DOLAR 18,5951
EURO 18,2019
ALTIN 1022,279
BIST 3576,47
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana °C

Yoksulluk ve yoksullaşma! / Niyazi Koç yazdı

07.03.2021
402
A+
A-

Birbirine çok benzeyen ama içerikleri ve anlamları çok farklı olan iki kavram.

Yoksulluk, zaten içinde bulunan gerçeğin adıdır. Yani yoksulluğu bir durum olarak kabul etmektir.

Ya yoksullaşma;

Yoksul, zaten kendi kaderini bir çaresizlik olarak kabul etmiş ve yaşamını da bu duruma göre düzenlemiştir.

Arada yapılan sözüm ona sosyal yardımlar ile nefes almakta, aldığı bu nefes ona göre geçici de olsa mutluluktur.

Ama asıl sorgulanması gereken; bunca yoksulluğun sürdüğü ülkemizde, yoksulluğu kurumsal bir hale getiren iktidar en çok oyu da yoksullardan almaktadır.

Bunca yoksulluğa rağmen, yoksullar nasıl oluyor da aynı iktidara oy vermeye devam ediyor. Bence asıl sorgulanması gereken durum budur.

Oy verilmesinin nedeni; sadece dağıtılan sadaka yardımlar değildir. Sadece sadaka gibi yardımlara bağlamak gerçekçi değildir.

Bu şekildeki yaklaşımın temel yanlışı, yoksulluk ve yoksullaşma arasındaki çok önemli farkın kavranılmamış olmasıdır. İnsanlar belli ölçülere göre yoksul sayılırlar. Ülkemizde milli gelir dağılımına baktığımız zaman, ortaya çıkan durum yoksulluktur. Bunlar nesnel ve bilimsel verilerdir. Ancak insanlar kendi durumlarını değerlendirirken, bu nesnel ve bilimsel verilere bakmıyorlar.

Baktıkları gerçek, kendi geçmişleri ve ve gelecekleridir. Şayet bugünkü durumları öncekinden iyiyse veya en azından ciddi anlamda kötüleşmemişse, mevcut durumu kabulleniyorlar. Televizyonda izledikleri dizilerdeki lüks hayatlara özenmelerine rağmen, kendilerini yoksul bırakan sisteme tepki duymuyorlar. İşte sadaka gibi yardımlar burada devreye giriyor.

Birkaç ton kömür ve gıda yardımları sıkıntılarını kökten çözmese de geçici bir rahatlama sağlamaktadır.

Bir insanını davranışlarını, tercihlerini anlamak istiyorsanız; onun yaşantısı ile kendi yaşantınızı karşılaştırmayın. Sadece kendini o kişinin yerine koyun yani biraz empati yapın.

Günümüzün gerçeğinde, binlerce insan asgari ücretle hatta daha altında bir ücretle çalışmak durumundadır. Peki yoksulluk sınırının altındaki bir ücret ile çalışan bu insanlar sahiden salak mı, aptal mı?


Hayır. Adam diyor ki; en azından sigortam yatıyor. Hele aileden birkaç kişi daha çalışıyorsa, borç, harç ile hayatını devam ettirip evinin eşyalarını da alabiliyorsa ne ala. Durumu geçmişe göre, daha iyi. Adam hayatından gayet memnun.

Asıl tepkiyi yoksullar değil, yoksullaşma sürecine giren kesim gösterir. İşçi eylemlerin bakın. Eylemleri yapanlar, ya parasını alamayanlar ya ücretlerinde yeterli artış elde edemeyenlerdir.

Bir de yıllardan beri düşük ücretle çalışıp harcamalarındaki açığı kredi kartlarıyla kapatan ve bu umutlarını da tüketenlerdir.

Yani mevcut durumlarını kaybetme riski ile karşı karşıya kalanlardır.

Türkiye’deki bütün işçi ve memur eylemlerine bakın; büyük eylemleri yapanlar yoksullar değil, yoksullaşma riski ile karşı karşıya kalanlardır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.