DOLAR 15,8769
EURO 16,8435
ALTIN 945,599
BIST 2372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 31°C
Parçalı Bulutlu

Bahçeli Furkancılara sert çıktı: Din taciri, meczup, ajan, provakatör

Bahçeli Furkancılara sert çıktı: Din taciri, meczup, ajan, provakatör
22.03.2022
54
A+
A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı’nda Furkan Vakfı’na yapılan operasyona destek vererek “Din kisvesine saklanıp darbeye heves eden FETÖ’cü hainlerden ders çıkarmamak hafıza kaybına delalet edecektir.” ifadelerini kullandı.

Bahçeli Furkancılara sert çıktı:  Din taciri, meczup, ajan, provakatör

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de partisinin Grup Toplantısı’nda konuştu.

Alpaslan Kuytul’un lideri olduğu Furkan Vakfı’na yönelik operasyona destek veren Bahçeli, ” Devletin hukuk sınırları içinde kullanacağı gücü meşrudur. Bir devletin 3 temel unsurundan birisi olan egemenliğini sulandıracak, yıpratacak hiçbir oluşuma, örgüte, yapıya, dernek veya vakfa tahammülümüz olamayacaktır.” açıklamasını yaptı.

Ayrıca Bahçeli, tedbir alınmadığı takdirde yeni 15 Temmuzların yaşanabileceği uyarısında da bulundu.

“Din kisvesine saklanıp darbeye heves eden FETÖ’cü hainlerden ders çıkarmamak hafıza kaybına delalet edecektir.” diyen MHP lideri sözlerini şöyle sürdürdü:

Geçtiğimiz hafta sonu Adana’nın Seyhan ilçesinde yaşanan, arkası önü projelendirilmiş hadiselerin içyüzünü şuurla tarif, dikkatle tespit ve tefrik etmek lazımdır.
Vakıfların nasıl kurulduğu, uymaları gereken kuralların neler olduğu kanunlarla çerçevelenmiştir.
Türkiye husumeti aleni olan ve 701 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle kapatılan Furkan Vakfı isimli örgütün provokasyonları sonucunda hiç arzu edilmeyen sahneler yaşanmıştır.
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanuna aykırı hareket eden, yeri geldiğinde PKK’yı, yeri geldiğinde FETÖ’yü öven, yeri geldiğinde de darbe girişimlerine hayırlı olsun diyen sözde bir vakfın mensupları artık bardağı taşırmıştır.
Furkan demek, doğru ile yanlışı, hak ile batılı, iyi ile kötüyü ayırt etmek demektir.
Ancak bunlarda doğru ile yanlış, hak ile batıl birbirine girmiştir.
Bunlarda ihlas ve iman alameti mumla aransa bile bulunamayacaktır.
Bu din tacirlerinin, bu ajan provokatörlerin kanunsuz eylemlerine şerefli Türk polisi zamanında müdahale etmiş, bize göre devletin hükümran vasfı isabetle gösterilmiştir.
Asayişsizliğe izin ve icazet verilmemiştir.

SÖZDE VAKFIN MECZUP BAŞKANININ İÇİŞLERİ

BAKANIMIZA İZANSIZ SALDIRILARI AYAKLARIMIZIN ALTINDADIR”


Sözde vakfın meczup başkanının İçişleri Bakanımıza yönelik izansız saldırıları, iffetsiz hakaretleri ve hayasız itibar suikastları bizim nezdimizde yok hükmündedir, hatta ayaklarımızın altındadır.
Sayın Süleyman Soylu, soyismi gibi soyludur, görevini de layıkıyla yerine getirmektedir.
Türk polisi görevinin gereğini yapmış, Müslüman görünümlü bir avuç münafığa, sokakları karıştırmak isteyen sayıca küçük bir azınlığa Türk devletinin yaptırım gücünü göstermiştir.
Bütün emniyet teşkilatımızı hassaten kutluyor, özellikle Adana’da görev yapan her polisimizin tertemiz alınlarından öpüyorum.
Kadınları, çocukları zırh olarak kullanan bu sözde vakıf yöneticileri aynı zamanda hem korkak, hem de günahkar olarak anılacaklardır.

“TEDBİR ALMAZSAK YENİ 15 TEMMUZLAR YAŞANMASI KAÇINILMAZ”


Muhammedi ahlakın kırıntısını taşımayan, İslam’ın ruhuyla bağdaşmayan bu sözde vakfın kimin kuytusu, kimin kuyusu, kimlerin kumandası altında olduğunu vicdan sahibi her vatandaşımız az çok bilmektedir.
Şayet bugün tedbir almazsak, gelecekte yeni 15 Temmuzların yaşanması kaçınılmazdır.
Şayet bugün duyarlı ve sorumlu hareket etmezsek, içi müşrik dışı Müslüman olan ilkesizlere önlem almazsak, uyarıyorum ki, terörist başı Gülenlerin arkası kesilmeyecek, ihanet kervanı kesintiye uğramayacaktır.

