Fon krizinin tüm boyutlarıyla aydınlatılması gerekiyor
Araştırmacı yazar Niyazi Koç, Mavi Radyo 91.0’da yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin gündemindeki fon tartışmalarından Adana’daki kentsel dönüşüm ve Sofulu Katı Atık Tesisi çevresindeki sorunlara, tarımdan enflasyona, oda seçimlerinden yerel yönetimlere kadar birçok başlığı değerlendirdi. Koç, özellikle fon krizinin yalnızca paraların geri getirilmesiyle çözülemeyeceğini, sistemin bütün yönleriyle incelenmesi gerektiğini savundu.
Araştırmacı yazar Niyazi Koç, Mavi Radyo 91.0 frekansında gerçekleştirdiği programda Türkiye ve Adana gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Programının ana gündem maddesinin fon tartışmaları olduğunu belirten Koç, kamuoyuna yansıyan iddiaların bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini ifade etti.
Fon tartışmalarının geçmişinin Türkiye’deki finansal krizler ve yatırım alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunan Koç, 1980’li yıllardaki banker krizlerinden 1990’lı yıllardaki bankacılık ve döviz krizlerine kadar uzanan süreçte çeşitli finansal yapıların toplumda ciddi mağduriyetler oluşturduğunu söyledi.
“Sistem bütün yönleriyle incelenmeli”
Koç, günümüzde yaşanan fon tartışmalarının da yalnızca belirli kişilerin para getirip getirmemesi üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirterek, finansal sistemin işleyişinin sorgulanması gerektiğini dile getirdi.
Türkiye’de “paradan para kazanma” anlayışının üretim ekonomisinin önüne geçmemesi gerektiğini kaydeden Koç, finansal kaynakların yatırımlara, sanayiye ve tarıma yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Bankacılık sektörünün yüksek kârlılık açıkladığı bir dönemde çiftçinin üretim maliyetleri ve ürün fiyatları nedeniyle zorlandığını savunan Koç, finansal sistem ile reel ekonomi arasındaki dengesizliğin toplumdaki ekonomik sıkıntıları artırdığını değerlendirdi.
Osman Arıkan Nacar iddiasına dikkat çekti
Programında kamuoyuna yansıyan bazı haber ve iddialara da değinen Koç, Adanalı olduğu belirtilen bürokrat Osman Arıkan Nacar’ın yüksek miktarda parayla yurt dışına çıktığı yönündeki iddiaların basına yansıdığını söyledi.
Koç, söz konusu iddiaların ardından Nacar’ın avukatının açıklama yaptığını belirterek, iddiaların kesinleşmiş bir gerçek olarak kabul edilemeyeceğini ve masumiyet karinesinin esas olduğunu vurguladı.
Bununla birlikte kamuoyundaki soru işaretlerinin giderilmesi gerektiğini belirten Koç, “Herkes Türkiye’ye gelsin, Türk yargısına teslim olsun, yargılansın ve aklansın” görüşünü dile getirdi.
Koç, fon tartışmalarında adı geçen kişi ve kurumlarla ilgili soruşturma süreçlerinin hukuk çerçevesinde yürütülmesi ve varsa siyasi bağlantıların da ortaya çıkarılması gerektiğini savundu.
“Fon tartışması siyasi bağlantılarıyla araştırılmalı”
Fon tartışmalarının siyasi boyutunun da araştırılması gerektiğini ifade eden Koç, bazı siyasi isimlerin ve kamu görevlilerinin konuya ilişkin bağlantılarının bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılmasının kamuoyu açısından önemli olduğunu söyledi.
Koç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konunun üzerine gidilmesi yönünde talimat verdiğine ilişkin kamuoyuna yansıyan açıklamalara da değinerek, soruşturmanın sonuçlarının beklenmesi gerektiğini belirtti.
