13 Mayıs 2026, 11:04:54
Dolar 42,2340
Euro 48,8802
Altın 5.629,56
BİST 10.824,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 24°C
Az Bulutlu
Adana
24°C
Az Bulutlu
Cts 24°C
Paz 16°C
Pts 19°C
Sal 20°C

CHP seçmeni için zorunlu bir muhasebe zamanı

Sevgili CHP’liler,
Son dönemde kamuoyuna yansıyan gelişmeler, devam eden yargı süreçleri, belediyeler üzerinden gündeme gelen iddialar, parti içi tartışmalar ve kurultay sürecine ilişkin değerlendirmeler; CHP’nin bugün içinde bulunduğu tabloyu serinkanlı biçimde ele almayı zorunlu hâle getirmiştir.

CHP seçmeni için zorunlu bir muhasebe zamanı
13 Mayıs 2026 10:01 | Son Güncellenme: 13 Mayıs 2026 10:05
A+
A-

NİYAZİ KOÇ

Elbette devam eden yargı süreçlerinde, kesin hüküm verilmeden kimseyi suçlu ilan etmek doğru değildir. Hukukun temel ilkesi açıktır: Herkes, hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunana kadar masumiyet karinesinden yararlanır. Ancak bu durum, kamuoyuna yansıyan iddiaların siyasi sorumluluk ve parti içi etik bakımından tartışılmasına engel değildir.
Bugün CHP seçmeninin önünde önemli bir soru vardır:

CHP, gerçekten kendi tarihsel çizgisine, kurumsal aklına, devlet ciddiyetine ve halkçı siyaset anlayışına uygun biçimde mi yönetilmektedir?

Son dönemde yaşananlar, yalnızca bugünkü yönetim tartışmalarını değil; aynı zamanda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu döneminin ve sonrasında yaşanan değişim sürecinin de yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde karşılaştığı siyasi zorluklar, parti içi dengeler, yakın çalışma çevresindeki farklı yönelimler ve sonrasında yaşanan kurultay süreci daha dikkatli analiz edilmelidir.

Bu değerlendirme bir kişisel hesaplaşma değil, CHP’nin geleceği açısından zorunlu bir siyasi muhasebedir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun parti içindeki süreçlerde yalnız kaldığını, bazı uyarılarının zaman içinde daha anlamlı hâle geldiğini düşünen geniş bir kesim vardır. Bu görüşe katılanlar açısından mesele, sadece bir genel başkan değişimi değil; CHP’nin hangi çizgide, kimlerle ve hangi anlayışla yönetileceği meselesidir.

CHP’ye gönül verenlerin bu tabloya sükûnetle bakması gerekir. Devletin ve yargının, kamuoyuna yansıyan iddiaları hukuk içinde, delile dayalı, tarafsız ve sistematik biçimde ele alması Türkiye’nin yararına olacaktır. Ancak bu süreç yürürken CHP seçmeni de kendi siyasi değerlendirmesini yapmak zorundadır.

Bir siyasi partinin kendi içinde nasıl işlediği, iktidar sorumluluğu aldığında ülkeyi nasıl yöneteceği konusunda önemli ipuçları verir.

CHP seçmeni artık şu soruyu sormalıdır:
Biz yalnızca iktidar değişikliği mi istiyoruz, yoksa gerçekten ahlaklı, liyakatli, halkçı ve devlet ciddiyetine sahip bir siyaset mi istiyoruz?

Eğer siyaset yalnızca “mevcut iktidar gitsin de kim gelirse gelsin” anlayışına indirgenirse, bu yaklaşım ne CHP’ye ne de Türkiye’ye fayda sağlar. Bir partinin iktidara talip olabilmesi için önce kendi içinde adaleti, hesap verebilirliği, parti hukukunu, demokratik işleyişi ve etik sorumluluğu güçlendirmesi gerekir.

CHP seçmeninin açıkça tartışması gereken başka konular da vardır:
Parti içindeki kadrolaşma iddiaları, belediye yönetimleri üzerinden gündeme gelen tartışmalar, kurultay süreçleriyle ilgili itirazlar ve farklı görüşteki parti mensuplarının kendilerini dışlanmış hissetmeleri görmezden gelinebilir mi?

Bu sorulara cevap vermeden sağlıklı bir yenilenmeden söz edilemez.

CHP’nin köklü bir siyasi geleneği vardır. Bu gelenek, kişisel sadakat ilişkileriyle değil; Cumhuriyet değerleriyle, halkçılıkla, laiklikle, ulusal bağımsızlık fikriyle, sosyal adaletle ve devlet aklıyla var olmuştur.

Bu nedenle CHP’de yaşanan her tartışma yalnızca parti içi bir mesele değildir. CHP, Türkiye’nin siyasi tarihinde kurucu rolü olan bir partidir. Böyle bir partide etik, liyakat, hesap verebilirlik ve demokratik meşruiyet konuları çok daha fazla önem taşır.

Özgür Özel ve ekibinin kurultay sonrası süreçte izlediği çizgi de bu çerçevede demokratik biçimde tartışılmalıdır. Kurultayda destek verenler ile destek vermeyenler arasında farklı siyasi tutumlar sergilendiği yönündeki eleştiriler, parti içinde ciddi biçimde değerlendirilmelidir.
Bir partide farklı görüşler dışlanmış hissediyorsa, bazı belediye başkanları veya parti mensupları kendilerini yeterince korunmamış ya da yalnız bırakılmış görüyorsa, bu durum parti demokrasisi açısından önemsenmelidir.

CHP seçmeninin önünde bugün ciddi bir muhasebe sorumluluğu vardır. Mesele artık yalnızca iktidar karşıtlığı değildir. Mesele, CHP’nin hangi ilkelerle, hangi kadrolarla ve hangi siyasi anlayışla yoluna devam edeceğidir.

Bir partinin iktidar alternatifi olabilmesi için önce kendi içinde güven vermesi gerekir. Parti içi meşruiyeti tartışmalı hâle gelen, etik tartışmaları yeterince açıklığa kavuşturamayan, kendi tabanında güven sorunları yaşayan bir siyasi yapı, ülkeye güçlü bir gelecek vizyonu sunmakta zorlanır.

Bu nedenle CHP’ye gönül veren herkesin yapması gereken; körü körüne taraf tutmak değil, akılla, vicdanla, hukukla ve siyasi ahlakla değerlendirme yapmaktır.
CHP seçmeni artık karar vermelidir:

Ya bütün bu tartışmaları görmezden gelip mevcut parti içi düzenin devamına rıza gösterecek ya da CHP’nin gerçekten yenilenmesi, arınması, güçlenmesi ve yeniden ilkeli bir çizgiye kavuşması için demokratik bir tavır alacaktır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.