Zorbanın öküzü
SEDAT MEMİLİ
Zorbanın öküzü, kendinden olmayanı boynuzlamaya çalışır. Velinimeti öyle yetiştirmiştir. Bu boynuzlama işine daha düve iken oyun diye başlar, dana iken staj görür ve boynuzunun farkına varır. Öküzlüğe erişince bövelek tutmuş gibi saldırır.
Nerede, hangi coğrafyada olduğu önemli değil…
Denizler onun havuzu, adalar teknesi, ırmaklar ise teferruattır; yeter ki otlanacak çayır olsun.
Yeryüzünün bütün çayırını kendisinin zanneder.
Nizar Gabbani’nin Mahallesindeki Horoz gibidir; Cahil bir horoz işte… “Milislere kumanda eden, saldırmak, katletmek, haşhaş üretmek, döviz kalpazanlığından başka bir şey bilmeyen…”
*
Yeryüzündeki çayırlarını Tanrının kendine vaad ettiği toprak sanır. Öylesine cahildir ki, çayırları yönetme hakkının Tanrının verdiği kaçınılmaz bir görev kabul eder.
Bu çayırlarda başkalarının var olduğunu düşünmez…
Adalet, saygı, hak, hukuk gibi kavramlar aklına bile gelmez çünkü o kocaman kafasında ancak tos vurmak için boynuz taşır; beyin değil.
Zorbanın öküzü tos vurarak yaşamını sürdürür;
O azametli ay parçası boynuzu ile süsmese, kendi varlığından bile şüpheye düşer.
Gücünün kaynağı tos vurduğu boynuzu değil, böğürtüsüne eşlik eden stajyer öküz adaylarıdır.
Bu o akıldan noksan gövdesiyle ortaya düşüp: “Var mı bana yan bakan?” diye boynuzlarını salladığında, etraftan koşup kendi safına geçen ve onun gölgesinde: “Var mı bize yan bakan?” diyen…
Adaletin tesisi yerine zorbalıktan pay almak isteyen ilkesiz stajyerler.
*
Zorbanın öküzü her daim vardır. Ve her daim başka kılıklarla arz-ı endam eder.
Kimi zaman hastalık, kimi zaman kavram olarak böğürür.
Çoğu zamanda Nemrud ve Firavun olarak yaşar…
Şah, kral ve başkan olduğu da görülmüştür.
Lanetlidir. Her yeniden ortaya çıktığında, kafasında beyin yerine ruhunda “açgözlülük” doldurulmuştur. Daha yaratılıştan kalbinde vicdan aklında adalet olmadığı için daima yenilmeye mahkumdur.
Boynuzu onu ancak yıkılabileceği yere kadar götürür.
Zorba öküzler var oldukça onların boynuzunu oyuncağa dönüştürenler çıkmıştır.
Nuh gemisiyle, Davut sapanı ile Musa asası ile bu boynuzları etkisiz kılmıştır.
Yüz yılımızda ise bu görev, milli duruşlara düşmüştür.
(Maalesef bugün Davut’un ve Musa’nın ardılları, zorba öküzün gölgesine sığınarak tos vurup duruyorlar. Golyat’a ve Hitler’e rahmet okutuyorlar.)
Tarih, kendini bütün çayırların sahibi ve hükümdarı zanneden zorbaların bodrum katlarında kendi elleriyle kendi canlarına kıydıklarına tanıklık etmiştir.
Kimi zorba öküzler, ayaklarından asılıp, cesetleri bir arabanın ardında sürüklenirken, kimi zorbanın öküzleri, asıldıkları uçak tekerleklerinden yere çakılmışlardır.
Ben o zorbanın öküzlerini havada da görmüştüm. İhtişamı bütün dünyanın gözlerini kamaştıran şahların uçağı, inecek bir karış toprak bulamamıştı.
Yine Nil Sularının şefkati onlar kucaklamıştı.
Ey Müslüman Dünyası!
Ey, zorbaya öküzlük yapmayı reddeden adaletini koruyan erdemli insanlar!
Tüm dünyanın geleceği için…
İşte şimdi, Nemrud’un karıncaların ağzında getirdiği bir damla su ile boğulacağı zamandır.
İşte şimdi, karar zamanı… Ya Nemrut’un yanındasınız ya da İbrahim’in
Ya Davut’un yanındasınız ya Golyad’ın…
Ya mazlumun yanındasınız ya zalimin…
Ya ABD’nin yanındasınız ya da kendi bağımsızlığınızın… Kaynak: HabereBakış