31 Mayıs 2026, 17:09:53
Dolar 42,2340
Euro 48,8802
Altın 5.629,56
BİST 10.824,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 24°C
Az Bulutlu
Adana
24°C
Az Bulutlu
Cts 24°C
Paz 16°C
Pts 19°C
Sal 20°C

Öz CHP mi, Boz CHP mi?

Öz CHP mi, Boz CHP mi?
31 Mayıs 2026 15:51
A+
A-

EDİTÖR’DEN

Türkiye siyasetinde bugün CHP üzerinden yaşanan tartışma, yalnızca bir genel başkanlık tartışması değildir. Mesele çok daha derindir: CHP’nin kimliğiyle, ruhuyla, kuruluş ilkeleriyle ve Türkiye siyasetindeki tarihsel yeriyle ilgilidir.
Asıl soru şudur: CHP gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi olarak mı yoluna devam edecek, yoksa adı CHP olup ruhu başka bir yere savrulmuş bir yapıya mı dönüşecektir?
Ben bu tartışmayı artık iki ana başlık altında görüyorum: Öz CHP ve Boz CHP.
Öz CHP, Kemal Kılıçdaroğlu ve onunla birlikte partiyi yeniden kuruluş ayarlarına döndürmek isteyen kadrolardır. Cumhuriyet’in kurucu değerlerini, devlet ciddiyetini, laikliği, halkçılığı, kamuculuğu, sosyal adaleti, Atatürkçü çizgiyi ve Türkiye’nin milli meselelerinde sorumluluk alabilen siyasi aklı temsil eder.
Boz CHP ise bana göre Özgür Özel’in temsil ettiği çizgidir. Bu çizgi, CHP’nin tarihsel ağırlığını taşımakta zorlanan ve partiyi kişisel hırsların, belediye merkezli güç hesaplarının, medya algısının ve günübirlik siyasi taktiklerin alanına sıkıştıran bir anlayışı temsil etmektedir.
CHP’nin kendi içinde ayrışmasında, hatta gerekirse bölünmesinde başlı başına bir sorun görmüyorum. Çünkü siyaset, birbirine benzemeyen anlayışların aynı çatı altında zorla tutulduğu bir alan değildir; aynı zamanda netleşme, saflaşma ve gerçek kimliğini bulma alanıdır.
Türkiye’de sağ cenahta nasıl farklı eğilimler varsa, sol ve merkez sol alanda da farklı eğilimlerin olması son derece doğaldır. MHP’nin içinden farklı partiler çıkmıştır. AK Parti’nin muhafazakâr tabanından da hatırı sayılır sayıda yeni parti doğmuştur. Sağ seçmen yıllardır farklı partiler arasında dağılabilmekte, yeniden toparlanabilmekte ve yeni arayışlara girebilmektedir. Aynı şeyin sol seçmen için yaşanması neden garip karşılansın?
Türkiye’de marjinal sol yapılar dışında, sol ve merkez sol seçmen uzun yıllar büyük ölçüde CHP etrafında toplanmıştır. Ne var ki bu durum, CHP’nin içinde birbirinden çok farklı siyasi anlayışların bir arada yaşadığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Bugün yaşanan gerilim de tam olarak buradan kaynaklanıyor.
Asıl soru şudur: CHP kimindir?
CHP yalnızca seçim kazanmak isteyenlerin, belediye yönetmek isteyenlerin, medya desteğiyle algı oluşturanların ve iktidar hesabı yapanların partisi midir? Yoksa Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini, devlet aklını, laikliği, halkçılığı, kamuculuğu, ulusal bağımsızlığı ve Atatürkçü çizgiyi taşıyan tarihsel bir siyasi gelenek midir?
Bence tartışmanın merkezine bu soru konulmalıdır.
Bugün Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel çizgisinin klasik anlamda sol siyasetle, hele CHP’nin kuruluş ilkeleriyle ne kadar ilişkili olduğu ciddi biçimde tartışılmalıdır. Bana göre bu çizginin siyaseti daha çok kişisel ikbal, belediye gücü, medya algısı ve seçim mühendisliği üzerinden yürümektedir. Böyle bir anlayışın CHP çatısı altında kalmakta ısrar etmesi yerine, kendi yolunu ayrı bir partiyle çizmesi çok daha sağlıklı olabilir.
Özellikle Özgür Özel’in son dönemdeki siyaset tarzı dikkatle değerlendirilmelidir. Bu çizgi, kanun, kurum düzeni ve devlet ciddiyetiyle daha uyumlu, daha sorumlu bir dil kurmak yerine; halk ile devlet arasındaki güven bağını zedeleyebilecek sert ve gerilimli bir siyaset üslubuna yönelmektedir.
Oysa siyaset, halkı devlete karşı konumlandırma alanı değildir. Siyaset, devlet ile millet arasındaki bağı güçlendirme sorumluluğudur.
Halkı umutsuzluğa itmenin, devlete güvensizlik aşılamanın ve toplumu sürekli bir kriz psikolojisi içinde tutmanın kimseye faydası yoktur. Muhalefet etmek başka şeydir; milleti karamsarlığa, öfkeye ve çaresizlik duygusuna sürüklemek başka şeydir.
Türkiye gibi zor bir coğrafyada siyaset yapan herkesin, sözünün nereye varacağını, sokağın ruh halini nasıl etkileyebileceğini ve toplumsal huzurun ne denli hassas bir denge üzerinde durduğunu bilmesi gerekir.
