18 Mayıs 2026, 11:26:07
Dolar 42,2340
Euro 48,8802
Altın 5.629,56
BİST 10.824,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 24°C
Az Bulutlu
Adana
24°C
Az Bulutlu
Cts 24°C
Paz 16°C
Pts 19°C
Sal 20°C

Vatanının ve mazlum halkların sesi Âşık Mahzuni Şerif’i ölümünün 24. yılında türküleriyle selamlıyoruz

Edirne’den Kars’a milli birliğin ve Amerikan emperyalizmine karşı direnişin simgesi olan Âşık Mahzuni Şerif, vefatının 24. gün dönümünde anılıyor. Kıbrıs’ta Mehmetçik’in, dünyada mazlum halkların sesi olan büyük usta, arkasında eskimeyen bir vatan sevdası ve birleştirici bir miras bıraktı.

Vatanının ve mazlum halkların sesi Âşık Mahzuni Şerif’i ölümünün 24. yılında türküleriyle selamlıyoruz
18 Mayıs 2026 09:52
A+
A-

“Beni merak edip şüphe duyanlar
Kendin bilmezlerin telaşıyım ben
Aslım Horasan’dan toprağım Afşin
Elbistan düzünün bir taşıyım ben”

Elbistan’ın düzünden tüm yurdun göğüne kanatlanan bir ses, bir gâni gönül, bendini döven ırmaklar gibi türküler…

“Berrak bir merhaba, bence sevgilerinde samimi olan insanların zamanı ve günü ve belli ölçülerde hayatın bazı parçalarını paylaşma biçimidir. Ancak haksızın tümüyle haksızlığını kabul ettiği ve caydığı zaman birlik doğar ki bu da iyi bir sonuçtur”.

Bir büyük ozan işte böyle selamladı acısını, derdini direncini temsil ettiği büyük milletini.

Öyle içten, öyle derin…

Anadolu’nun binlerce yıllık felsefesini direngenliğini çağına uyarlayan büyük ozan Âşık Mahsuni Şerif’i türküler otağımızdan selamlayacağız.

Vatanının ve mazlum halkların sesi Âşık Mahzuni Şerif'i ölümünün 24. yılında türküleriyle selamlıyoruz - Resim : 1

OZAN ÂŞIK MAHZUNİ ŞERİF 24 YILDIR YÜREĞİMİZDE

1940 yılında Kahraman Maraş’ın Afşin ilçesinin Berçenek Köyü’nde doğdu. Köyünde okul olmadığı için Elbistan’ın Alembey Köyü’nde, Lütfi Efendi Medresesi’ne devam eden Mahzuni, burada Kur’an eğitimi aldı, eski Türkçeyi öğrendi. 12 yaşındayken amcası Âşık Fezali’den (Behlül Baba) bağlama çalmasını öğrenen Mahzuni İlkokulu bitirdikten sonra Mersin Astsubay Okulu’na girdi. Mahzuni, 1960 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu’nu bitirdi. Oradaki başarısı Kuleli Askeri Lisesi’ne girmesini sağladı. Kuleli Askeri Lisesi’nden ihraç edilmesi ile Âşık Mahzuni’nin hayatı yeni bir yol ayrımına girdi. Geleneğin içinde yoğrulan Mahzuni o günden sonra, türküleriyle adeta yurdun güncesini tuttu. Halkın alın terini, yoksulluğunu, gurbeti,ayrılığı, sevdayı, mücadeleyi türküleştirdi. Görülemeyeni gördü, duyulmayanı duydu, söylenemeyeni söyledi.

Mahzuni Şerif özellikle 60’lı yıllarda Ankara’da, Fikret Otyam, Feyzullah Çınar, Nesimi Çimen, Âşık Daimi, Kul Ahmet gibi ozanla bir araya gelmeye başladı. Fikret Otyam’la bağları onun manevi oğlu olacak kadar kuvvetlendi. Âşık Mahzuni Şerif, 1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Federasyonu tarafından dünyanın en büyük 3 ozanı arasında gösterildi.

17 Mayıs 2002 tarihinde Almanya Köln’de hayata gözlerini yumdu. Halk şiirine gönül veren ve konuşma dilini şiirleştiren ozan, 453 plak, 58 kaset 8 kitap, 890 şiir, yaşadığı çağdan geleceğe akan yüzlerce türküyü milletine emanet etti.

Âşık Mahzuni Şerif, arı duru bir dille söylediği şiirlerinde bağrında yetiştiği halkın sorunlarını anlattı ve yaşamı boyunca milletinin gözü pek sözcüsü oldu.

