10 Temmuz 2026, 22:27:38
Dolar 42,2340
Euro 48,8802
Altın 5.629,56
BİST 10.824,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 24°C
Az Bulutlu
Adana
24°C
Az Bulutlu
Cts 24°C
Paz 16°C
Pts 19°C
Sal 20°C

Kılıçdaroğlu’nun asıl sınavı şimdi başlıyor!

Kılıçdaroğlu’nun asıl sınavı şimdi başlıyor!
10 Temmuz 2026 21:15
A+
A-

EDİTÖR’DEN

Mutlak butlan kararının ardından CHP Genel Başkanlığı’na yeniden dönen Kemal Kılıçdaroğlu, partideki önemli bir kesim için yalnızca eski liderin geri dönüşü değil, yeni bir siyasi başlangıcın da işaretiydi. Parti yönetimine ve izlenen çizgiye uzun süredir itiraz eden çevreler bu gelişmeyi umutla karşıladı; Özgür Özel–Ekrem İmamoğlu ekseninde kurulan güç merkezi açısından ise ağır bir siyasi darbe olarak okundu.

Ne var ki aradan geçen sürede ortaya çıkan tablo, bu avantajın planlı ve stratejik biçimde yönetilemediğini gösteriyor. Ortada iki ihtimal var: Ya Kılıçdaroğlu’nun çevresindeki kimi hizipler, kişisel hesapları ve dar grup çıkarları uğruna Kemal Bey’i yanlış yönlendiriyor; ya da Kılıçdaroğlu kazandığı zaferin ardından bir tür rehavete kapılmış, “Ben hesabımı gördüm, öcümü aldım; gerisi beni ilgilendirmez” noktasına savrulmuş durumda.

Oysa siyaset, rakibi yenmekten ya da geçmişin hesabını sormaktan ibaret değildir. Asıl başarı, kazanılan mevziyi kalıcılaştırmak, geniş toplum kesimlerine umut vermek ve iktidar alternatifi olabilecek güçlü bir kadroyu ortaya koyabilmektir. Bugün Kılıçdaroğlu’nun önündeki temel mesele geçmişle hesaplaşmak değil; CHP’nin geleceğini yeniden inşa edecek siyasi iradeyi gösterebilmektir.

Gelinen noktada Kılıçdaroğlu, kendisini destekleyen dar bir çevreyle yol yürümeye çalışıyor. Üstelik bu çevredekilerin önemli bölümünün Kemal Bey’in yanında durmasının nedeni ortak bir siyasi vizyon değil, başka seçeneklerinin kalmamış olması. Bir kısmı “ya tutarsa” hesabıyla etrafında toplandı ve kısa vadede bu hesabın karşılığını da aldı.

Ancak kısa vadeli hesapların tutması, sürdürülebilir başarı anlamına gelmez. Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresindeki pek çok ismin kamuoyunda, parti tabanında ve kendi seçim bölgelerinde ciddi biçimde yıprandığı ortada. Toplumla bağını yitirmiş, siyasi karşılığı zayıflamış, yalnızca geçmişten gelen kişisel sadakat ilişkileri üzerinden konumlanan isimlerle yeni bir başarı hikâyesi yazılamaz.

Sadakat elbette önemlidir. Ama liyakatin, yetkinliğin ve toplumsal karşılığın önüne geçtiğinde, yönetimi güçlendiren değil zayıflatan bir unsura dönüşür. Yalnızca kendisine bağlı isimlerden kurulu kapalı bir kadro yapısı Kılıçdaroğlu’nu güçlendirmez; onu toplumdan ve parti tabanından daha da uzaklaştırır. CHP’nin ihtiyacı dar bir ekip değil; farklı görüşleri buluşturabilen, topluma güven veren ve geleceğe dönük gerçekçi bir program ortaya koyabilen güçlü bir kadrodur.

Kılıçdaroğlu, süreci mevcut anlayışla yönetmeye devam ederse ciddi siyasi kayıplarla karşılaşabileceğini görmelidir. Önce kendini toparlamalı, yaşananları soğukkanlılıkla değerlendirmeli ve çevresindeki kadroları yeniden gözden geçirmelidir. Karar mekanizmalarına yalnızca kendisini alkışlayanları değil; gerektiğinde yanlışını yüzüne söyleyebilecek, eleştirel düşünen, siyaseten güçlü ve toplumda karşılığı olan isimleri de katmalıdır.

Bugün yapılması gereken geçmişin rövanşını almak değil, geleceğin CHP’sini kurmaktır. Bunun yolu kişisel hesaplaşmalardan, dar kadroculuktan ve hizip kavgalarından değil; ortak akıldan, liyakatten, şeffaflıktan ve tabanın sesine gerçekten kulak vermekten geçer. Genel başkanlık koltuğuna dönmek tek başına başarı değildir. Bu dönüşün anlam kazanması için partide gerçek bir zihniyet ve kadro dönüşümünün de başlaması gerekir.

Aksi hâlde Özel–İmamoğlu ekibi kısa sürede toparlanacak ve kaybettiği gücü geri kazanacaktır. Dahası, bugün sergilenen yönetim zafiyeti, yanlış kadro tercihleri ve kamuoyuna yansıyan dağınık görüntü, o ekibin geçmişte dile getirdiği kimi eleştirileri toplum nezdinde haklı çıkaracaktır. Böyle bir sonuç yalnızca Kılıçdaroğlu’nun kişisel geleceğini değil, etrafında yeniden şekillenmeye çalışan bütün siyasi yapıyı da zayıflatır.

CHP, iç çekişmelerin, kişisel hesaplaşmaların ve amatör yönetim görüntüsünün yarattığı ağır maliyeti artık görmek zorundadır. Parti kendi içindeki güç mücadeleleriyle zaman kaybettikçe toplumun gerçek gündeminden uzaklaşacak, iktidar alternatifi olma iddiasını adım adım yitirecektir. Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan böylesine kritik bir dönemden geçtiği bir ortamda, ana muhalefetin kendi iç hesaplaşmalarına hapsolması kabul edilemez.

CHP’yi bu tablodan çıkaracak olan, geçmişe duyulan sadakat ya da kişilere bağlılık değildir. Partiyi yeniden ayağa kaldıracak olan; liyakatli ve toplumda karşılığı olan kadrolar, ortak akıl, güven veren bir yönetim anlayışı, güçlü bir siyasi program ve taban iradesine gerçek anlamda saygıdır.

Kılıçdaroğlu, önünde açılan bu dönemi doğru değerlendirirse yalnızca kendi itibarını onarmakla kalmaz; CHP için gerçek bir toparlanma ve yenilenme sürecinin de kapısını aralayabilir. Ama bunun için önce etrafındaki dar çemberi kırması, kişisel hesaplaşmaları geride bırakması ve kendisini yeniden geniş toplum kesimlerine seslenen bir liderlik anlayışıyla konumlandırması gerekiyor.

Çünkü siyaset, bir makamı yeniden kazanmak değil; o makamı hangi kadrolarla, hangi anlayışla ve hangi hedef doğrultusunda kullandığınız meselesidir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.