Mavi Vatan’da atak zamanı
Meclis’e haziranda geleceği açıklanan, ardından ekim ayına ertelenen Mavi Vatan Yasası hâlâ ortada yok. Libya, doğusuyla batısıyla Mavi Vatan’a mührü vururken AK Parti Hükümeti’nin sessizliği sürüyor. Doğu Akdeniz’de sismik çalışmalar bir türlü başlamıyor.
Mavi Vatan mücadelesi yeni bir dönemece girdi. Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını onaylarken, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini hukuki güvenceye kavuşturması beklenen Mavi Vatan Yasası hâlâ Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmadı. Mayıs ayında yapılan açıklamalarda düzenlemenin Kurban Bayramı sonrasında Meclis’e geleceği belirtilmiş, daha sonra takvim ekim ayına ertelenmişti. Ancak ekimin sonuna yaklaşılmasına rağmen kamuoyuna açıklanmış bir kanun teklifi bulunmuyor. Üstelik sorun yalnızca kanunun gecikmesi de değil. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ilan ettiği deniz yetki alanlarında petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinin geleceği, KKTC’nin tanıtılması ve bölge ülkeleriyle yeni deniz yetki alanı anlaşmaları da yanıt bekleyen sorular olarak duruyor.
LİBYA’DAN ONAY GELDİ AK PARTİ NEYİ BEKLİYOR
Libya Temsilciler Meclisi, 20 Ekim’de Bingazi’de yaptığı toplantıda, Türkiye ile 27 Kasım 2019’da imzalanan “Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası”nı oy birliğiyle onayladı. Ayrıca Meclis, 2020 yılında Türkiye ile yapılan anlaşmaları reddeden ve Ankara ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören önceki kararlarını da yürürlükten kaldırdı. Bu gelişmeyle birlikte, uzun yıllar Türkiye-Libya anlaşmasına karşı çıkan Tobruk merkezli siyasi yapı da anlaşmayı kabul etmiş oldu.
Bu karara karşı uluslararası cepheden tepkiler de gecikmedi. Avrupa Birliği, 21 Ekim’de yayımladığı resmî açıklamada, anlaşmanın üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve hükümsüz olduğunu ileri sürdü. İsrail Dışişleri Bakanlığı da anlaşmanın bölgedeki yakın müttefiklerinin haklarını ihlal ettiğini iddia ederek Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de istikrarsızlık yaratmakla suçladı. Yunanistan ise meseleyi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine taşıdı.
Atlantik Cephesi Türkiye karşıtı faaliyetlerini hızlandırırken AK Parti iktidarının denizlerdeki hak ve menfaatlerimizi sahada da destekleyecek adımları neden geciktirdiği sorusu daha da önem kazanıyor.
MAVİ VATAN YASASI İKİ KEZ ERTELENDİ
Mavi Vatan Yasası’nın hazırlanacağına ilişkin açıklamalar mayıs ayında gündeme geldi. Düzenlemenin Kurban Bayramı sonrasında, haziran ayında TBMM’ye sunulması bekleniyordu. Ancak bu takvim gerçekleşmedi. Daha sonra Meclis’in çalışma programı gerekçe gösterilerek teklifin ekim ayına bırakıldığı bildirildi. 1 Ekim’de yeni yasama yılı başladı. Aradan üç hafta geçti. Buna rağmen deniz yetki alanlarının belirlenmesi, ilan edilmesi ve korunmasına ilişkin kapsamlı düzenleme henüz Meclis gündemine gelmedi. Hükümetin yanıtlaması gereken soru açık: Mavi Vatan Yasası neden hâlâ Meclis’e sunulmadı? Taslak hangi kurumda bekliyor? Düzenlemenin önünde siyasi bir engel mi bulunuyor?
SAHADAKİ SUSKUNLUK NE ZAMAN SONA ERECEK
AK Parti Hükümeti’nin kenarda beklettiği yalnızca Mavi Vatan Yasası değil. Ortada yasa olmadığı gibi Doğu Akdeniz’deki sismik/sondaj faaliyetleri de yıllardır yapılmıyor. Doğu Akdeniz’de hidrokarbon araştırmaları için Batı’nın dayattığı sözde Sevilla Haritası’nın dışına çıkan son faaliyet 2021 yılında gerçekleşti. Libya ile anlaşmanın ardından ortaya çıkan 28 derece doğu boylamının batısındaki sahalar da boş bekliyor. Söz konusu sahalarda araştırma/geliştirme faaliyetlerinin yürütülmesi için 2020 yılında ihale açılmış, ihaleyi Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) kazanmıştı. Ancak ilgili sahada bugüne kadar hiçbir faaliyet yürütülmedi.
