20 Ağustos 2026, 11:47:07
Dolar 42,2340
Euro 48,8802
Altın 5.629,56
BİST 10.824,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 24°C
Az Bulutlu
Adana
24°C
Az Bulutlu
Cts 24°C
Paz 16°C
Pts 19°C
Sal 20°C

Bir kentsel dönüşüm hikâyesi: 2 bin 978 metrekarelik soru işareti / EDİTÖR’den

Bir kentsel dönüşüm hikâyesi: 2 bin 978 metrekarelik soru işareti / EDİTÖR’den
20 Ağustos 2026 10:06 | Son Güncellenme: 20 Ağustos 2026 10:21
A+
A-

EDİTÖR’DEN

Kentsel dönüşüm…

İki kelime bile insanda güvenli bir ev, sağlam bir bina, huzurlu bir yaşam ve geleceğe dair umut çağrıştırıyor.

Ancak işin içine rant girdiğinde, vatandaşın güvenli konut hayali bambaşka bir hikâyeye dönüşebiliyor.

Adana’nın Yüreğir ilçesinde, yeni adliye binasının hemen yanı başındaki Kazım Karabekir Mahallesi’nde yaşananlar da işte böyle bir hikâyeyi gündeme getiriyor.

Öyle sıradan bir hikâye de değil.

Dosyanın içinde ruhsatlar, imar mevzuatı, emsal fazlalığı, müteahhitlik belgesi, mağdur vatandaşlar ve yargıya taşındığı belirtilen bir süreç var.

Üstelik bütün bunlar yalnızca kulaktan dolma iddialardan ibaret değil.

Yüreğir Kaymakamlığının 8 Temmuz 2026 tarihli raporunda konuya ilişkin dikkat çekici tespitlerin yer aldığı belirtiliyor.

Rapora göre, Kazım Karabekir Mahallesi’ndeki 16217 ada, 1 parsel için 30 Aralık 2022 tarihinde verilen yapı ruhsatının mevzuata uygunluğu konusunda ciddi sorunlar bulunduğu ifade ediliyor.

Daha çarpıcı olan ise emsal meselesi.

Aynı raporda, söz konusu yapıda 2 bin 978 metrekare emsal fazlası bulunduğunun belirtildiği aktarılıyor.

Şimdi durup sormak gerekiyor:

2 bin 978 metrekarelik emsal fazlası nasıl ortaya çıktı?

Bu alanın ekonomik karşılığı nedir?

Kim ya da kimler bundan yarar sağladı?

Bu fazlalığın ortaya çıkmasına hangi idari kararlar veya uygulamalar neden oldu?

Ve en önemlisi, bu süreçte vatandaşın hakkı nasıl korundu?

Dosya bununla da bitmiyor.

Yine Kaymakamlık raporunda, yapı ruhsatının “H” grubu yapı müteahhitliği belgesine verilmesinin mevzuata uygun olmadığı yönünde tespit bulunduğu belirtiliyor.

Bütün bunların yanında, bölgede çok sayıda vatandaşın mağdur olduğu ve konunun yargıya taşındığı da ifade ediliyor.

İşte burada kentsel dönüşüm kavramının kendisini yeniden düşünmek gerekiyor.

Kentsel dönüşümün amacı vatandaşın yaşam kalitesini yükseltmek, güvenli yapılaşmayı sağlamak ve kentleri çağdaş standartlara taşımak değil mi?

Öyleyse vatandaşın mağdur olduğu bir süreç nasıl açıklanacak?

Bir tarafta evini, arsasını ve geleceğini ortaya koyan insanlar…

Diğer tarafta milyonlarca liralık ekonomik değer üreten bir imar ve yapılaşma süreci…

Ve ortada 2 bin 978 metrekarelik bir emsal fazlası iddiası.

Bu tablo, kamuoyunun yanıtını beklediği çok sayıda soru ortaya çıkarıyor.

Peki siyasetin burada ne işi var?

Meselenin bir başka boyutu da siyasi iddialar.

Sürecin bazı siyasi aktörler tarafından desteklendiği veya bazı siyasilerin olayda taraf olduğu yönünde iddialar bulunuyor.

Eğer böyle bir durum söz konusuysa, bunun da bütün açıklığıyla ortaya konulması gerekiyor.

Çünkü kentsel dönüşüm gibi doğrudan vatandaşın mülkiyet hakkını, yaşam alanını ve ekonomik geleceğini ilgilendiren bir konuda siyasetin görevi, herhangi bir tarafın çıkarını korumak değil, kamu yararının yanında durmaktır.

Kim kimin yanında?

Kim hangi kararın arkasında?

Hangi kurum ne yaptı?

Hangi tarihte hangi ruhsat verildi?

Hangi imar hakkı hangi gerekçeyle tanındı?

2 bin 978 metrekarelik emsal fazlası hangi hesaplamayla ortaya çıktı?

Ve bütün bu süreçte mağdur olduğunu söyleyen vatandaşların hakkı neden bugün hâlâ tartışma konusu?

Bunların tamamının cevabı verilmelidir.

Çünkü mesele artık yalnızca bir parsel meselesi değildir.

Mesele, kentsel dönüşüm adı altında kamu gücünün nasıl kullanıldığı meselesidir.

Adliye binasının yanı başında…

İşin bir de sembolik tarafı var.

Bütün bu tartışmalar, Adana’nın merkezinde, yeni adliye binasının hemen yanı başında yaşanıyor.

Bir tarafta adaletin temsil edildiği bir yapı.

Diğer tarafta hak sahiplerinin, imar uygulamalarının, ruhsatların ve emsal hesaplarının tartışıldığı bir kentsel dönüşüm süreci.

Bu nedenle kamuoyunun beklentisi son derece basit:

Şeffaflık.

Varsa bir yanlışlık, ortaya konulsun.

Varsa bir mağduriyet, giderilsin.

Varsa mevzuata aykırı bir işlem, sorumluları tarafından açıklansın.

Varsa kamu zararı, araştırılsın.

Ve varsa siyasetin bu sürece müdahalesi, bunun da hesabı kamuoyu önünde verilsin.

Çünkü vatandaşın evi üzerinden yürütülen hiçbir dönüşüm projesi, vatandaşın mağduriyeti pahasına başarı olarak sunulamaz.

Kentsel dönüşümün adı güzel olabilir.

Ama o güzel kelimelerin arkasında rant, imar ayrıcalığı, emsal fazlası ve mağduriyet varsa, orada artık dönüşümün kendisini sorgulamak gerekir.

Kazım Karabekir Mahallesi’ndeki dosya da tam olarak bu nedenle bütün yönleriyle aydınlatılmayı bekliyor.

2 bin 978 metrekarelik emsal fazlası nereden çıktı?

30 Aralık 2022 tarihli ruhsat hangi şartlarda verildi?

“H” grubu müteahhitlik belgesiyle ilgili tespitlerin gereği yapıldı mı?

Mağdur olduğu belirtilen vatandaşların hakları ne olacak?

Ve en önemlisi:

Bu dönüşüm gerçekten vatandaş için mi yapıldı, yoksa vatandaşın dönüşümü birilerinin rant dönüşümüne mi dönüştü?

Bu soruların yanıtını vermek artık yalnızca ilgili kurumların değil, bütün Adana kamuoyunun meselesidir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.