Alevilik kimlik siyasetine hapsedilemez
Londra’da “Alevilik ve Gelecek” toplantısı düzenlendi. Ortaya çıkan tabloyu dikkatle incelemek gerekiyor. Sadece resim veren kişiler incelendiğinde dahi asıl hedefin Aleviliği etnik siyaset çizgisine çekmek olduğu açıkça görülüyor.
ERDEM CÖMERT
Yıllardır aynı yöntem uygulanıyor. “Demokrasi”, “çoğulculuk”, “kimlik özgürlüğü” gibi kavramların arkasına saklanan bir siyasal anlayış, Aleviliği kendi ideolojik projesinin parçası haline getirmeye çalışıyor. Avrupa merkezli bazı yapılanmalar da bu sürecin taşıyıcılığına soyunuyor.
Toplantının konuşmacı listesi bilindik isimler: Osman Baydemir, Mithat Sancar, Sezgin Tanrıkulu, Garo Paylan, Hayko Bağdat, Erkan Baş…
Ortak noktaları nedir?
Aleviliğin inanç dünyasını temsil etmeleri değil. Ortak noktaları aynı siyasal eksende buluşmalarıdır. Alevilik konuşuluyor ama Aleviler yine geri planda bırakılıyor.
Daha da çarpıcı olan şudur. Sürekli halkların haklarından söz eden çevreler, Alevilerin kendi kaderleri hakkında konuşabilme ve düşünebilme hakkını ellerinden alıyor. Alevilerin neye inanacağına, hangi talepleri dillendireceğine ve hangi siyasal çizgide duracağına küçük bir ideolojik grup karar vermeye çalışıyor.
ALEVİLİĞİN GERÇEK GÜNDEMİ
Alevilik bu toprakların vicdanıdır. Hz. Ali sevgisinin, Ehlibeyt bağlılığının, kardeşliğin ve insan sevgisinin yoludur. Anadolu’da Alevilik hiçbir zaman etnik ayrılıkçılığın taşıyıcısı olmamıştır.
Türküyle, Kürdüyle, Türkmeniyle aynı cem meydanında lokma paylaşan bir irfandır Alevilik.
Bugün ise bazı çevreler bilinçli biçimde Aleviliği etnik kimlik siyasetinin içine hapsetmeye çalışıyor. Anadilde eğitim tartışmaları, etnik siyasetin talepleri ve bölücü söylemler sürekli Alevilerin temel meselesi gibi sunuluyor.
Oysa Anadolu’daki Alevilerin gerçek gündemi bunlar değildir.
Alevilerin derdi çocuklarının geleceğidir. Yoksulluğun bitmesidir. Adaletin güçlenmesidir. İnançlarının özgürce yaşatılmasıdır. Bu ülkenin birlik içinde olmasıdır.
Fakat sesi en çok çıkan kesimler, Aleviliği sürekli kimlik çatışmaları üzerinden tarif ediyor. Cem meydanında görünmeyenler, sazın ve deyişin ruhunu bilmeyenler, Hacı Bektaş Veli’nin öğretisini anlamayanlar bugün kalkıp Aleviliğin geleceğini belirlemeye çalışıyor.
‘ALİSİZ ALEVİLİK’ DAYATMASI
Bugün asıl mesele Aleviliği kendi köklerinden koparma girişimidir.
Hz. Ali’siz bir Alevilik kurgulanıyor. Ehlibeyt bilincinden uzaklaştırılmış, tarihsel hafızası boşaltılmış, yalnızca siyasal kimliğe indirgenmiş bir yapı oluşturulmak isteniyor.
Bu yüzden toplantılarda Hz. Ali yoktur. Kerbela’nın anlamı yoktur. Ehlibeyt sevgisi yoktur. Ama sürekli etnik siyaset vardır. Sürekli Türkiye karşıtı bir dil vardır. Sürekli toplumsal fay hatlarını büyütmeye çalışan bir anlayış vardır.
FETÖ artıklarıyla, Batı merkezli çevrelerle, marjinal ideolojik yapılarla aynı zeminde buluşan bu yaklaşımın Aleviliğe vereceği hiçbir şey yoktur.
Anadolu Aleviliğinin geleceği emperyalizmin gölgesindeki salonlarda yazılamaz.
Çünkü Alevilik bu milletin ortak mayasıdır.
SESSİZ ÇOĞUNLUK ARTIK KONUŞMALI
Bugün en büyük sorun gerçek Alevilerin sessiz bırakılmasıdır.
Ehlibeyt sevgisini ayrılıkçı siyasete kurban etmek istemeyen milyonlarca Alevi vardır. Bu insanlar kardeşlikten yanadır. Milli birlikten yanadır. Aynı vatanda birlikte yaşamaktan yanadır.
Ancak medya alanında, Avrupa merkezli organizasyonlarda ve bazı dernek yapılarında sürekli aynı ideolojik çevreler öne çıkarılıyor. Sanki bütün Aleviler aynı düşünüyormuş gibi bir algı oluşturuluyor.
Oysa Anadolu’nun gerçek Alevileri bu ülkenin kuruluşunda şehit düşen insanlardır. Çanakkale’de savaşan insanlardır. Kurtuluş Savaşı’nda omuz omuza mücadele eden insanlardır.
Alevilik Türkiye’nin harcıdır.
Kimsenin Aleviliği etnik siyasetin aparatı haline getirmesine izin verilmemelidir.
Bu milletin ortak vicdanı hâlâ ayaktadır.
Ve o vicdan kardeşliği parçalamak isteyenlere teslim olmayacaktır.
Aşk ile…