Kurtlar Vadisi’nin makyajı dökülüyor
Silivri Başsavcılığı, MİT Müşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümü üzerine dosyayı yeniden açarak Kurtlar Vadisi senaristlerini ifadeye çağırdı. 15 yıllık dizinin; Ergenekon’dan 15 Temmuz’a kadar yasa dışılığı meşrulaştıran dev bir psikolojik harp aracı olarak işlev gördüğü belirtiliyor
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 2011 yılında cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu dosyasındaki takipsizlik kararını kaldırması, Türkiye’nin en uzun soluklu yapımını adliye koridorlarına taşıdı.
Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedeninin tespiti için fethi kabir işlemi başlatıldı. Ayrıca tartışılan dizinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan da “bilgi sahibi” sıfatıyla ifadeye çağrıldı.
Dizideki “Kazım Kaşifoğlu” karakterinin cezaevinde infaz edileceğinin işlenmesinden tam iki gün sonra gerçek Kozinoğlu hayatını kaybetmişti. Senaristlerin savcılıktaki “Açık kaynaklardan beslendik.” savunması, henüz adli tıbbın bile netleştiremediği bir suikast yönteminin (şırıngayla hava basma) iki gün önceden senaryoya nasıl girdiği sorusunu yanıtsız bıraktı.
GLADYO’YU AKLAMA MAKİNESİ

Yayın hayatına 15 Ocak 2003 tarihinde başlayan Kurtlar Vadisi, TRT’de Ahtapot adıyla yayınlanan le La Piovra ve Büyük Tuzak olarak adlandırılan Wiseguy dizilerinden esinlenerek yapıldı.
Dizi yayın hayatı boyunca kitlelere sadece şiddeti değil aynı zamanda “hukuksuzluğu” normalleştirdi.
Fransız düşünür Jean Baudrillard’ın “hiper-gerçeklik” kuramının Türkiye’deki laboratuvarı haline gelen dizi, kurgunun gerçeği yönettiği bir evren yarattı.
Dizide işlenen cinayetler, yargısız infazlar ve mafya jargonu, Ömer Baba karakterinin üflediği ney ve anlattığı tasavvufi hikayelerle manevi bir kılıfa sokuldu. Şiddetin sözde muhafazakar bir dille aklanması, ilerleyen yıllarda FETÖ’nün “alnı secde gören altın nesil” söylemiyle kullandığı ikna yönteminin de bir provasıydı.
Polat Alemdar’ın devletin resmi cezaevini helikopterle basıp uyuşturucu baronu Halo Dayı’yı kaçırması ve mahkeme heyetine şov yaparak beraat etmesi de sıradan aksiyon ve dramatik sahneler değildi. Topluma, “Hukuk teferruattır!” fikri zerk edilerek, ileride yaşanacak kumpas davalarındaki hukuk katliamlarına meşru bir zemin hazırlandı.
HİRAM ABAS ‘VATANSEVER’ YAPILDI

Dizinin ilk bölümünden itibaren Türkiye yakın tarihindeki karanlık figürler ve olaylar, çok bilinçli bir senaryo mühendisliğiyle temize çekildi veya çarpıtıldı.
Gerçekte, Türkiye’deki 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 Amerikancı Darbelerini tezgahlayan, MİT’i CIA ve MOSSAD’ın uzantısı haline getirmeye çalışan, kontrgerilla operasyonlarını yürüten Hiram Abas; dizide Aslan Akbey karakteriyle anti-emperyalist, yabancı servislere kök söktüren ulusalcı bir “yalnız kurt” olarak kahramanlaştırıldı. Öyle ki Aslan Akbey, dizinin 17. bölümünde istihbarat görevlisi Ufuk Baştürk’ü, çok gizli belgeleri CIA ajanı Edward’a satarken yakalar. Ancak gerçekte yaşanan olay ise Abbas ve Savaşman arasındaki rekabetten kaynaklanıyordu. Her ikisi de CIA ve Mossad’a hizmet ettiler. Savaşman bunu “Zaten iç içeyiz!” diyerek itiraf etti.
Aslan Akbey daha sonra dizinin 55. bölümünde Baron Mehmet Karahanlı’yla yüzleşir ve onu BOP yanlısı, kendisini ise milli bir safta gösterir. Üstelik kendi kardeşi de Lübnan’da İsrail Donanması tarafından öldürülmüştür. Bu olay ise gerçekte Bora Gözen ve arkadaşlarının şehit edilmesidir.
‘İYİ GLADYO’ İLLÜZYONU