Nevruz’u şiddete malzeme yapmak isteyenler zillete sözcülük yapmak isteyenlerdir. HDP’nin düzenlediği sözde Nevruz kutlamaları ağır tahriklere maruz kalmıştır. Korsan Nevruz programları düzenlenmiş, devlet ve millet karşıtları Türk’ün bahar bayramını gölgelemeye çalışmıştır. Kan içici vampirlere fırsat verilmeyecektir.

Nevruz büyük Türk milletinin hürriyet duygusunun kabararak taştığı kutlu Ergenekon ateşidir. Çok geniş bir coğrafyada varlık mücadelesi veren tüm soydaşlarımızın Nevruz bayramını kutluyorum. Kış mevsiminin ardından bahara kapı aralayan bu yeni günün barış ve kardeşliğin habercisi olmasını umuyorum.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE DESTEK VERENLER,

NATO ŞEMSİYESİ ALTINDA”

Ukrayna Cumhurbaşkanı’nı periyodik şekilde ve online olarak parlamentolarında konuşturup ayakta alkışlayan ülkeler bize göre samimiyetsiz ve ikiyüzlüdür.
Zelenski’yi internet üzerinden dinleyip alkış tufanı koparanların nereden ve kimden sipariş aldığını basiretli ve temiz bir zihniyet sahibi herkes fark etmektedir.
Tiyatroya gerek yoktur, bunu izleyip de aldanacak ve kanacak hiç kimse olmayacaktır.
Ukrayna Cumhurbaşkanı’nı parlamentolarında konuşturan ülkelerin, savaşı körükleyen, güç konsolidesi yapan, kendi iradelerine ipotek koyan ABD’ye itirazları ne zaman görülecek, ne zaman ortaya çıkacaktır?
Hani yaptırımlarla sonuç alınacaktı?
Hani Rusya’nın nefesi kesilecekti?
Bugüne kadar NATO ne yaptı? ABD neyi sağladı? Birleşmiş Milletler hangi yaraya merhem olabildi?
Rusya’ya uygulanan yaptırımların bir benzeri Türkiye’ye de reva görülmüyor mu?
Bu nasıl müttefikliktir? Bu nasıl stratejik ortaklıktır?
NATO üyeleri arasında yaptırıma maruz kalan tek ülke Türkiye’dir.
Dost bildiklerimiz tarafından egemenlik haklarıyla oynanan, aleyhine ekonomik, siyasi ve diplomatik tuzaklar kurulan ülke de Türkiye’dir.
Mücadele ettiğimiz terör örgütlerine destek verenler şu rezalete bakınız ki bizimle NATO şemsiyesi altında birlikte olanlardır.
Bir Fransız, bir İngiliz, bir Alman ölünce kıyameti koparanlar, yıllardır oluk oluk akan Türk ve Müslüman kanlarını, alınan mazlum canları felç geçirmiş gibi izlemişlerdir.
Kuzu postuna bürünmüş hiçbir ülke bize adalet dersi veremez.
İnsanlık hatırlatması yapamaz, istikamet çizemez, yaptırımlara niye katılmıyorsunuz, neden S-400’ü aldınız diyemez.
Türkiye Cumhuriyeti felaketlere direnen, esarete meydan okuyan kahraman bir kuşağın eseridir.
Bu devleti Türk milleti kurmuştur, son söz ve karar da Türk milletinindir.
Her ülkeye mesafemiz aynıdır.
Dostu da biliriz, düşmanı da tanırız.
Uzatılan ellerin geri planındaki habis niyetleri görmezden de hiç gelmeyiz, gelemeyiz.
Taş atan olursa, gülle mukabele etmeyiz.
Zor günümüzde yalnız bırakanları, kuyumuzu kazanları, arkamızdan dolaşanları asla unutmayız, unutmayacağız, unutturmayacağız.

“ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ, BÜYÜK BİR YATIRIM HAMLESİDİR”


Çanakkale deyince akla gelen ilk husus kahramanlığın şanlı direnişi, imanın teknolojiye karşı zaferidir. ‘Atatürksüz Çanakkale’ diyenlere sesleniyorum; Yarbay Mustafa Kemal diğer kahramanlarımız gibi Çanakkale’nin her yerinde, her zerresindedir. Hiçbir kemiksiz, hiçbir densiz aziz Atatürk ve Çanakkale üzerinden yeni bir kutuplaşma sayfası açmaya yeltenmemelidir.

