Bu bir ‘Saklı Seçilmişler’ haberidir: Vatandaş nasıl zehirlendi… Nedir bu nişasta bazlı şeker, vücuda neler yapıyor
İstanbul merkezli sekiz ilde düzenlenen ‘Şeker Soruşturması’, gıda sektöründeki kayıt dışı üretim ve satışın boyutunu gözler önüne serdi. Ortaya çıkan bu tablo, Soner Yalçın’ın yıllar önce gıda endüstrisinin görünmeyen yüzünü anlattığı Saklı Seçilmişler kitabını yeniden gündeme taşıdı.
İstanbul merkezli düzenlenen soruşturmada nişasta bazlı şeker kotasını ve iç piyasa satış sınırlamalarını ihlal ettiği belirlenen 25 şirkete ait 26 adreste arama yapıldı, evraklara el konuldu. Şirket yöneticisi olduğu belirtilen 47 şüpheli ifadeye çağrıldı.
Soruşturma dosyasındaki iddialar bununla sınırlı kalmadı. İç piyasaya sürülmemesi gereken nişasta bazlı şekerlerin aracı firmalar üzerinden satıldığı, ürünlerin gerçek niteliğinin “maltodekstrin”, “glikoz”, “nişasta” ve “fruktoz” gibi ifadelerle gizlendiği öğrenildi.
İstanbul merkezli şeker soruşturması: 8 ilde eş zamanlı operasyon… 25 şirkete yönelik arama kararı
Ortaya çıkan bu tablo, Soner Yalçın’ın yıllar önce gıda endüstrisinin görünmeyen yüzünü anlattığı Saklı Seçilmişler kitabını yeniden gündeme taşıdı.
İlk baskısı Aralık 2017’de yapılan ve 2018’in ilk günlerinde okurla buluşan kitapta Yalçın; nişasta bazlı şekerin nasıl üretildiğini ve insan sağlığına etkilerini de ele almıştı.

NİŞASTA BAZLI ŞEKER NEDİR
Bunu yazmadan önce, “hangi nişasta” sorusuna yanıt vermek gerekiyor. Köylümüzün, iri taneli buğdayları devasa kazanlara koyup, üzerine su ilave ederek, güneş altında 15-20 gün bekleterek yaptığı nişasta değil bu! Onlar tarih oldu …
Bugün mısırdan pirince, buğdaydan patatese bitkilerdeki fazla şekeri! glikozu depolamak için bulunan karbonhidrat/nişasta, kimyasal işlemler sonucu “nişasta şeysine” dönüştürülüyor!
Böylece ısıya, aside, soğutmaya, dondurmaya ve zamana dayanıklı hale getiriliyor.
Sadece yiyeceklerde kullanılıyor sanmayınız! Tekstil, kağıt, oluklu mukavva, tutkal ve yapıştırıcı sanayisinde de bu endüstriyel “nişasta şeysi” kullanılıyor!
Peki …
Cargill gibi küresel şirketlerin insanlara dayattığı “nişasta bazlı şeker” nedir?
Şudur:
“Sakkaroz” nasıl şekerpancarından üretiliyorsa, “nişasta bazlı şeker” de genellikle mısırdan üretiliyor.
Şekerkamışı derken, şekerpancarı derken karşımıza birden mısır çıkıverdi! Ki bu Rockefeller’ın hibrit mısırıdır! Konu açıldıkça karşımıza neler çıkıyor neler …
“Nişasta bazlı şeker” genel olarak “glikoz” ile “fruktoz” türevlerinden oluşuyor.
Nedir bunlar:
Glikoz, vücudun enerji kaynağı şeker. Birçok bitkide var, üzüm gibi. “Kan şekeri” olarak da biliniyor.
Fruktoz ise, genellikle meyvede bulunan şeker.