Susurluk ile deşifre olan Mafya-Gladyo-Tarikat üçgeni, Abdullah Çatlı’yı temsil eden Polat Alemdar üzerinden romantize edildi. Amerikancı Gladyo’nun tetikçileri, “vatan için aşkından ve yüzünden vazgeçen kutsal fedailer” olarak pazarlandı.
Gladyo’nun yasa dışı faili meçhul cinayetleri ve işkenceleri, Pala gibi birkaç “çürük elmanın” (Kötü Gladyo) üzerine yıkıldı. Polat Alemdar (İyi Gladyo) Pala’yı çimentoya gömerek yargısız infaz ettiğinde, derin devletin sadece isim değiştirmesi topluma alkışlatıldı.
Dizinin son bölümünde ise Polat ve arkadaşları hakimin şu sözleriyle beraat ettirildi:
“Sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri sabit olmakla birlikte; bu eylemleri şahsi bir menfaat gözetmeksizin, tamamen Türk milletinin ve devletinin yüksek menfaatlerini korumak, ülkeye yönelen dış tehditleri ve suç odaklarını bertaraf etmek amacıyla gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır. Eylemlerinin kamu vicdanında ve devletin bekasında bulduğu karşılık gözetilerek, sanıkların ayrı ayrı BERAATLERİNE karar verilmiştir.”
KUMPAS BÜLTENİNDEN DARBE ŞİFRELERİNE
Osman Sınav’ın ayrılışı ve dizinin format değiştirmesiyle birlikte Kurtlar Vadisi, savcıların yazacağı iddianamelerin “ön gösterim” sahnesi oldu.
27 Mart 2008 tarihli bölümde İskender Büyük’ün verdiği “İstanbul’u yakacaksınız!” talimatından tam iki gün sonra Cumhuriyet gazetesine molotof saldırısı düzenlendi. Kıbrıs Kahramanı Yüzbaşı Muzaffer Tekin, “Palaska Zafer” karakteriyle karikatürize edilerek kumpas operasyonları meşrulaştırıldı. Devletin resmi hiyerarşisinin üstünde “Aksaçlılar” adlı gizli bir heyetin ülkeyi yönettiği masalı, FETÖ’nün “Mahrem İmamlar” yapılanmasının normalleştirilmesiydi. Aksaçlılar ile FETÖ örgütlenmesi arasında büyük benzerlikler söz konusu. “Devletin bekası” gerekçesiyle kanun dışı infazlar, suikastlar ve kumpaslar meşru gösterildi. Aksaçlılar’a “ulvi” ve “yanılmaz” imajı yüklendi.
2009 yılında çekilen Kurtlar Vadisi Gladyo filminde ise İskender Büyük karakterine mahkemede “Özal’ı biz zehirledik.” ve “28 Şubat tamamen CIA/Gladio işiydi.” tiratları attırıldı. Bu senaryolarla, Ergenekon sürecinde ordu içindeki vatansever kadrolara yapılan kumpasın psikolojik altyapısı kuruldu.
Dizi eliyle yapılan algı operasyonunun 15 Temmuz’a uzanan nihai safhası ise şifreli mesajlarla ekrana yansıdı. 2012 yılında Polat Alemdar’ın arkasında net bir şekilde okunan “ERDOĞAN” yazılı mezar taşı ve hemen ardından Pana Film’in “Kurtlar Vadisi Darbe” ismi için patent başvurusu yapması dikkat çekti. Kurtlar Vadisi; geleceği “öngören” sanat eseri değil, o karanlık geleceği bizzat inşa eden devasa bir psikolojik harp aracıydı.
NEVZAT YAKIŞIRBOY’DAN FETÖ AÇIKLAMASI
Dizinin mutfağında yaşananlar da senaryo kadar karanlıktı. Dizinin ilk yönetmeni Osman Sınav’ın projeyi aniden bırakması yıllarca tartışıldı.
Kurtlar Vadisi oyuncularından Nevzat Yakışırboy’un sosyal medyada yaptığı, “Osman Sınav FETÖ’cülerle aynı yolda yürümek istemedi. Tehdit edildiğini sette duydum.” şeklindeki açıklaması dikkat çekti. Yakışırboy daha sonra “Tehdit edildiğini sette duydum ama kimin tehdit ettiğini kimse bilmiyor.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Aydınlık