DOLAR 18,499
EURO 17,701
ALTIN 962,152
BIST 3244,11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana °C

Le Figaro: Erdoğan ve Putin Batı’yı dışladı

Le Figaro: Erdoğan ve Putin Batı’yı dışladı
17.08.2021
82
A+
A-

Fransız Le Figaro gazetesinde ‘Afganistan’da Rusya-Türkiye ikilisi Batı’nın bıraktığı boşluğu doldurmaya hazır’ başlıklı bir makale yayımlandı. Makalede iki ülkenin Afganistan’da inisiyatif alacağı belirtildi.

Fransız Le Figaro gazetesinin tecrübeli dış politika yazarlarından İsabelle Lasserre 29 Temmuz 2021 tarihli Le Figaro gazetesinde, “Afganistan’da Rusya-Türkiye ikilisi Batı’nın bıraktığı boşluğu doldurmaya hazır” başlıklı, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinden sonra Rusya ve Türkiye’nin birlikte bölgede oynayacağı rol üzerine bir makale kaleme aldı. Yazar makalede Türkiye ve Rusya’nın bölgede insiyatif alarak Batı’yı etkisiz bıraktığını ve birçok cephede beraber hareket ettiklerini vurguluyor. Tüm zoruluklara rağmen aralarındaki ilişkinin direnme yoluyla devam ettiğini yazan Lasserre, Afganistan’da iki ülkenin insiyatif alabileceğini belirtiyor. Metni Aydınlık okurları için Ali Rıza Taşdelen çevirdi:

Batı’yı Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ’dan sürdükten sonra Türkiye ve Rusya el ele Kabil’de ABD’nin yerini almaya hazırlanıyor. Amerikalılar yirmi yıllık bir savaşın ardından Afganistan’dan çekilirken ve onlarla birlikte diğer NATO güçleri de alanı hızla ilerleyen Taliban’a bırakırken, Türkiye Washington’a başkentin havaalanının güvenliğini sağlamayı teklif etti. Bir Fransız generali, “Havaalanına sahip olan şehri elinde tutar.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Ankara, Afganistan’ın yabancılar için ana kapısı olan Kabil Havalimanı’nı alarak, ülkede kalacak uluslararası güçler, yeşil bölgede bulunan yaklaşık 500 Amerikan askeri, yabancılar, diplomatlar ve yardım görevlileri üzerinde bir koza sahip oluyor.

GÜVENLİĞİ ANKARA SAĞLAYACAK

Bu güçleri tahliye durumunda, güvenlikleri Ankara’ya bağlı olacak.

Bazı kaynaklara göre Türkiye, Libya’da yaptığı gibi Afganistan’a özel askeri şirket Sedat tarafından istihdam edilen Suriyeli paralı askerleri gönderebilir.

Müzakereler, özellikle de Amerikalılarla yapılan mali müzakereler sona ererse, Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisi ile Beyaz Saray arasındaki ihtilafların da yatıştırılmasını umuyor.

Aynı zamanda Türkiye’yi Orta Asya’da kilit bir oyuncu haline getirme fırsatı da sunuyor.

RUSYA VARLIĞINI ARTIRACAK

Afganistan’daki güç dengesindeki kayma, Taliban’ın uyguladığı şiddetin eski Sovyet cumhuriyetlerini istikrarsızlaştırmasını önlemek için Orta Asya’daki askeri ve diplomatik varlığını artıran Rusya için de bir çekim alanıdır. Kremlin, Afganistan’a komşu ülkelere bir mülteci akınından ve cihatçı gruplar için güvenli bölgeler yaratılmasından korkuyor, bu da nihayetinde hala evi olarak gördüğü bir bölgedeki etkisini tehdit edecek. Taliban’ın Afganistan sınır karakollarına ilerleyişinden bu yana Rusya, Özbekistan ve özellikle çalkantılı komşusuyla bin 200 kilometrelik sınırı paylaşan Tacikistan ile ortak tatbikatlar gerçekleştirdi.