Yani … Süt hariç her karbonhidrat kaynağında “glikoz” ve “fruktoz” bulunur. (Sütle bulunana “galaktoz” denir.) Mısır gibi kimi bitkilerdeki nişastanın kimyasal yollarla glikoz ve fruktoza dönüştürülmesi sonucu elde edilene “nişasta bazlı şeker” denir. (Buğday, pirinç ve patates gibi kaynaklardan da elde edilebilen nişasta bazlı şeker, en çok mısırdan üretilir.)
Bugün insanoğlunu derinden etkileyen nişasta bazlı şekerin icadı şöyle oldu:
Mısırdan glikoz-fruktoz karışımı elde edileceğini ilk kez, Richard O. Marshall ve eşi Earl R. Kooi 1957 yılında buldu. Ancak…
Endüstriyel boyutlarda üretimi Japonya Bilim ve Teknoloji Kurumu’nun başkanlığını da yürütmüş olan Y. Takasaki tarafında 1971’de hayata geçirildi …
Dünyanın başına ABD bela etti. 1945-197l yılları arasında ABD’ de mısır üretimi yüzde 166 arttı. Bu aşırılık piyasasını sarstı.
Bu arada şeker fiyatları çok dalgalı seyir izledi. Bundan en çok etkilenen Coca-Cola gibi şirketler oldu. Alternatif ucuz şeker üretimi böyle gündeme geldi: Mısır şurubu!
– “Nişasta bazlı şeker” ne?
– “Mısır şurubu” ne?
Özünde aynılar… Halk arasında “nişasta bazlı şeker” olarak bilinen tatlandırıcıyı bizler, değişik isimlerle tüketiyoruz. Satın aldığımız ambalajlı gıdalarda farklı isimle karşımıza çıkıyor.
İçindekiler bölümünde; “mısır şurubu”, “glikoz-fruktoz şurubu”, “yüksek fruktozlu mısır şurubu” vs. yazıyor.
Evet, isimleri farklı olsa da özünde hepsi ayru; işlenmiş endüstriyel şeker!
Bu sebeple …
Nişasta kökenli şekere, -mısır nişastasından yapıldığı için “mısır şurubu” veya farklı isim denmesi kafanızı karıştırmasın;
Hele… “Şurup” adırun yanıltıcılığına kanmayıruz! Bildiğimiz “şerbet” ile hiçbir ilgisi yoktur!
Mısır nişastasından elde edildiği için “mısır şurubu” denen bu kimyasal şeker, 1975-1985 arası dönemde ABD endüstriyel gıda ve meşrubat üretimine çok hızlı bir biçimde girdi. Tabii ki dünyaya yayıldı. Bugün girmediği endüstriyel gıda kalmadı gibi… Artık kola ve benzerlerinin hepsinde yüzde 100 mısır şurubu var. Günümüzde…
Bütün tatlandırıcılardan hamburger etlerine, yoğurtlardan sosislere kullanılmadığı besin yok gibi…
Hangi üründe kullanılıp kullanılmadığını anlamak insan için imkansız; çünkü tadı anlaşılamayacak kadar şekere benziyor!
Ve, nişasta bazlı şekerli ürünlerin bulunduğu gıdaları ne kadar yersiniz yiyin -az insülin sağlandığı için- tokluk hissi uyandırmıyor. (“Ne yesem doymuyorum” diye kendinize kızmayın,
ne yediğinizin farkında olunuz!)
Fast-food olarak ifade edilen tüketim kültürünün en önemli unsurlarından biri budur; sürekli ye ve hiç doyma!
Bilin ki … Kalorileri daha yüksek oranda proteinlerden ve yağlardan gelen yiyecekleri tüketen insanlar, kalorilerini çoğunlukla şekerli ve nişastalı yiyeceklerden elde eden insanlara göre daha
uzun süre tok kalırlar ve daha az yemek yerler.
Peki …
Bu işlenmiş nişasta bazlı şeker, çeşitli gıdalarla vücudumuza girdiğinde neler oluyor?
