22 Ekim 2026, 21:07:05
Dolar 42,2340
Euro 48,8802
Altın 5.629,56
BİST 10.824,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 24°C
Az Bulutlu
Adana
24°C
Az Bulutlu
Cts 24°C
Paz 16°C
Pts 19°C
Sal 20°C

“Adana’da denetim bütün belediyeleri kapsamalı”

Araştırmacı-Yazar Niyazi Koç, Çukurova Belediyesine yönelik operasyonun ardından Adana’daki yerel yönetimlerin denetimi, imar uygulamaları ve kamu kaynaklarının kullanımı konusunda değerlendirmelerde bulundu. Koç, hukukun bütün belediyelere eşit uygulanması gerektiğini vurgularken kentin ekonomik sorunlarının ve kalkınma hedeflerinin de gündemde tutulması çağrısı yaptı.

“Adana’da denetim bütün belediyeleri kapsamalı”
22 Ekim 2026 17:12
A+
A-

Adana, pazartesi gününden bu yana Çukurova Belediyesi’ne yönelik operasyonu konuşuyor. Aralarında belediye başkan yardımcıları ve bürokratların da bulunduğu 51 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında belediye başkanları Emrah Kozay ve Soner Çetin de yer aldı. Jandarmadaki ifade işlemleri tamamlandı, şüpheliler bugün adliyeye sevk edildi.

Araştırmacı-Yazar Niyazi Koç, herkes için suçu sabit olana kadar masumiyet karinesinin esas olduğunu hatırlatıyor. Yayınlanan görüntülerde olağan dışı bir durum görülmediğini, jandarmanın kibar ve intizamlı davrandığını belirtiyor. İfadelerin içeriği ve dosyada gizlilik kararı alınıp alınmayacağı henüz bilinmiyor. Koç’a göre dosya Adana’da uzun süre konuşulacak.

Geçmişin dosyası: Soner Çetin dönemi ve “emsal fazlası” raporlar

Koç, nedenini geçmişe dayandırıyor. Soner Çetin döneminde de belediyeye operasyon yapılmış, imar sorumlusu başkan yardımcısı Ali Aslanlıoğlu ve diğer bürokratlar gözaltına alınmıştı. Çok sayıda yapı denetimci ve müteahhit o davadan ceza aldı. Koç, davayı Türkiye’nin en büyük haksız zenginleşme dosyalarından biri olarak niteliyor. Mahkeme kararıyla bu zenginleşmenin tescillendiğini, dosyanın istinafta bulunduğunu söylüyor.

O dönemde soruşturmalara dahil edilmeyen Soner Çetin, bu kez “örgüt kurucusu veya lideri olduğu” iddiasıyla gözaltına alındı ve sorgulandı. Koç’a göre Çetin döneminde birçok bina hakkında verilen emsal fazlası raporlar ve bunların karşılığında verildiği iddia edilen rüşvetler ortada. Davadaki birçok kişi rüşvet almaktan veya vermekten ceza aldı. Koç, kaçak yapılaşmanın ve emsal fazlası yapıların müteahhitlerinin hesap vermesini, haksız mal varlığı edinenlerin mal varlıklarına el konulmasını bekliyor.

Koç ayrıca, Ali Aslanlıoğlu’nun mahkemedeki avukatlığını yapanlardan birinin şu anda gözaltında, birinin de meclis üyesi olduğuna dikkat çekiyor. Bu isimlerin de soruşturma kapsamında ifadelerinin alınması gerektiğini düşünüyor. Bir “talan düzeni” kurulduğunu ve birçok kişinin haksız yere zenginleştiğini savunuyor. Bağımsız yargının, jandarmanın ve polisin bu yolsuzluğa geçit vermeyeceğine inandığını belirtiyor. Cumhurbaşkanı’nın “yarına kalır ama kimsenin yanına kalmaz” sözünü de hatırlatıyor. Yargılamanın tutuksuz yapılmasının esas olduğunu, umduğu sonucun bu yönde olduğunu ekliyor.