Bu nedenle kurumları zorlayan, sokağın tansiyonunu yükselten ve devlet-millet bağını zedeleyebilecek bir siyaset tarzının, ileride hem siyasi hem hukuki tartışmaları beraberinde getirmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Bunu hep birlikte izleyip göreceğiz.
Burada korkulacak, çekinilecek bir şey yoktur. Eğer Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu çizgisi gerçekten kendi toplumsal karşılığına güveniyorsa, kendi partisini kurar, kendi programını ortaya koyar ve kendi kadrolarıyla milletin karşısına çıkar. CHP’nin tarihsel kimliğini taşımayanların partiyi dönüştürmeye çalışması yerine, kendi siyasal kimlikleriyle yollarına devam etmeleri çok daha dürüst bir tutum olur.
Çünkü CHP, herhangi bir tabela partisi değildir. CHP’nin bir adı, bir tarihi, bir kuruluş misyonu ve Cumhuriyet’le kurduğu güçlü bir bağ vardır. Bu bağı zayıflatan, partiyi yalnızca bir seçim makinesi gibi gören, belediyeler üzerinden güç devşiren ve halkı sürekli kriz psikolojisi içinde tutan anlayış, bana göre Boz CHP anlayışıdır.
Öz CHP ise tam tersine, partiyi yeniden Cumhuriyet’in kurucu aklıyla buluşturma iddiasıdır.
Bu yüzden Öz CHP dediğimizde, Kemal Kılıçdaroğlu ve onunla birlikte hareket eden kadroları ayrı bir yere koymak gerekir. Kılıçdaroğlu döneminde hatalar yapılmış olabilir. Yanlış ittifak tercihleri, eksik stratejiler, tartışmalı siyasi adımlar elbette eleştirilebilir. Fakat bugün mesele artık kişisel başarı ya da başarısızlık meselesi değildir. Mesele, CHP’nin hangi çizgide yoluna devam edeceği meselesidir.
CHP, kendi köklerinden kopmuş, günübirlik siyasi hesaplara teslim olmuş, belediye gücü ve medya desteğiyle yön arayan bir yapıya mı dönüşecektir? Yoksa yeniden Cumhuriyet’in kurucu aklına, devlet ciddiyetine, halkçı ve kamucu çizgisine mi dönecektir?
Bence bugün CHP’nin önündeki en büyük görev budur. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun tarihî sorumluluğu da burada başlamaktadır. Olan olmuştur. Yaşanan kavgalar yaşanmış, kırılmalar ortaya çıkmış, taraflar büyük ölçüde netleşmiştir. Bundan sonra yapılması gereken, korkmadan ve çekinmeden CHP’yi gerçek kimliğiyle yeniden buluşturmaktır.
CHP, Boz CHP anlayışına teslim edilmemelidir. Kişisel hırsların, geçici ittifakların, belediye merkezli güç ilişkilerinin ve medya operasyonlarının malzemesi haline getirilmemelidir.
CHP yeniden Öz CHP olmalıdır. Yani Cumhuriyet’in, halkın, devlet aklının, laikliğin, sosyal adaletin, kamuculuğun ve Atatürkçü çizginin partisi olmalıdır.
Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel çizgisi kendi yolunu çizmek istiyorsa çizmelidir. Yeni bir parti kurmak istiyorlarsa kurmalıdır. Kendi siyasetlerini, kendi kadrolarıyla ve kendi iddialarıyla halka anlatmalıdırlar. Bu hem onlar hem de CHP açısından daha sağlıklı olur.
Çünkü CHP’nin artık kendi içindeki belirsizliği taşıyacak zamanı kalmamıştır. Türkiye böylesine kritik bir dönemden geçerken, CHP’nin de ne olduğunu, neyi savunduğunu ve hangi değerlerin temsilcisi olduğunu açıkça ortaya koyması gerekir. CHP eğer Cumhuriyet Halk Partisi ise, Cumhuriyet’in ve halkın partisi olmalıdır. Eğer yalnızca bazı kişilerin siyasi kariyer alanına dönüşecekse, o zaman tarihsel anlamda artık CHP değildir.
Bu yüzden bugün sorulması gereken soru basittir: Öz CHP mi, Boz CHP mi?
Benim kanaatim açıktır. Öz CHP, Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’yi kuruluş ayarlarına döndürmek isteyen kadrolardır. Boz CHP ise Özgür Özel’in temsil ettiği siyasi çizgidir; CHP’nin ruhunu aşındıran, partiyi tarihsel kimliğinden uzaklaştıran ve toplumu sürekli gerilim üzerinden yönlendirmeye çalışan anlayıştır.
Türkiye’nin ihtiyacı, tabelası CHP olan ama ruhu kaybolmuş bir parti değildir. Türkiye’nin ihtiyacı, kuruluş ilkelerine dönmüş, Cumhuriyet’in değerlerini yeniden merkeze almış, halkçı, kamucu, laik, milli ve devlet aklıyla hareket eden bir Öz CHP’dir.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun önündeki en büyük görev de budur: CHP’yi Boz CHP anlayışının elinden alıp emin ellere, yani kuruluş ayarlarına teslim etmek.
Çünkü CHP, ancak özüne dönerse yeniden CHP olur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.