Neler olmuyor ki…
VÜCUDA NE YAPIYOR
Vücudumuz yakıt bankası gibi çalışır.
Besinlerden aldığı “yakıtı”, hücrelerimizin kullanabilmesi için enerjiye çevirecek şekilde tasarlanmıştır. Hücrelerimizin (özellikle beyin hücrelerinin) hayatta kalması için kanımızda yeterli
miktarda glikoz / şeker bulunması şarttır.
– Yediğiniz (ekmek, makarna, kepek, pirinç gibi) karbonhidratlar, glikoz / şeker oluşturulmak üzere bağırsakta sindirilir.
– Oluşan glikoz / şeker kan yoluyla tüm vücuda taşınır ve enerjiye dönüştürülmek üzere (kas, yağ, karaciğer) hücrelerine alınır.
– Bundan sonra görev midenin arkasında bulunan pankreasa düşer; salgıladığı insülin hormonuyla hücreye alınan glikozu denetler.
– Görevi glikozu daha sonra yakıt olarak kullanacağı karaciğer hücrelerine iletmek olan insi1ün, metabolizmanın en önemli görevlisidir. Glikoz seviyesinin aşın yükselmesine engel olmaya
çalışır.
– Sağlıklı hücrelerin insalin hassasiyeti yüksektir. Ancak (kimyasal yiyecekler, nişasta bazlı şeker) insülinin kafasını karıştırır: seviyesi tavan yapar!
– Bu kez (kas, yağ, karaciğer) hücreleri kendini korumak için insüline duyarsızlaşır; kandaki glikozu bünyelerine almaz.
– Pankreas panikler ve fazla insülin sağlayarak tepki verir.
Şeker hastalarının bu nedenle kanlarındaki şeker oranı yüksektir. Zira vücutları şekeri enerji olarak depolanacakları hücrelere ulaştıramaz! Bırakın kimyasal şekeri, zaten sindirim sistemlerimiz çok fazla şekerle çok hızlı ve etkin bir şekilde baş etme konusunda yetersizdir.
Öyle evrilmedik!
Yetmezmiş gibi vücudumuza bir de nişasta bazlı şeker doldurulmaya başlandı.
İşte …
Bu olağanüstü durum, bedeninizde diyabet/ şeker hastalığı gibi saymakla bitmeyecek hasarlara yol açıyor. Sürekli şişkinlikten aşırı gaz çıkarmaya, sinir asabiyetlerinden körlüğe, kalp rahatsızlığından alzheimer’ e, pankreas kanserinden astıma kadar birçok sağlık bozukluğunun sebebi bu. Maalesef şekerin yazmakla bitmez vücutta açtığı hasarlar.
Doğal yiyeceklerden alınan fruktoz zararsız değildir. Fruktoz metabolizması karaciğerde gerçekleşmektedir.
İnce bağırsakta absorbe edildikten sonra karaciğere taşınır. Karaciğerin bir defada yakabildiği fruktoz miktarı sınırlı.
Ancak. ..
O kadar çok gıda içine ilave edilen kimyasal fruktozun miktarı ve kana karışma hızı karşısında karaciğer yetersiz kalır; baş edemez; ve fruktozu yağa çevirir. Bu da yağlanan karaciğerin insülin takviyesini engeller.
Sorunu sadece şişmanlık-göbeklenme meselesi olarak görmeyiniz.
Örneğin, bir diğer önemli özelliği ürik asit seviyesini yükseltmesidir. Ki bu -gut hastalığı gibi- koroner rahatsızlıklara neden olur.
Mısır şurubu vb. kimyasal tatlandırıcılar yüksek tansiyon, safrakesesi taşı, prostat ve kanser gibi vücutta tamiri zor tahribatlara yol açar. ABD’ de son 30 yılda üç kattan fazla görülen karaciğer kanserlerinin sebebinin mısır şurubu olduğu bilimsel olarak kanıtlandı.
Odatv.com
Kaynak:HABER MERKEZİ