Mersin bağlantısı ve “Ahmet Usta” meselesi

Koç, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan operasyonun ardından Yenişehir Belediyesi’ne yönelik operasyonun ikinci dalga niteliğinde olduğunu söylüyor. İlk dalgada çok sayıda bürokratın yanı sıra, FETÖ bağlantısı olduğu iddia edilen meşhur danışman Ahmet Usta da Yenişehir Belediyesi kapsamında tutuklanmıştı.

Koç, Ahmet Usta’nın Çukurova, Yenişehir ve bazı diğer belediyelerde etkin konumda olduğunu belirtiyor. Ona göre bu isim, dönemin CHP genel merkezindekiler tarafından belediyelere danışmanlık yapmak üzere yönlendirilmişti ve bunu herkes biliyor. “Paraşütle indirilen” bu danışmanları kimlerin getirdiğinin, kimlerin belediyelere pazarladığının da soruşturulması gerektiğini söylüyor. Ahmet Usta’nın Adana’daki belediyelerle ilişkisinin bu dosyada ortaya çıkacağını düşünüyor. Her zaman olduğu gibi, yargı kararı kesinleşene kadar tüm bunların iddia olduğunu, iddiaların mahkemede delillerle ispatlanması gerektiğini vurguluyor.

Operasyonların Çukurova ile sınırlı kalmayacağı kanaatinde olan Koç, siyasi tabloya da değiniyor. “12-0” sonucuyla övünen CHP’nin eski yöneticilerinin bugün Adana Büyükşehir’de, Ceyhan’da ve Yüreğir’de başkan vekilliği düzeninde olduğunu söylüyor. Çukurova’da ne olacağı belli olmasa da şimdiden bir vekil mücadelesi başladığını belirtiyor.

“Yolsuzluk sadece CHP’li belediyelerde mi?”: Sarıçam ve Yüreğir

Koç’un yayındaki en dikkat çekici bölümü, kamuoyuna yönelik şu sorusu oldu: “Sarıçam Belediyesi’nde her şey güllük gülistanlık mı?”

  • Sarıçam: Geçen dönemin denetim raporlarında bir meclis üyesinin defalarca fatura kestiği belgelenmesine rağmen soruşturma açılmadığını söylüyor. Tarlaların ortasında yol, yolak ve altyapı olmadan dizilmiş onlarca binaya iskân ve inşaat izni verildiğini belirtiyor. Katı atık depolama alanının bulunduğu yerde onlarca bina yapıldığını, bunlara ruhsat ve izin verildiğini söylüyor. Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğü ve il makamlarının konuyu sorgulaması gerektiğini ifade ediyor. Projektörlerin bundan sonra Sarıçam’a çevrileceğini söylemek için kâhin olmaya gerek olmadığını da ekliyor.
  • Yüreğir: Adliye binasının hemen yanında yükselen bir yapı için kaymakamlığın bilirkişi raporu bulunduğunu hatırlatıyor. Rapora göre yapı kaçak, uygunsuz ve emsal fazlası. Buna rağmen yasal bir işlem yapılmamış durumda. Yalnızca mağdurların başvurusu üzerine iki yürütmeyi durdurma kararı çıkmış.
  • Halı sahalar: Yüreğir Belediyesi’nin geçen dönemde halı sahaları İmar AŞ’ye devrettiğini, Kocaispir’in İmar AŞ’deki bürokratlarının ise bu tesisleri yandaşlara açıkça peşkeş çektiğini iddia ediyor. Teftiş kurulu ve mülkiye müfettişlerinin karşıt kararlarına rağmen Büyükşehir’in halen bu alanları üzerine almadığını söylüyor. İmar AŞ’nin gerekli girişimleri yaptığını, taşınmazların meclis kararıyla belediyeye devrinin talep edildiğini, ancak geçen oylamada 4 CHP’li meclis üyesinin çekimser kalmasıyla konunun bir sonraki döneme kaldığını belirtiyor.

