DOLAR 18,5926
EURO 18,1477
ALTIN 1014,602
BIST 3564,5
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana °C

Tüketerek büyümenin acı sonu / Simit saraylarını dolduran milyonlar var!/ Editör’den

Tüketerek büyümenin acı sonu / Simit saraylarını dolduran milyonlar var!/ Editör’den
12.12.2021
343
A+
A-

Yıllardan beri uygulana gelen ekonomik sistemde, toplumun tüketim alışkanlığı azdırılmış, toplum tüketim alışkanlığının çıkmazında borç sarmalında arayışlar içerisinde bırakılmıştır.

Oldukça yoksul ve bir o kadar cahil bırakılan; geçmişi yoksulluk içinde köylerden şehirlere akın eden yapıdan tasarruf beklemek hayaldan ötedir.

Tüketim alışkanlığı ve borç sarmalındaki çıkmaz, geldiğimiz ekonomik sıkıntıların da ana nedenlerinin başında gelir.

Fakat cahil kesimin bunu anlamadığını söylemek de safdillik olur.

Çünkü “Ayağını yorganına göre uzat!” atasözünü bilmeyenimiz yoktur.

Kaldı ki tüm medyadaki yansımaya göre, toplum büyük bir zenginlik içerisinde yaşamaktadır.

Hiçbir yerde rastlanmayacak hayal dünyasında yaşamdan kesitler sunuluyor topluma.

Oysaki herkesin otomobili yok, herkesin yazlık konutu yok, herkes aynı şartlarda eğitim almıyor, herkes lüks konutlarda oturmuyor, herkes lüks lokantalarda yemek yemiyor. Ucuz simit saraylarını, ucuz esnaf lokantalarını dolduran milyonlar var.

Fakat bunlar da tüketim sapkını, ama kredi kartlarını bile ödeyemiyorlar. İşte toplum maalesef bu acıklı durumda.

Bu içinden çıkılmaz durumun boyutunu da her gün gazetelerde okuyoruz. Aylık 1000 TL bile geliri olmayan insanların cebinde çok sayıda kredi kartı bulunmaktadır. Çocuklarına bile iyi bir eğitim veremeyen aileler toplumun çoğunluğunu oluşturmaktadır.

Buna karşı yoksul milyonları daha çok tüketime yönlendirmekten çekinmeyen ve bunu pompalayan medya var.

Toplumun bu hale gelmesinde hem iktidarların hem de muhalefetin büyük yanlışları vardır.

Toplumun uyandırılması zorunlu hale gelmiştir. Ekonomi yönetimi daha gerçekçi olmalı ve sıkıntıların paylaşımını toplumun tüm kesimlerine yayabilmelidir. Çünkü herkes olanaklarını üstünde yaşamaya zorlanmış durumda.

Bu durumun sonucu Türkiye oldukça pahalı ve müsrif bir ülke haline gelmiştir. Halk tasarruf yapamaz hale getirilmiştir.

Borç ertelemeleri, ötelemeleri ile sıkıntıları daha da kartopu haline getirmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Ekonomi uzmanlarını dinlemeyen halkımız reklamları çabucak algılamaktadır.

Köylerden kentlere akın akın gelenleri bekleyen en büyük tuzak lüks yaşam tarzını özendiren cazip reklamlardır.

Siz hiç tasarruftan söz eden bir reklam duydunuz mu?

Sözde cazip kredilerden söz etmeyen bir banka reklamı gördünüz mü?

Bizim çocukluğumuzda kaldı Yerli Malı Haftası, yerli malı kullanalım söylemi, tasarruf haftaları…

Üretmeyen bir toplumda tasarruf alışkanlığı olur mu?

Tasarruf alışkanlığı olmayan bir toplum üretici olur mu?

Tüm toplumu yeniden bir üretim sürecine sokmak, yeniden üretim demek artık mecburiyet haline gelmiştir.

İçinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntılardan kurtulmanın yolu; tasarruf oranlarını artırmak ve elde edilen tasarrufları da beton ekonomisi yerine üretim ekonomisinde yönlendirmek zorundayız.

Yoksa işimiz oldukça zor… 

Zurnanın zırt dediği yerdeyiz çünkü…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.