkiye’nin savunmasını geniş çevreden başlattığı yeni anlayışa muhalefet zaten bunun önemli bir göstergesi.
ABD’nin Yunanistan’a, İsrail’in Güney Kıbrıs’a yaptığı yığınaklar dahi CHP yönetiminin dikkatini çekmedi.
CHP DÜNYAYI UMURSAMADI
Genel Başkan Özgür Özel’in bugüne kadarki bol bağlaçlı uzun konuşmalarında dış politika ve millî güvenlik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yerli yersiz çatmak ve Batılı liderlere CHP’ye destek olmadığı için sitem etmek dışında, bir kaç dakika ancak geçti ya da geçmedi.
Ha bire “Türkiye’nin birinci partisiyiz.” denildi durdu. Varsa yoksa “Ekrem İmamoğlu” anıldı.
Hakkını yemeyelim; Genel Başkan Yardımcısı, Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, dış gelişmelerin millî güvenlik politikaları açısından sonuçlarına dair düzenli açıklamalar yapsa da bunlar teknik boyutla sınırlı kaldı. Siyasi yönlere değinilmedi.
Kısacası CHP yönetimi, bir elinde cımbız, bir elinde ayna, kendini öve öve bitiremedi; dünyayı da umursamadı. Oysa ki Türkiye ve tüm başı dik yaşamak isteyen milletler dünyada olup bitenleri yakından takip ediyor.
YENİ DÜNYA SAVAŞI
İnsan iç güdüsel olarak; savaş, kriz veya kaos, adına ne derseniz deyin belirsizlik dönemlerinde güce ve kararlılığa bakıyor.
İnsanlık yedi iklim beş okyanusta sınavdan geçeceği günlere doğru ilerliyor. Bütün siyasi partilerin Türkiye’nin bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü, millî birliğini ve temel ihtiyaçlarını güvenli bir şekilde nasıl sağlayacağını ciddi bir şekilde ele alması gerekiyor.
Alman Filozof Karl Marks, “Tarih, sınıf savaşlarının tarihidir.” derken yalnızca bir tespitte bulunmuyor, aynı zamanda sınıflar var oldukça savaşların da olacağı uyarısını yapıyordu.
Dünya, önceki deneyimlerden farklı olarak herkesin aynı anda birbirine girdiği ya da vekil kuvvetlerle karşılaştığı değil, bölge bölge gerçekleşecek ve uzun zamana yayılacak bir yeni dünya savaşına girmiş görünüyor.
Allah, Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne önce güç, sonra bol şans versin.