BİZİM BE /AŞIK MAHZUNİ ŞERİF

Edirne’den Kars’a efendim
Bu memleket takım takım bizim be…
Bizi bölemezsin behey serseri
Toprak gibi büküm büküm bizim be…
Bizdeki yürekler başka yürekler
Günümüz dayanır tuzlu çörekler
Senin sofrandaki ballar börekler
Ömür boyu zehir zıkkım bizim be…

Kara sapan, kuru tezek, kel çarık
Toprak tezek, toprak susuz, çok yarık
Biz senin gözünde güya barbarık
Hayat denen şeyden bıktık bizim be…

Edirne’den Kars’a bir yol uzanır
Dumanlı dumanlı oy bizim eller…
Yeşil ormanları bulut kazanır
Dumanlı dumanlı oy bizim eller…
Vatanının ve mazlum halkların sesi Âşık Mahzuni Şerif'i ölümünün 24. yılında türküleriyle selamlıyoruz - Resim : 2

MEHMETÇİK’İN YANINDA AMERİKAN EMPERYALİZMİNİN KARŞISINDA

“Ülkem seni yalnız Allah durdurur/Sen doğan güneşe he de yeter ki.
Ömür boyu karanlığı silkele/Bizim günahımız ne? de yeter ki.
Doğmamış bahçeye olgun süs verme/Seni duymaz sağır boşa ses verme
Düşmana toprak verme, üs verme/Biz aptal değiliz be de yeter ki.”

Şiirlerinde milli birlik vurgusu sık sık öne çıktı. Söz konusu ülkenin bağımsızlığı olunca, duracağı mevziiyi çok iyi biliyordu. İlhan Selçuk: “Mahzuni Şerif Cumhuriyet Göreneğindendi. Âşıkların Cumhuriyetçiliği laf-ı güzaf değil. Gönülden kaynaklanır.” diye anlatır bu duruşu.

Kıbrıs Barış Harekâtı yapılırken Aşık Mahsuni Şerif Kıbrısta savaşan Türk Askerini yüreklendirmek için şu dörtlüğü yazar:

“Duracak zaman değildir,
Yürüyün zalim üstüne..
Ölen ölür kalan yeter.
Yürüyün Kıbrıs üstüne..”

Türküleriyle Amerikan emperyalizminin işgal ve sömürü düzenine karşı halkı birliğe ve mücadeleye çağırdı. Bu çabasını ise şu sözlerle açıkladı:

“Ben ulusal kurtuluş savaşını veren, bağımsızlığını kazanan bir ulusun ozanıyım. ‘Amerika katil’ deyişim bütün bu oluşumların altında, ‘Amerika parmağı var’ inancımdan kaynaklanmaktadır. Tabi evrensel boyutu da var. Kore’de, Vietnam’da, Lübnan’da, Angola’da ve benzeri birçok ülkede binlerce insanın öldürülmesine neden olması, bundandır Amerika katil deyişim.”

ÂŞIK MAHZUNİLER DAMARI

Ozanlarla ilgili Dede Korkut şöyle demiş:

“Kolca kopuz yükseltip elden ele, beyden beye ozan gezer. Erin cömerdini, erin cimrisini ozan bilir.”

O ozanlar ki, Anadolu’nun uygarlık tarihinde, edebiyatında, müziğinde, sanatında, felsefesinde çok önemli bir yer tutar. Âşık Mahzuni de, bu damardan beslenir. Onu bir ozan, bir şair ve bir düşünür olarak kendi dünyasının koşullarında değerlendirmek gerekir ki biz de öyle yaptık. Ve gördük ki Aşık Mahzuni, Ahmet Yesevi gibi, Yunus gibi, Mevlana gibi, Hacı Bektaşi Veli gibi, Pir Sultan Abdal gibi Aşık Veysel gibi aşk felsefesini yurdumuzun her karış toprağına nakşeden büyük değerlerden geliyor.

Mahzuni’nin düşünce ve duyuşlarına esas olan insani değerlerdir. Ona göre insanî değerlerden kopuk bir insanı bu dünyadan uğurlarken beyaz kefenlere sararak aklayamazsınız. Gerçekler katına ulaşabilmek, yetkin insan olabilmek için insani değerlerle donanmak, kefen yerine bu değerlerle sarılıp ilahi huzura varmak gerekir.

Küçük vücuduma kefen istemem Varsa insanlıkla sarsınlar beni” deyişi bu esasa dayanır.

