CHP sadece CHP’nin sorunu değildir!
EDİTÖR’DEN
Son zamanlarda CHP’de yaşananlar sadece parti içi sorunlar değildir veya salt bir liderlik ve kadro sorunu da değildir.
Durumu bu şekilde tartışmak veya görmek gidişatı anlamaya yetmez.
Aslında bu saflaşma sadece CHP’de yaşanmıyor; yeni dünya düzeninde bu saflaşma diğer partilerde de farklı şekillerde yaşanmaya devam ediyor.
Asıl neden ise dünyada dengelerin değişmesi, tek kutuplu düzenin yerini çok kutuplu yeni bir dünya düzeninin almasıdır.
Türkiye’de ise, siyasi yapıların ve onların dayandıkları sınıfların emperyalizm ile olan ilişkileri de değişiklikler göstermektedir.
Aslında olay, gelişen dünyanın tümünde emperyalist hegemonya ile ülkelerin bağımsız gelişmesi arasındaki çelişmelerdir.
Yani baş çelişme emperyalizm ile ulus devletler arasındadır.
İşte gelinen durumda partiler arasında ve parti içindeki çelişkiler de bu saflaşmanın ürünüdür.
Dünyada ekonomik ve siyasal sistemin ağırlığının Asya’ya kaydığı ve güvenlik mimarisinin de değiştiği bu ortamda tarihsel olarak büyük bir dönemeç yaşanmaktadır.
Bu gelişmeler ışığında siyasal aktörlerin de aynı noktada sabit kalmaları beklenemez; siyasetçiler ve partiler bu gelişmenin dışında kalamaz.
CHP içindeki gelişmeleri de bu çerçevede değerlendirmek durumundayız.
Olay sadece Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında yaşanan bir çekişme değildir.
Çünkü Türkiye’nin geleceğine ilişkin iki çizgi arasında farklı siyasi hatların karşı karşıya gelmesidir.
Özgür Özel’in uluslararası kamuoyuna hitaben yazdığı yazıda NATO’ya ve Atlantik sistemine selam çakılmaktadır.
Özgür Özel, Atlantik ve NATO ekseninde davranacağını beyan etmiştir aslında.
Buna benzer durumlar aslında AK Parti ve MHP içinde de ve farklı siyasi yapılarda da devam etmektedir.
Çünkü Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu temel sorun değişmemiştir.
Ya Atlantik sisteminde devleti dağılan, milleti çürüyen bir ülke mi olacağız, yoksa çok kutuplu yeni dünya düzeninde bağımsız bir ülke mi olacağız?
Parti içindeki bu saflaşmalar da işte bu temel çelişmenin sonucudur.
Kimin nerede durduğu değil, saflaşmadaki tutumu önemlidir.
Kısacası CHP içindeki bu gelişmenin esası da, özü de hangi programın ve hangi sınıfsal hattın Türkiye’yi geleceğe taşıyacağıdır.
Dolayısıyla CHP içindeki tartışmalar ve gelişmeleri de dünyadaki gelişmelerden çok da ayrı tutamayız.
CHP, yeniden Altı Ok çizgisine yelken açmak durumundadır.