ERDOĞAN VE PUTİN BATIYI DIŞLADI

Gerekirse, Moskova “ek çaba” sözü verdi. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu geçen hafta konuyu Taliban’ın ilerleyişinden kaçan yüzlerce Afgan askerinin sığındığı Tacikistan’daki yetkililerle görüştü. Rusya ayrıca özel grubu Wagner’den Orta Asya’ya paralı askerler yerleştirebilir ve yerel savaş ağalarından yararlanarak bölgedeki etkisini pekiştirebilir. Birkaç hafta içinde Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan, yeni bir etki alanını paylaşmak için zemin hazırladı. (…)

Cenevre’deki zahmetli BM müzakere sürecini iki katına çıkarmak için Astana Grubu’nu da kurdular. Türkler ayrıca kuzeydoğu Suriye’deki DAEŞ karşıtı koalisyonun Kürt müttefiklerine de saldırdı. Rusya Suriye’de, Türkiye ise Libya’da askeri üsler kurdu. Her iki ülkede de, büyük ölçüde yabancı paralı askerlere dayanan askeri müdahaleleri, yoğunluk seviyesini yükseltti ve ister askeri, ister uzmanlar, gazeteciler veya diplomatlar olsun Batılılar üzerinde bir dışlama etkisi yarattı.

İKİ ÜLKE KAFKASYA’DA ÇÖZÜMÜ İNŞA ETTİ

Rusya ve Türkiye, 2020 sonbaharında Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki altı haftalık savaş sırasında Dağlık Karabağ’daki Batılıları da marjinalleştirdi. Moskova ve Ankara, 1992’den beri Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından savaşan taraflar arasında bir barış anlaşması bulmakla görevlendirilen Minsk Grubu’nu marjinalleştirerek Kafkasya’da siyasi ve askeri bir çözüm dayattı.

Grubun Rusya ile eşbaşkanları olan Fransa ve ABD, Vladimir Putin’in girişiminden haberdar bile edilmemişti. Rusya Devlet Başkanı, bu vesileyle, bölgedeki başöğretmen durumuna geldi. Recep Tayyip Erdoğan kendisine Kafkasya’daki eski Osmanlı toprakları üzerinde yeni bir etki ve Hazar Denizi ve Orta Asya’ya kadar bir dolaşım koridoru teklif etti.

TÜRKİYE VE RUSYA ZORLUKLARA DİRENDİ

Pek çok harekât sahasındaki zor pozisyonlara rağmen, birçoklarının kırılgan ve geçici olarak nitelendirdiği Türkiye ile Rusya aralarındaki ilişkide bütün zorluklara karşı direndi. Öncelikli olarak Batılıları Akdeniz’den ve eski Osmanlı ve Sovyet imparatorluklarının etki alanlarından çıkarmayı amaçlayan, stratejik bir boyut kazanmıştır. Avrupa ve ABD’ye karşı bu ittifak, Türkiye’nin NATO standartlarına uymayan bir füzesavar savunma sistemi olan S-400’ü satın almasıyla silahlanma alanında da gerçekleşiyor.

Bu bağlamda, Katar ve Rafale uçaklarıyla Haziran sonu ve Temmuz başında Konya’daki Türk hava üssünde gerçekleştirilen askeri tatbikatlar, Fransa’yı ve müttefiklerini ürküttü. Türk hava kuvvetlerinin, Yunanistan’ın kendisini donattığı Fransız savaş uçaklarının performansını yakından gözlemlemek için bol zamanı vardı. Bir Fransız subayı, “Tatbikat Ruslara bazı bilgiler de sağlamış olabilir” diye endişeleniyor.

BİR SONRAKİ ADIM LÜBNAN OLABİLİR

Rus-Türk ikilisinin, bir sonraki hedefi Lübnan mı olacak? Erdoğan her halükarda oradaki Sünni toplulukları etkileme politikasını geliştiriyor. Vladimir Putin de orada olmak istiyor. Kısa süre önce Lübnan’daki Hıristiyan azınlıkların savunucusu olarak poz verdi ve Fransa’nın onları koruyamaması halinde, kendisinin koruyacağını söyledi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.