Vatanının ve mazlum halkların sesi Âşık Mahzuni Şerif'i ölümünün 24. yılında türküleriyle selamlıyoruz - Resim : 3

DÜŞÜN FELSEFESİNİ PİR SULTAN ABDAL’DAN ALDI

Mahzuni, Anadolu’nun ozanlık geleneğini , en yakın tarihi ile 10 bin yıllık bir tarihin üzerine katlana gelmiş Asya kültürünü oluşturmuş bir kültür olarak tarif eder ve şöyle der: “Geçmişteki ozanları, bir bir inceledim. Kendime yol gösterici, eylem kılavuzu olarak seçtiğim Ozan Pir Sultan Abdal oldu. Ses olarak da etkilendiğim Davut Sulari’dir. Toprak çocuğuyuz, toprağa karşı büyük özlemimiz vardır. Bunu da en iyi dile getiren Veysel Baba idi. Belirli bir derecede onun da etkisinde kaldım. Davut Sulari’den esinlendiğim sese, Âşık Veysel mülayimliğini kattım. Düşün felsefemi de Pir Sultan Abdal’dan aldım…”

GEZGİN ÂŞIK

Geleneğin özelliklerini sanatında güçlü bir biçimde temsil eden Mahzuni Şerif, âşık tarzı edebiyatının bazı geleneksel motiflerini kabul etmemesine karşın, geleneğin gerektirdiği öz ve biçim kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır. Şiirinde dikkati çeken ilk nokta: mısra yapısının sağlamlığı kafiyelerin dil ve müzik ahengi içinde yerli yerinde olmuştur. Dili, dilin kelimelerini niteliğine göre başarılı bir şekilde yerli yerinde kullanmasını bilen bir âşık. Mahalli kültür ortamından kişiliğine her türlü malzemeyi iyi kullanmayı başarıyor. Mahzuni’de geleneksel âşık tarzının şekle ait özelliklerinin yanı sıra bazı temaların da sürdüğünü görüyoruz. O, Anadolu’da 13. Yüzyıl’dan itibaren tasavvufi bir özne ile ortaya çıkan edebi eserleri, bu vadinin erenlerini kamillerini sanatını çok önemsiyor. Hacı Bektaş veli, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet’in içinde bulunduğu yedi ulu ozan… Bazı mısraları, sıksanız hüzün damlayacak yoğunlukta iken, bazıları ise bilgelikle dinçle örülü. Yani Mahzuni eserleri Anadolu’nun tarihsel kültürel ve vicdani özeti… Ustası Cırık Baba’nın kendisine verdiği Mahzuni tapşırması da onun hüznünü belirtir.

Mahzuni, cumhuriyet sonrası âşıklık geleneğinin en verimli ustalarından. Yurt çapında gidilmedik kenti köy bırakmamış… Tabiri yerindeyse “Çağırıldığı yere erinmemiş” Eski âşıklardaki gezgincilik özelliği burada karşımıza çıkıyor…

Vatanının ve mazlum halkların sesi Âşık Mahzuni Şerif'i ölümünün 24. yılında türküleriyle selamlıyoruz - Resim : 4

CUMHURİYET OZANI

Ben bir Cumhuriyet ozanıyım. Ömrüm vefa ettikçe bu anlayışımı ölünceye kadar koruyacağımı sanmaktayım. İnsanı kıble edinmiş, gönlü Kabe olmuş, ülkesini ve başka ülke insanlarını seven, bütün halklara saygıyla bakanlara saygım olsun.”

Ozanı,“Bulunduğu halkın tarihini, mevcut yaşamını ve geleceğini ince, çok hassas bir mesuliyetle sazlı kültüre diken insandır” diye tarif ediyor Âşık Mahzuni Şerfi. Ve ”işte ben böyle bir halktan geldiğim için tükenmiyorum, kaynak olarak halkımı gösteriyorum… 1950 yıllarda başladığım saza, cemlerde ve görgü ya da muhabbet anlarında edindiğim engin öğretileri de katarak halk ozanları safına girmiş oldum. Ve dediğim gibi tarihi halk ozanlığı misyonuna duyduğum bozulmaz saygı zaman zaman çağımızda kendini gösteren halkçı ve demokratik kavgayı, devrimciliği de düşüncelerime taşımış oldu. Kendimi bulalı saz çalıp türkü söylüyorum”.

Âşık Mahzuni sanatını üretirken halkından kopmadı, halkın gönül penceresi oldu, halkın acılarına, sevdalarına, istemlerine ve duygularına sazı ve sözüyle tercüman oldu.

Ne zaman sesini duysak, dost meclislerinde ne zaman türküsü gelse dilimize içimize dolan aydınlıktır Mahzuni…tükenmeyen ve tükenmeyecek olan iç aydınlığımız… selam olsun ustaya, selam olsun…. Yurdun öykülerini sazının telinden kanatlandıranlara. Yolumuzu aşk eyleyenlere, aşk olsun!

Zaman akar türküler kalır.

Kaynak: Aydınlık

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.