Sermaye piyasalarıyla ilgili iddiaların da ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini kaydeden Koç, içeriden bilgi sızdırılması, hisse veya fon fiyatlarının manipüle edilmesi ve elde edilen kaynakların farklı finansal araçlara yönlendirilmesi gibi iddiaların araştırılması gerektiğini söyledi.
Mersin operasyonları da gündeminde
Koç, programında Mersin’de belediyelere yönelik operasyonlara da değindi. Yenişehir Belediyesi ve Mezitli Belediyesi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi hakkında yürütülen soruşturmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koç, yargılama sonuçlanıncaya kadar herkes açısından masumiyet karinesinin geçerli olduğunu hatırlattı.
Belediye başkanları ve bürokratlara yönelik soruşturmaların hukuk çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini ifade eden Koç, farklı olaylar karşısında hukuk devletinin aynı standartlarla uygulanması gerektiğini savundu.
Yüreğir’deki kentsel dönüşüm tartışması
Koç’un programındaki bir diğer başlık ise Adana’nın Yüreğir ilçesinde yeni adliye binası çevresindeki kentsel dönüşüm süreci oldu.
Daha önce kamuoyuna yansıyan bir bilirkişi raporuna atıfta bulunan Koç, söz konusu yapılaşmayla ilgili emsal fazlası, müteahhitlik belgesi ve ruhsatın uygunluğu konusunda çeşitli tespitlerin gündeme geldiğini söyledi.
Konuyla ilgili idari yargı süreçlerinin de bulunduğunu belirten Koç, bazı mahkeme kararlarında yürütmenin durdurulmasına hükmedildiğini, buna rağmen yapı üzerindeki mühürlerin kırıldığı yönündeki iddiaların savcılığa taşındığını ifade etti.
Koç, burada amacının herhangi bir tarafı suçlamak olmadığını belirterek, hak sahipleri, vatandaşlar ve müteahhitler açısından mağduriyetlerin giderileceği bir çözüm bulunması gerektiğini vurguladı.
“Kentsel dönüşümde kurumlar daha aktif olmalı”
Adana’nın ciddi bir kentsel dönüşüm ihtiyacı bulunduğunu savunan Koç, bu konuda yalnızca belediyelerin değil, ilgili kamu kurumlarının ve meslek kuruluşlarının da daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
İnşaat Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odası gibi meslek kuruluşlarının söz konusu tartışmalarda daha fazla sorumluluk alması gerektiğini dile getiren Koç, sivil toplum kuruluşlarının da Adana’nın temel sorunlarına yönelik somut projeler ortaya koyması gerektiğini ifade etti.
Sofulu Çöp Tesisi için “halk sağlığı” uyarısı
Koç’un programda geniş yer verdiği bir diğer konu ise Sarıçam’daki Sofulu Katı Atık Tesisi çevresindeki koku ve sinek sorunu oldu.
Tesise yakın bölgelerde yıllar içerisinde yoğun konutlaşma yaşandığını belirten Koç, yerleşim alanlarının genişlemesiyle birlikte çöp tesisinin çevresel etkilerinin daha fazla hissedildiğini söyledi.
Koç, bölgede yaptığı gözlemlerde yoğun ve ağır bir çöp kokusuyla karşılaştığını aktararak, konunun yalnızca belediyelerin değil, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın da gündeminde olması gerektiğini savundu.
“2026 yılında Adana hâlâ çöp sorununu konuşuyor” değerlendirmesinde bulunan Koç, tesisin çevresindeki yerleşimlerin ve gelecekteki şehircilik planlarının birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti.
Koç, Adana Valisi Mustafa Yavuz’a da çağrıda bulunarak, Lezzet Festivali çalışmalarının ardından Sofulu’daki sorunun çözümü için ilgili kurumlarla koordinasyon sağlanmasını istedi.
“Adana’da verimli toprakların betonlaşmasına izin verilmemeli”
Programında tarım sektörünün sorunlarına da değinen Koç, özellikle narenciye üreticilerinin ürünlerini satamama endişesine dikkat çekti.