Türkiye’nin kendi kıta sahanlığı olarak değerlendirdiği alanlarda enerji kaynaklarını araştırması, yalnızca ekonomik değil, Mavi Vatan’daki haklarımızın devlet uygulamalarıyla desteklenmesi bakımından da önem taşıyor.
KIBRIS’TA MASA SİYASETİNE DÖNÜŞ
Doğu Akdeniz’deki bir başka tartışma konusu da Kıbrıs politikası. AK Parti Hükümeti, bugüne kadar Kıbrıs siyasetini “KKTC’yi tanıtma” yerine “iki devletli çözüm”e sıkıştırdı. Üstelik son dönemde bu politika dahi ikinci plana atıldı. Şimdilerde Rum tarafıyla yeniden temas ve müzakere adı altında bir oyalanma süreci yaşanıyor. Rum Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in de önümüzdeki günlerde BM İklim Değişikliği Konferansı (COP31) gerekçesiyle Antalya’ya gelmesi bekleniyor. Türkiye masaya dönüş sinyalleri verirken ABD, İsrail ve Yunanistan Rumları silahlandırmaya, Ada’da üsler kurmaya, intikam tatbikatları yapmaya devam ediyor.
ADALARA SİLAH YIĞILIYOR
Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin yanı sıra Ege Denizi’nde Yunanistan’ın gayri askerî statüdeki adaları silahlandırma girişimleri de devam ediyor. Aşil Kalkanı ile Türkiye’ye duvar örülüyor. Milli Savunma Bakanlığı, daha önce adaların silahlandırılmasının mülkiyet tartışmalarını gündeme getireceği konusunda Atina’yı uyarmıştı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da bu konuda düzenli Navtex mesajları yayınlanarak bir hukuki hazırlık yapıldığını açıklamıştı. Bu hazırlığın gereği ise hala yapılmadı. Konu Uluslararası Adalet Divanı’na taşınmadığı gibi Navtex’ler de sustu.
MAVİ VATAN İÇİN 10 ACİL ADIM
Türkiye’nin denizlerdeki hak ve çıkarlarını korumak, Batı’nın tehdit ve baskılarına yanıt oluşturmak için açıklamaların ötesine geçen, birbirini tamamlayan askeri, hukuki, diplomatik, ekonomik ve idari adımlar atılmalı:

1- Mavi Vatan Yasası derhâl çıkarılmalı. Deniz yetki alanlarına ilişkin hukuki çerçeve bütünlüklü biçimde düzenlenmeli.
2- Mısır, Suriye ve Filistin ile MEB anlaşması imzalanmalı.
3- Doğu Akdeniz’deki araştırma faaliyetleri için somut takvim açıklanmalı. 28 derece doğu boylamının batısına geçilerek sismik çalışmalar yapılmalı.
4- Kıbrıs’ta iki devletli çözüm ile yetinilmemeli. KKTC’yi tanıtma siyaseti öne çıkarılmalı. Somut hedefler açıkça ortaya konulmalı.
5- Mısır ve Suriye’nin hidrokarbon ihalelerine girilmeli. Enerji işbirliği genişletilmeli.
6- Gayri askerî statüdeki adalar için notalar verilmeli. Atina Moratoryumu iptal edilmeli. Uçuşlar yeniden başlatılmalı. Konu gerekirse Uluslararası Adalet Divanı’na taşınarak adaların mülkiyeti tartışmaya açılmalı.
7- KKTC’de egemen bir deniz üssü kurmaya yönelik yıllar önce yapılan hazırlıklar hızla hayata geçirilmeli. Mersin’de tam teşekküllü bir tersane kurulmalı.
8- Denizcilik Bakanlığı kurulmalı. Sivil tersaneler, gerektiğinde askeri yetenekleri üstlenebilecek şekilde dönüştürülmeli. Ticaret gemileri ve personel aynı maksatla eğitilmeli. Balıkçılık yalnızca bir ekonomik faaliyet olarak düşünülmemeli.
9- Heybeliada Deniz Lisesi ve tüm askeri liseler, askeri hastaneler yeniden açılmalı.
10- Tüm bu süreçte Batı’dan gelecek baskı ve tehdidi dengelemek için Rusya ve Çin ile Doğu Akdeniz’de ortak tatbikat mimarisi oluşturulmalı.
Mavi Vatan için şimdi atak zamanı!