Çanakkale Türk milletinin namus kilididir. Mermilerin havada bir birine isabet ettiği Çanakkale, Türkiye’nin önsözüdür. Bizim kime çektiğimiz nettir. Bizim feyzimiz ana kaynağı da bellidir. Türkiye’yi kötüleme yarışına giren müfterilerinin soyunun nereye dayandığı meçhuldür.

18 Mart 2022’de hem Çanakkale Zaferi’ni andık hem de muazzam bir eserin açılışına şahitlik ettik. Böylece Asya ile Avrupa 6’ncı kez birbirine bağlanmıştır. Bu dev eser çok yoğun çalışmaların neticesinde 1 yıl evvel faaliyete geçirilmiştir. 9 ilimiz kesintimiz birbirine bağlanmıştır. 1915 Çanakkale Köprüsü bizim ulaştırma hedeflerimizi gerçekleştirecek büyük bir yatırım hamlesidir.

Bizim anlayamadığımız bir garabet, 1915 Çanakkale Köprüsü’nün açılışından rahatsızlık duyanların kendilerini ele vermeleridir. Milletimizin kalbi Gelibolu’da atarken, birilerinin nifak üretimi hızlanmıştır. Bazı medya organları önyargılarının esiri olmuş, geçiş ücretini bahane ederek karalama kampanyasına bel bağlamışlardır.

CHP’liler yine hazımsızlık örneği göstermişler, milyar lira vurgun yapıldığını iddia etmişler. Be hey gafiller o köprüden siz de geçeceksiniz. Niye telaşlanıyorsunuz? Bu köprü ülkemizin gururudur, hiç mi millete sevginiz kalmadı? Köprüden geçmem diyorsanız yüzerek gidip, gelebilirsiniz. Bu zihniyet sahiplerini tanıyoruz. Asıl meseleleri Çanakkale Zaferi’dir. Bu tarihi hezimetin kuyruk acısını çekiyorlar.

“TTB YÖNETİMİ, PKK’NIN YANINDADIR”

Milletimize ve ülkemize hizmet eden her meslek mensubunun başımız üzerinde yeri vardır. Hiç kimseye peşin hükümle bakmayız. Her insanımızın, her meslek mensubumuzun düşünce ve fikir hürriyetine saygı duyulması gerektiğine inanırız. Bizim kriterlerimiz gayet berraktır. Türkiye’ye nefret besleyenler bizim karşı cephemizdir. Hem ihanete çanak tutan, terör örgütüne methiyeler düzenler hazırladıkları baldıran zehrini zemzem diye yutturmaya çalışanlar köksüzlerdir. İhanet edene göz yummak ihanete ortaklıktır.

Türk Tabipler Birliği, Türk hekimlerini temsil edemez. Nerede bir melanet varsa TTB Başkanı ve yönetimi oradadır. PKK’nın yanında olan bunlardır, HDP’nin yolundan gidenler bunlardır. Zillete düşen bunlardır. Bunlara doktor demek, Tabipler Birliği’nin başında Türk isminin bulunmasına sessiz kalmak en korkunç bühtandır. Bizim TTB’ye tepkimiz yönetimine çöreklenmiş 3-5 kişiye yöneliktir.

Muğla’da uzman çavuşumuzun kaldığı muamele bizi üzmüştür. Doktora saldırının karşısında olacağız ancak askerimize yönelik saldırının da karşısında bulunacağız. Meclis’e gönderilen Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda değişiklik yapılması istenen kanun teklifini ön şartsız destekleyeceğiz. Zor bir dönemden geçerken en küçük provokasyonun sonuçları ağır olabilecektir. Ne hastanede, ne postanede, ne mahkemede, ne adliyede insanlık değerleri insan olmaktan kaynaklanan kazanımlar çiğnenmemelidir.

1970’li yıllarda vurulan bir dava arkadaşımız Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılmıştı. O arkadaşımızın müdahaleye ihtiyacı vardı. Yaralı olarak hastaneye götürülen kardeşimizin Ülkücü olduğunu öğrenen birkaç doktor müsveddesinin ‘Bırakın gebersin’ dedikleri dün gibi aklımızdadır.

Hangi kitapta, hangi inançta böyle bir barbarlığa cevaz vardır. O doktor görünümlü insanlık fukaralarını çatı kuruluş TTB’dir. Kandil’deki mağara deliğinde teröriste pansuman yapan diğer teröristten ne farkı vardır? Terörle mücadeleye karşı çıkan bu kişi değil midir? Sağlık sistemini HDP ile kurgulamaktan bahseden bu kişi değil midir? Bu nedenle sesleniyorum; TTB kapatılmalıdır. Lazım gelen hukuki takibat başlatılmalıdır. Yöneticilerden hukuk önünde hesap sorulmalıdır. (Kaynak: Aydınlık)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.