Koç’un mesajı net: Yasalar herkese uygulanmalı, vatandaşlar arasında ayrım yapılmamalı. Çukurova’da operasyon varsa Yüreğir ve Sarıçam’daki iddialar da aynı titizlikle araştırılmalı. Yargılamaların sürmesine kimsenin karşı çıkamayacağını, ancak adaletin kılıcının herkese eşit düşmesi gerektiğini vurguluyor.

Türkiye gündemi: Fon vurgunu

Koç, Türkiye’nin günlerdir fon vurgununu konuştuğunu belirtiyor. Her gün tutuklamalar ve görevden almalar yaşanıyor. Cumhurbaşkanı’nın “yarına kalır ama kimsenin yanına kalmaz” sözüne atıfla, işin yalnızca Fatma Betül Sayan Kaya’nın görevden alınmasıyla bitmeyeceğini söylüyor. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in bir televizyon programında AK Parti içinde Fatma Betül Sayan Kaya gibi çok sayıda milletvekili ve yönetici bulunduğunu canlı yayında dile getirdiğini aktarıyor. Bu nedenle fon vurgununun hükümetin kamuoyu önünde bir sınavı olduğunu, fon vurguncularına, tarikatçılara ve döviz vurguncularına “dur” demenin zamanının geldiğini savunuyor. Sarıgül ailesine yönelik operasyona ve kara para aklama iddialarına da gündemin başlıkları arasında değiniyor. Belediyelere yönelik operasyonların artık sıradanlaştığını, herkesin bunu normal karşılamaya başladığını belirtiyor.

Adana’nın asıl gündemi ne olmalı?

Koç, Adana Valiliği’nin dün düzenlediği 2040 vizyon toplantısına atıfta bulunarak şehrin yapısal sorunlarını sıralıyor:

  • Temizlik, yapılaşma ve kültürel sorunlar; niteliksiz göçün şehri niteliksiz bir yapıya büründürmesi
  • Ucube ve derme çatma binalar, trafikteki kargaşa ve görgüsüzlük, kaldırım işgalleri
  • Tarımda dalında kalan narenciye, yerlerde sürünen limon ve dalında kalan mandalina

Gelmiş geçmiş tüm yöneticilerin özeleştiri yapması ve Adana’da yeni bir kan, yeni bir yapılanmanın şart olduğunu söylüyor. Adana’nın Ortadoğu’ya açılan kapı olduğunu, hava, deniz ve demiryolu ulaşımı bakımından uygun bir coğrafyada yer aldığını hatırlatıyor. Karataş ve Yumurtalık’ın iyi değerlendirilemediğini, buralarda büyük bir liman kurularak Mersin ve İskenderun limanlarının yükünün hafifletilmesi gerektiğini savunuyor.

Yerel medyayı da eleştiren Koç, medyanın büyük ölçüde “il başkanı ne dedi, belediye başkanı ne söyledi” çizgisinden çıkamadığını, Adana’nın sorunlarını dile getirmekte yetersiz kaldığını söylüyor. Bir gazete sahibinin dünkü yazısına atıfla, insanların moralini bozan günlük olayların konuşulmadığını belirtiyor.

Ekonomi: “Vatandaşlık maaşı”, faiz bütçesi, emekli

Koç, “vatandaşlık maaşı” önerilerini eleştiriyor. Emekçiye hak ettiği ücret verilemezken bu kaynağın nereden bulunacağını soruyor. Bu paralarla yatırım yapılması, insanlara iş ve güç bulunması, insanların alın teriyle kazanıp mutlu olmasının daha doğru olacağını söylüyor. “Avantaya, havadan para kazanma düzenine” son verilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Türkiye’nin yıllardır “düşük faiz, yüksek faiz” politikalarıyla yönetilmeye çalışıldığını belirten Koç, 2027 bütçesinin yaklaşık %15’inin, yani yaklaşık 4 katrilyon liralık bir tutarın faize ayrıldığını söylüyor. Bunu “dış finans mafyasına” ödenen bir kaynak aktarımı olarak niteliyor ve kabul edilemez buluyor. Enflasyonun kaynağının insanların alışveriş yapması olmadığını, ülkede “ahlaksız” bir fahiş fiyat enflasyonu bulunduğunu savunuyor. Bu tabloda 2027’de esnafa, sanatkâra, çiftçiye ve çalışana yüksek bir ücret ödenemeyeceğini, asgari ücret zammının enflasyon oranında yapılacağının belli olduğunu söylüyor.

