Kemal Kılıçdaroğlu: İmamoğlu siyasi tutuklu değil
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun siyasi tutuklu olmadığını belirtti. Yargılamanın cumhurbaşkanlığı adaylığıyla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, herkesin hesap vermeye hazır olması gerektiğini söyledi.
Euronews Türkçe’ye açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; Ekrem İmamoğlu‘nun yargı süreci, Özgür Özel yönetimiyle yaşanan kurultay ve ayrışma tartışmaları, partinin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali ve dış politikadaki son gelişmelere ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu’nun tutuklanmasını doğru bulmadığını ancak davanın siyasi bir nitelik taşımadığını savunan Kılıçdaroğlu, muhalefette işbirliği, partideki arınma süreci, Suriye ve çözüm süreci adımları ile İsrail’in tutumuna dair kritik mesajlar verdi.
‘CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI AYRI, BU DAVALAR AYRI’
Euronews’ün sorularını yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk durumuna ilişkin net açıklamalarda bulundu. İmamoğlu’nun tutuklanmasını doğru bulmadığını ancak davanın siyasi gerekçelere dayandırılmasına karşı çıktığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil. Şimdi kalkıp da bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı ilan edip ondan sonra bu oldu diye bunu siyasi dava diyemeyiz. Ki gidip [adaylığı için] oy veren de benim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır.”
İmamoğlu’nun yargılandığı dava ve hesap verebilirlik ilkesine değinen Kılıçdaroğlu, tutumunu şu sözlerle sürdürdü:
“Kişi her yerde ve her ortamda hesap vermeye hazır olmalı. ‘Her kör kuruşun hesabını vereceğim’ diyecek. Yargılanabilir ama tutuklanmasını doğru bulmadım. Bugün de aynı görüşteyim.”
‘YÜZDE 51’İ NASIL ALACAKSINIZ?’
İmamoğlu’nun önündeki hukuki engellerin kalkması halinde iktidara karşı işbirliğine açık olduğunu söyleyen CHP lideri, muhalefetin seçim kazanabilmesi için diyalog kurması gerektiğini vurguladı:
“Onun için temas kurulması lazım. Görüşülmesi lazım. Şimdi yüzde 51’i nasıl alacaksınız? İş birliği yaparak. İş birliği yapmadan nasıl alacaksınız?”
Siyasette diyalog ve istişare kapısının her zaman açık olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, Süleyman Demirel’in sözüne atıfta bulunarak şöyle konuştu:
“Siyasette kin, öfke, düşmanlık olmaz. Siyasette tek şey vardır, önemli olan ülkenin çıkarları ve o ülkede yaşayan insanların huzuru.”
‘DAVA AÇAN DEĞİLİM, İFADE VEREN DEĞİLİM’
Olağan Kurultay’ın mahkeme kararıyla iptal edilmesi ve kendisinin göreve dönmesiyle ilgili iddialara yanıt veren Kılıçdaroğlu, sürecin tarafı olmadığını vurguladı:
“Ben bu davanın tarafı değilim. Dava açan değilim. İfade veren değilim. Ben bu davanın hiçbir yerinde yokum. Beni şüpheye düşüren şey mahkeme kararı oldu. Sadece para alanlar ‘Para aldık’ diyor. Para verenler de evet parayı verdik diyor. Deliller bana değil, mahkeye verilir. Ben ne yapacağım delilini? Kanıtı ne yapacağım ben?”
‘BÖLÜNME KAYBA YOL AÇAR’
Özgür Özel ve ekibinin Yeni Parti’yi kurmasıyla yaşanan vekil kayıplarını değerlendiren Kılıçdaroğlu, tabanın yerinde durduğunu ancak güç kaybı yaşandığını belirtti:
“Bakınız parti ikiye bölündü mü? Bölündü. Bu bir kayba yol açar mı? Yol açar. Ben size doğruları söylemek zorundayım. Güç kaybı yaşar mı? Elbette yaşayacak. CHP’li CHP olarak CHP’li olarak yerinde duruyor. Altı Ok’a gidecek, mührünü basacak bu kadar basit.”
Davaya ilişkin “siyasi süreç” eleştirilerini reddeden ve mahkemede verilen beyanlara dikkati çeken CHP lideri, yöneltilen bir soru üzerine şu yanıtı verdi:
“Kim söyledi yargıya güvenimin olduğunu? Parayı veren parayı verdim diyor. Parayı alan da parayı aldım diyor. Aldığım için de şuna oy verdim diyor. Bunun neresi siyasi? Pavyona götürdüler diyor, orada eğlendik de diyor. Hepsini anlatıyorlar bunlar. Ve hâkim de bunları dinliyor. Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenleri tuttum partiden attım. Buyurun beyler çıkın gidin mahkemede kendinizi savunun.”
