‘Sol içi çatışma’ değil Gladyo tertibi: Aydınlık arşivlerinde 1 Mayıs 1977
1 Mayıs 1977 katliamı sol içi bir kavga değil, Gladyo operasyonuydu. Aydınlık’ın ifşa ettiği telsiz kayıtları, MİT ödemeleri ve “Santiago-Dalyan” şifreleri, 12 Eylül’e giden taşların nasıl döşendiğini kanıtlıyor.
Türkiye siyasi tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan 1 Mayıs 1977 katliamı, on yıllardır “sol içi bir çatışma” olarak sunulmaya çalışılsa da, Aydınlık arşivleri ve dönemin “Halkın Sesi” dergisinin belgeleri, gerçeğin çok daha organize bir kontrgerilla operasyonu olduğunu kanıtlıyor.

12 Eylül 1980 darbesine giden yolu döşeyen en kritik dönemeç olarak kabul edilen bu tertip, sadece bir işçi bayramını kana bulamayı değil, yükselen sol dalganın iktidara gelişini engellemeyi ve ordu içindeki Amerikancı cuntayı hakim kılmayı hedefliyordu.

Aydınlıkçılar, katliamdan haftalar önce düzenlenen tertibi saptayarak halkı ve sol örgütleri açıkça uyardı.

Halkın Sesi dergisi, henüz miting hazırlıkları sürerken tezgâhlanan provokasyona dikkat çekmiş, hatta Aydınlıkçı temsilciler sol örgütleri tek tek ziyaret ederek bu tehlikeyi belgeleriyle anlatmıştı.

Ancak uyarılara rağmen önlem alınmaması, tertibin amacına ulaşmasına zemin hazırladı.

3 Mayıs 1977 tarihli Halkın Sesi, katliamdan hemen sonra siyah logoyla çıkarak “MC’nin Kanlı Tertibi” manşetiyle, provokasyonun nasıl “geliyorum” dediğini tüm boyutlarıyla sergiledi.

Operasyonun medya ayağında ise Tercüman gazetesi yazarları Ahmet Kabaklı, Rauf Tamer ve Nazlı Ilıcak gibi isimler başroldeydi.

Katliamdan günler önce “kan akacağı” ve “cinayetler işleneceği” üzerine yazılan yazılar, adeta bir senaryonun önizlemesi gibiydi.

Özellikle Nazlı Ilıcak’ın yazılarında, tertibin sorumluluğunu henüz olay yaşanmadan “Maocuların” üzerine yıkma gayreti, psikolojik harbin nasıl yürütüldüğünü açıkça ortaya koyuyordu.

Ecevit’in “sarı sol” çıkışıyla harmanlanan bu propaganda, katliamı bir “Leninci-Maocu çatışması” gibi göstermek için kurgulanmıştı.

Aydınlık’ın 30 Nisan 1978’de yayımladığı telsiz dinlemeleri, katliamın profesyonel bir ekip tarafından “Ocak” kod adlı bir merkezden yönetildiğini ispatladı.

Normal polis telsizi olmayan, polis kanallarının kasten kesildiği bir frekansta yapılan konuşmalarda, ajanların Taksim Meydanı’ndaki stratejik noktaları tek tek tarif ettikleri görüldü.

Özellikle kullanılan şifreler tertibin uluslararası bağlantısına ışık tutuyordu.

Santiago, 1973’te Şili’de Allende’ye karşı yapılan CIA darbesinin kod adıydı.

Dalyan, işçilerin ve halkın Kazancı Yokuşu gibi dar alanlara sıkıştırılarak “avlanması” planını simgeliyordu.

Kayıtlar, AKM önündeki “kırmızı şapkalı” kordonlardan, ateş açılacak noktalara kadar her şeyin milimetrik olarak planlandığını, hatta Intercontinental (The Marmara) Oteli’ne yerleştirilen ABD’li bir ekibin olaydan hemen sonra Türkiye’yi terk ettiğini ortaya çıkardı.

Tertibin en somut finansal belgesi ise MİT kasasından çıkan ödemeler oldu.

Aydınlık, katliamdan 15 gün önce MİT ajanı avukat Necdet Küçüktaşkıner ve ekibine “fiili hizmet zammı” adı altında ödenen 8 milyon 49 bin liranın belgesini yayımladı.

1 Mayıs tertibi, aynı zamanda ordu içindeki bir darbe hazırlığının parçasıydı.

5 Haziran 1977 seçimlerini engellemek isteyen bu kontrgerilla kanadı, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Namık Kemal Ersun önderliğinde bir harekete girişmişti.

Ancak Aydınlıkçıların yayınları ve gelişen süreç neticesinde Ersun ve ekibi (Musa Öğün, Recai Ergin, Orhan Kilercioğlu), 30 Ağustos beklenmeden emekli edilerek bu Amerikancı girişim o dönem için başarısızlığa uğratıldı.

1 Mayıs 1977, Aydınlık’ın sunduğu tüm bu kanıtlarla; sol içi bir çatışma değil, emperyalizm güdümlü Gladyo‘nun Türkiye’yi 12 Eylül karanlığına taşımak için kurguladığı profesyonel bir imha operasyonudur.

Bugün Aydınlık arşivlerinde korunan bu belgeler, 1 Mayıs 1977’nin basit bir güvenlik zafiyeti değil, Türkiye’nin tam bağımsızlığını hedef alan uluslararası bir komplo olduğunu tüm çıplaklığıyla belgelemektedir.

Kontrgerilla merkezli bu tertibin deşifre edilmesi, o dönem ordu içindeki Amerikancı cunta hareketlerini sarsmış ve emperyalizmin kanlı planlarına karşı tarihsel bir barikat oluşturmuştur.

1 Mayıs 1977, yalnızca bir katliam değil, Gladyo ile hesaplaşma kararlılığının ve gerçeklerin er ya da geç gün yüzüne çıkacağının en somut nişanesidir.
Kaynak: Aydınlık