Limonun dalında kalmasının Adana gibi narenciye üretiminde önemli bir kent açısından kabul edilemez olduğunu savunan Koç, soğuk hava depolarının etkin kullanılması ve ürünlerin pazarlanmasına yönelik mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Çiftçinin ürününün tarlada veya dalda kalmasının üretimden kopuşu hızlandırabileceğini belirten Koç, Adana’nın tarımsal üretim kapasitesinin korunması gerektiğini vurguladı.
“Adana’da üretilen tek şey beton bloklar olmamalı” değerlendirmesini yapan Koç, verimli tarım arazilerinin imara açılmasına karşı daha duyarlı politikalar uygulanması gerektiğini ifade etti.
Enflasyon ve gelir kaybına dikkat çekti
Koç, açıklanan enflasyon rakamları ile vatandaşın günlük yaşamda karşılaştığı fiyat artışları arasında ciddi fark bulunduğunu savundu.
Emekli ve asgari ücretlilerin satın alma gücünün gerilediğini belirten Koç, buna karşılık finans sektöründeki yüksek kârlılıkların toplumdaki gelir dağılımı tartışmalarını derinleştirdiğini söyledi.
Ekonomide sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için üretim, istihdam ve yatırımın önceliklendirilmesi gerektiğini kaydeden Koç, Türkiye’nin “paradan para kazanma” ağırlıklı bir ekonomik yapıdan uzaklaşması gerektiğini dile getirdi.
Altın Koza ve Adana Ticaret Odası seçimleri
Adana’da 33. Altın Koza Film Festivali’nin tamamlanmasını da değerlendiren Koç, festivalin kent açısından önemli bir kültürel etkinlik olduğunu ancak festivalin ulusal medyada ve Adana basınında daha güçlü biçimde gündeme taşınması gerektiğini savundu.
Koç, Adana Ticaret Odası’ndaki meclis üyeliği seçimlerini de değerlendirdi. Seçimlere yüksek katılım gerçekleştiğini belirten Koç, oda seçimlerinin kişisel veya siyasi rekabetten ziyade Adana ekonomisinin geleceğine ilişkin projeler üzerinden yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Ticaret ve sanayi odalarının kent ekonomisine daha fazla katkı sunması gerektiğini savunan Koç, oda ve esnaf kuruluşlarında görev sürelerinin sınırlandırılmasına yönelik yeni bir düzenlemenin tartışılabileceğini ifade etti.
“Adana’nın artık somut projelere ihtiyacı var”
Adana’nın sanayi ve ticarette daha güçlü bir noktaya taşınması gerektiğini belirten Koç, oda seçimlerinde adayların kişisel rekabetten çok kentin ekonomik sorunlarına yönelik somut projeler ortaya koymasının önemine dikkat çekti.
Siyasi aktörlerin oda seçimlerinde etkili olmaya çalıştığı yönündeki iddiaların da kamuoyunda konuşulduğunu belirten Koç, bu tür tartışmaların oda ve borsa yönetimlerinin asli görevlerinin önüne geçmemesi gerektiğini söyledi.
Koç, seçilecek yeni yönetimlerin Adana ticaretine, sanayisine ve üretimine katkı sağlayacak politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
“Hukuk ve kamu vicdanı temel alınmalı”
Programının sonunda Türkiye ve Adana gündemindeki gelişmelerin ortak noktasının hukuk, kamu yararı ve hesap verebilirlik olduğunu belirten Koç, kamuoyuna yansıyan iddiaların soruşturulması, gerçeklerin ortaya çıkarılması ve hukuki süreçlerin sonucunun beklenmesi gerektiğini kaydetti.
Koç, fon tartışmalarından belediye operasyonlarına, kentsel dönüşümden çevre sorunlarına ve tarımdaki krize kadar tüm başlıklarda şeffaflık, hukuk ve kamu yararının esas alınması gerektiğini ifade ederek programını tamamladı.