Araştırmacı- Yazar Niyazi Koç’tan Türkiye ve Dünya gündemine dair çarpıcı analizler
Koç, Mavi Radyo’daki yayında şunları kaydetti:
1. Ankara’da Kritik Eşik: NATO Zirvesi mi, Cenaze Töreni mi?
Amerika ile İran arasındaki mutabakatın bozulmasıyla tırmanan küresel gerilimin gölgesinde, 7-8 Temmuz günlerinde Ankara olağanüstü bir zirveye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın da katılacağı bu zirve, tarafımızca “beyin ölümü gerçekleşmiş bir örgüte serum verme çabası” olarak değerlendirilmektedir.
- Tarihsel Gerçekler: NATO, geçmişten bugüne 12 Mart, 12 Eylül ve 15 Temmuz gibi darbelerin arkasındaki görünmez el olan Gladio’nun ta kendisidir. Uğur Mumcu, Turan Dursun ve Ahmet Taner Kışlalı gibi aydınlarımızın katledilmesindeki roller hafızalardan silinmemiştir.
- Protestolar ve Ayrışma: Bağımsız bir ülkede gazetecilerin bile izlemek için NATO’dan akreditasyon almak zorunda kaldığı bu süreç, ülkedeki saflaşmayı netleştirmiştir. Türkiye Gençlik Birliği (TGB) dışındaki yapıların sessizliği dikkat çekerken, adliyeye sevk edilen TGB’li gençlerin haklı mücadelesinin yanında olmak vatanseverlik gereğidir.
- Ümit Özdağ’ın Çelişkisi: Kendini milliyetçi olarak tanımlayan Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ’ın, “NATO özgürlükleri koruyan bir şemsiyedir” açıklaması, vatansever çevrelerde büyük bir hayal kırıklığı ve kimlik beyanı olarak kayda geçmiştir.
2. Ekonomik Uçurum: Halk Sefalette, Bankalar Rekor Karda!
Türkiye’de ekonomik sürdürülebilirlik tamamen ortadan kalkmış durumdadır. Yarın açıklanacak enflasyon verileri öncesi halkın ve üreticinin durumu içler acısıdır.
- Gelir-Gider Dengesi: Asgari ücretin 28.000 TL, en düşük emekli maaşının 20.000 TL olduğu ülkede, yoksulluk sınırı 114.000 TL’ye ulaşmıştır.
- Vatandaş Sefalette, Bankalar Kar Rekorunda: BDDK verilerine göre bankalar yılın ilk 5 ayında 421 milyar TL net kâr açıklamıştır. Geçen yıla göre %29 artış gösteren bu kârlılık, paradan para kazanan bir sülük sisteminin ürünüdür. Bu muazzam kâra ek vergi getirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
- Tarımda Oligarşik Yapı: Mevsimsel etkilerle tezgahlarda ucuzlayan meyve-sebze, üreticiyi perişan etmiştir. Türkiye ekonomisini ve dağıtım ağını elinde tutan 1000 büyük şirket, üretimde oligarşik bir yapı kurarak kendini devletin üzerinde görmektedir.
3. İnanç Merkezleri Propaganda Malzemesi Yapılamaz
Muharrem orucunun ardından cemevlerinde düzenlenen Aşure etkinlikleri, maalesef bazı siyasi çıkarlara alet edilmiştir.
- Garip Baba Cemevi Skandalı: İstanbul’da DEM Partili Celal Fırat’ın başkanlığındaki cemevine Özgür Özel ve ekibinin katılımıyla inanç merkezi inat ve kin evine dönüştürülmüştür. Burada Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine atılan sloganlar ve sergilenen egolar tüm aklı başında Alevi kurumları tarafından kınanmıştır.
- Doğru Örnek Hacıbektaş: Buna karşın Hacıbektaş’ta Devlet Bahçeli’nin himayesinde gerçekleştirilen Horasan Erenler Derneği etkinliği, tüm canları bir araya getirerek birliğin ve kardeşliğin adresi olmuştur.
4. CHP’de İç Hesaplaşma ve Yerel Yönetimlerde Yolsuzluk Bataklığı
Cumhuriyet Halk Partisi, ideolojisini kaybetmiş ve tamamen belediye rantlarının paylaşım merkezine dönüşmüş durumdadır.
- Adana İl Başkanlığı Ataması: Adana’da demografik yapı ve örgüt iradesi hiçe sayılarak Orhan Bayram il başkanı olarak atanmıştır. Bu atamanın arkasında Özgür Özel’in ekibinden Ulaş Karasu ve Kadir Aydar dosyası iddiaları yer almaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Etrafımı hırsızlar ve FETÖ’cüler çevirmiş, arınacağız” feryadına rağmen Adana özelinde bu arınma sağlanamamıştır.
- Belediyelerdeki Çöküş: Silifke Belediye Başkanı’nın tutuklanması, Uşak’taki rezaletler ve “yapay zeka” ile aday gösterilen eski sağ partili isimlerin hızla AK Parti’ye geçmesi CHP genel merkezinin basiretsizliğinin kanıtıdır.
- Çukurova Belediyesi ve Soner Çetin Dönemi: Soner Çetin döneminde Çukurova Belediyesi’nde rüşvet, irtikap ve imar yolsuzluğu iddialarıyla aralarında Ali Aslanlıoğlu ve Suat Bayeskin’in de bulunduğu çok sayıda bürokrat tutuklanmıştı. Mülkiye Başmüfettişi talimatıyla bu isimlerin mal varlıklarının araştırılması için suç duyurusunda bulunuldu. Soner Çetin’in “Uçan kuştan haberim var” deyip bu yolsuzluklardan habersiz olduğunu iddia etmesi inandırıcı olmaktan uzaktır.
Sonuç olarak; Türkiye hem içerideki işbirlikçi ve rantçı yapılardan hem de dışarıdaki küresel emperyalist kuşatmadan (Doğu Akdeniz ve Kıbrıs planları) ancak milli bir duruş ve iç cepheyi tahkim ederek çıkabilir.