Siyasi kavganın içine çekilen inanç
ERDEM CÖMERT
Cumhuriyet Halk Partisi içindeki parti içi mücadelede bazı Alevi örgütlerinin açık biçimde taraf haline gelmesi ve belirli isimler lehine ya da aleyhine açıklamalar yapması son derece yanlış bir tutumdur. Daha da vahimi, Alevi-Bektaşi kimliğinin bir siyasi rekabetin aparatı gibi kullanılmaya başlanmasıdır.
Alevilik hiçbir partinin arka bahçesi değildir.
Bu hakikati artık yüksek sesle söylemek gerekiyor.
ALEVİLİK BİR İNANÇTIR SİYASİ ETİKET DEĞİL
Alevilik-Bektaşilik bin yıllık bir irfan yoludur. Horasan’dan Anadolu’ya taşınan bir insanlık öğretisidir. Eline, beline, diline sahip olmayı öğütleyen bir inancın günlük siyasi hesapların içine çekilmesi kabul edilemez.
Bir siyasi partide yaşanan liderlik yarışında Alevi kimliği üzerinden saflaşma yaratılması yalnızca Alevilere zarar vermez. Bu durum Türkiye’nin toplumsal dokusuna da zarar verir.
Çünkü bu yaklaşım Alevileri doğal olarak belli bir siyasi partinin toplumsal uzantısı gibi göstermektedir. Oysa Aleviler bu ülkenin her görüşten yurttaşlarıdır. Sağcısı vardır solcusu vardır milliyetçisi vardır sosyalisti vardır. İnanç kimliği üzerinden siyasal kümelenme yaratmaya çalışmak laikliğe de toplumsal barışa da aykırıdır.
KILIÇDAROĞLU’NA YÖNELİK SALDIRILARIN YANLIŞLIĞI
Türkiye yakın geçmişte çok tehlikeli bir eşiği gördü. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu yıllarca inancı üzerinden hedef alındı. Siyasi eleştiri yerine mezhep iması yapıldı. Alevi kimliği üzerinden nefret dili üretildi.
Bugün aynı yanlışın başka biçimlerde yeniden üretilmesi ibret vericidir.
Bir insanın siyasi görüşü eleştirilebilir. Politikaları tartışılabilir. Ancak inancı üzerinden siyasal pozisyon üretmek de hedef göstermek de aynı derecede yanlıştır.
CHP’NİN MESELESİNİ CHP ÇÖZER
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultay süreçleri ve iç tartışmalarının muhatabı CHP’nin kendi kurumsal yapısıdır. Delegeleridir. Parti tabanıdır.
Hiçbir inanç örgütü siyasi partilerin iç mücadelelerinde taraf olmamalıdır.
Çünkü bugün bir partide taraf olan yapı yarın başka bir siyasi hesaplaşmanın içine sürüklenir. Sonunda zarar gören ise inanç kurumlarının itibarı olur.
Alevi toplumunun bugün ihtiyacı olan şey siyasal kamplaşmaların aparatı olmak değil kendi inançsal ve kültürel sorunlarına odaklanmaktır.
İnançlarımızı günlük siyasetin dar koridorlarına hapsetmeye kimsenin hakkı yoktur.
Bu ülkenin en büyük ihtiyacı ortak yaşam hukukudur. İnançların siyasete malzeme edilmediği bir Türkiye’dir. Alevilik de bu toprakların vicdanıdır. O vicdanı siyasi hesapların gölgesine düşürmek kimseye fayda getirmez.
Aşk ile…
Kaynak: Aydınlık