Emekliler için acil bir seyyanen zam talep ediyor. Ev kiralarının 20.000 TL’yi bulduğu, en düşük emekli maaşının 23.000 TL olduğu bir ortamda emeklinin nasıl geçineceğini soruyor. Sebze ve meyvelerin pahalılığına, temel gıdaya gelen zamlara dikkat çekiyor. Adana’da ve Türkiye’de kısır çekişmelerle yapay gündemler üretildiğini, halkın geçim derdinden uzaklaşıldığını belirtiyor.

Dış politika: Libya, Avrupa, Yunanistan ve “Mekke Anlaşması”

  • Libya ve Mavi Vatan: Libya parlamentosunun önceki gün Türkiye ile deniz yetki alanlarında iş birliği anlaşmasını kabul ettiğini, Mavi Vatan’ın tescillendiğini söylüyor. Buna ilk karşı çıkanların Avrupalılar olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye’de CHP’den AK Parti’ye birçok partinin Avrupa Birliği’ne güvendiğini, oysa AB’nin Türkiye’yi istemediğini söylüyor.
  • Avrupa’da kriz: Fransa’da büyük bir kaos yaşandığını, liselilerle birlikte “sarı yelekliler”in sahneye çıktığını, olayların anarşik boyutlara vardığını belirtiyor. Halkın tepkisinin nedenlerini yoksulluk, yüksek faiz, vergiler ve yaşam standardının düşmesi olarak sıralıyor. Almanya’da AfD’nin hızla yükseldiğini ve milliyetçi partilerin güçlendiğini aktarıyor. Bu gelişmelerin Avrupa’da “Amerikancı partiler ve düzenin” sonunu getireceğini öngörüyor.
  • Yunanistan: Yunanistan’ın tam bir Amerikan üssü haline geldiğini, ABD’yi arkasına alarak Mavi Vatan’a karşı kışkırtıcı davrandığını söylüyor. Türk milletinin, ordusunun ve hükümetinin bu baskılara “eyvallah” etmeyeceğini ekliyor.
  • Mekke Anlaşması: Maddelerinin Meclis’e geldiğini, İsrail’i koruma amacı taşıdığı izleniminin doğduğunu ve İslam ülkelerinin anlaşmaya hızla karşı çıktığını belirtiyor. Pakistan’daki önemli olaylara, Suudi Arabistan’ın ordusunun yetersizliğine ve Yemen’deki Husilerin düzenli ordularla Suudilerin içlerine kadar girdiğine dikkat çekiyor. Vatan Partisi ve diğer partilerin Meclis’te anlaşmaya cepheden karşı çıktığını söylüyor. Türkiye’nin 1 Mart tezkeresi gibi “hayır” demenin gururunu yaşayıp yaşamayacağının görüleceğini belirtiyor. Anlaşmanın halka iyi anlatılması gerektiğini, Türk askerinin Suudilerin bekçiliğini yapamayacağını vurguluyor.

Gözler adliyede

Koç, Adana’nın bugün merakla Çukurova’da gözaltına alınan başkanların ve diğer yöneticilerin adliyedeki sürecini beklediğini belirtiyor. Umudu, hepsinin tutuksuz yargılanması yönünde. Yargılamalar sürerken ilkeyi bir kez daha hatırlatıyor: Hukuk herkese eşit uygulanmalı, kesinleşmiş yargı kararı olmadan hiçbir iddia hüküm sayılmamalı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.