‘GENEL MERKEZE ZORLA GİRİLMESİNE KARŞIYIM’
24 Mayıs’ta Genel Merkez’de yaşanan polis müdahalesini değerlendiren Kılıçdaroğlu, parti yönetimini suçlayarak şu açıklamalarda bulundu:
“Genel merkeze zorla girilmesine kesinlikle karşıyım. Keşke hiç yaşanmasaydı. Ben bir şey yapamazdım ki. O gün genel merkeze gelmedim. Çünkü ortalık sorunluydu. Neden buraya milletvekilleri alınmadı? Hangi gerekçeyle alınmadı? Bu soru medya tarafından niçin sorulmuyor? Adnan Beker dediğimiz bir adam gelmiş, otobüsünü çekmiş buraya. Onun burada ne işi vardı? Kim partinin kapılarını kapatıyor? Kim polisin içeri girmesine ortam hazırlıyor?”
Özgür Özel yönetiminin yerel seçimler sonrasında derhal erken seçim zorlaması yapması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, bütçe sürecindeki uyarısını hatırlattı:
“Birinci parti olduysak derhal erken seçim çağrısı yapılmalıydı. Erken seçim tarihi vermeniz önemli değil. Erken seçime zorlayacaksınız. Bütçeyi meclisten geçirmeyeceklerdi. Erdoğan’ın bütçesi meclisten geçmeyecekti. Bu konuda uyardım arkadaşları. ‘Erdoğan’ın bütçesini meclisten geçirmeyin’ dedim. Bunun direncini yapacaktınız. Bu konu da benim tarafımdan söylendi. ‘Bütçeyi geçirmeyin’ diye söyledim. Bütçeyi geçirdiler.”
‘RÜŞVETE BULAŞANIN PARTİDE İŞİ YOKTUR’
Siyasette ahlaki üstünlüğün korunması gerektiğine değinen Kılıçdaroğlu, partide temiz siyaset vurgusu yaparak şunları kaydetti:
“Hesap sormazsanız namertsiniz. Her yerde, her ortamda hesabını vereceğim ben bunun. Kör kuruşun hesabını vereceğim diyecek. Bizim bildiğimiz CHP’li budur. Kör kuruşun hesabını veren kişidir. Kim tüyü bitmemiş yetimin hakkını yediyse onun partisi olmaz. Rüşvete kim bulaştıysa bu partide işi yoktur. Hesap vermekten korkuyorsanız siz zaten bir şeyler yapmışsınız demektir. Hesap vermekten korkmayacağım. Hesap vermek kadar onurlu bir görev yoktur.”
GENEL BAŞKANLIK SORUSUNU YANITLADI
Yeniden genel başkan adaylığı konusuna ise açık kapı bırakan Kılıçdaroğlu, delegelerin iradesine işaret etti:
“Nasıl reddedersiniz? Delege derse ki şu kişi bize gelsin genel başkan olsun. Nasıl reddedeceksiniz?”
SURİYE, ‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ SÜRECİ VE İSRAİL
Suriye’deki son gelişmeleri devletin bir başarısı olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecindeki çerçeve yasaya verdikleri desteği belirterek Abdullah Öcalan’ın rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu:
“Altını özellikle çiziyorum. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başarısıdır. Bizden grup başkanımız ve grup başkan vekillerimiz de bu çerçeve yasaya imza attı. Onların imzaları da tarihi bir imza. Tarihi bir imzadır. Abdullah Öcalan zaten aktif rol oynuyor. Tabii daha aktif rol oynuyor zaten. Yani görüşmeler yapıyor, Kandil’le görüşmeler, tutanaklara alınıyor. Neyse gereğini yapıyor bir şekilde.”
İsrail-İran gerilimi üzerinden İsrail’in Türkiye’ye yönelik söylemlerine de tepki gösteren Kılıçdaroğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“İsrail’in Türkiye’ye karşı diş göstermesi asla kabul edilemez. Asla. Kim oluyor İsrail? Bizimle mücadele edecek. Asla bunu doğru bulmuyoruz ve bu konuda da zaten kamuoyuna bir açıklama yaptık. İsrail’in Türkiye’ye laf söylemeye hakkı bile yoktur.”
Kaynak: Aydınlık