Dolar 32,1132
Euro 34,9446
Altın 2.430,49
BİST 10.656,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 26°C
Hafif Yağmurlu
Adana
26°C
Hafif Yağmurlu
Sal 28°C
Çar 27°C
Per 27°C
Cum 30°C

Dağlarda üretim devrimi yapan kadın

Dağlarda üretim devrimi yapan kadın
16 Şubat 2024 13:46
A+
A-

Ziraat Mühendisi Gülay Yazan, Adana’nın Saimbeyli ilçesi Narlıdere köyünde ailesi ile beraber 6 yıldır salep orkidesi yetiştiriyor. 2.5 yıllık ARGE çalışmasının ardından yüksek rakımda salep orkidesi yetiştirmeyi başarmış. Gülay hanımla yüksek rakımlı dağlık arazilerde üretimin zorluklarını ve verdiği mücadeleyi ve başarısını konuşuyoruz.

DOĞUKAN ERTAN / ADANA

Dezavantajlı kırsal bölgelerde, dağlık arazilerde üretim yapabilmek, kalkınmak hayli zor. Şartların zorluğu, desteğin azlığı, üretim araçlarının bölgeye ulaşımının güçlüğü gibi faktörler üretimi imkânsıza yakın hale getiren etmenler. Tüm bu etmenlere rağmen yılmayan, bölgesinin ve insanının kalkınması için elinden geleni yapmaya çalışan insanlar da var. Gülay Hanım onlardan biri. 2.5 yıl süren ARGE çalışmasının ardından kendi köyünde üretim yapmanın yolunu bulmuş. Uzun araştırmalar sonucu 6 yıldır Saimbeyli’nin Narlıca Köyünde salep bitkisi yetiştiriyor.

“Daha önce yetiştirilen ürünlerde hep toptancıya bağlıydık.” diyor Gülay hanım.  “17 liraya ürettiğim kiraza 10 TL veriyorlardı. Bu bölgede öyle bir bitki yetiştirmeliyiz ki toptancıya bağlı kalmamalıyız. Toptancılar bize bağlı kalmalı. Nasıl bir bitki olmalı bu? İlk olarak hibrit tohum olmamalı. Firmadan tohum almamalıyım. İkinci olarak depolama imkânım olmalı ve toptancı benim ayağıma gelmeli. Ürünümü ederinin altında satmamalıyım. Bu bağlamda salep bitkisini ve safranı araştırdım. Safran biraz daha emek isteyen, yoran ve pazar payı açısından daha sıkıntılı bir bitki. Bunun üzerine salep bitkisinde denemelere başladım. 40’ar santimetrelik 38 çeşit toprak karışımları hazırladım 3 periyot şeklinde. Birini gölgeye, birini güneşe diğerini alagölgeye koydum. Aldığım neticeye göre yetiştirme tekniğini tespit ettim. Netlik kazanması için ikinci yıl yeniden tekrarladım. Şunu gördüm. Bu bitki yüksek rakımda da düşük rakımda da yetişiyor. Ama tabi ki arada fark var. Dezavantajlı kırsal alanlarda, buralar gibi dağlık bölgelerde bizler tarımsal üretimde tek bir ürün yetiştirebiliyoruz. Çukurova bölgesi öyle değil. Birden fazla ürün yetişebiliyor. Dolayısıyla bu ürün bizim için bu bölgede alternatif ürün olacak. Salepte kar payı çok yüksek. 100 metrekarelik bir alana 30 bin TL’lik ürün ekimi yapıyorsunuz. Yaptığınız bu 30 bin TL’lik ekimin sonucunda 90 bin TL’lik ürün hasat ediyorsunuz. Salep bu bölge için çok kıymetli bir bitki. İşin en güzel yanı biz salep üretiminde herhangi bir zirai ilaç, gübre kullanmıyoruz. Sadece hayvan zibili kullanıyoruz. Özellikle küçükbaş hayvan zibili kullanıyoruz. Buralarda eskiden küçükbaş hayvan yetiştiriciliği çok fazlaydı. Hayvancılıkta gelir elde etmenin zorluğu sebebiyle yıllar içinde azaldı. Gübrenin çıkarılması onlar için ek bir maliyetti. Biz salep üretimiyle hayvancılığı da desteklemiş olacağız. Hayvan zibili köylü için bir yük olmaktan çıkıp gelire dönüşecek. O zibili biz alacağız. Biz bireysel olarak çok az destek verebiliriz. Devletimiz bizim için yolu açacak dozer gibidir. O yolu açar biz o yolu çiçeklendiririz. Yegâne amacım buralara destek getirmek. Bunun adına projeler sunuyoruz. Tarım Bakanlığına bir proje sunduk. Büyükşehir Belediyesinden destek aldık. 10 kişiye istihdam alanı sağladık. Bu sene 100’er metrekarelik 30’ar kilogram ekim yaptık. Olumlu sonuçlar aldığımız takdirde destekler artacaktır. Yegâne temennim kendi bölgemin kalkınması, kendi insanımın kazanması. Hem kültürel olarak hem de maddi olarak bir adım daha ileri gidebilelim.” diyor.

Gülay hanıma karşılaştığı zorlukları soruyoruz.

“Yapamazsın dediler”

“İlk başladığımda bana akademisyen arkadaşlar, hocalar da dâhil olmak üzere yapamazsın dediler. Herkes dedi bana bunu. Yapamazsın, olmaz, yüksek rakımda olmaz bu bitki, mümkün değil dediler. Çünkü bu bitkinin yetiştiriciliği 0 ile 500 metre rakımda yapılıyordu. Bu yorumlar benim şevkimi kıran, beni geriye iten en büyük engeldi. Ayrıca ilk başlarda resmi kanallardan destekleme alamadım. Uzun yıllar destek alabilmek için mücadele verdim. İlk yatırım maliyeti yüksek bir bitki. Yatırımı karşılayabilecek bütçem yoktu. Bu aşamaya gelene kadar çok zorlandım. Şu an 6-7 dönüm ekim alanımız var. Tabiri caizse yemedim, içmedim. Şu an yedinci senemizdeyiz. Bu yaşadığım sıkıntıları başka üreticiler yaşamasın istiyorum. İlk başlarda bitkiyi tanımadığım için çok bitki kaybettim. Emek emek bakıyordum fakat elimde hiçbir şey kalmıyordu. Şu anda üreticilere ücretsiz bir şekilde teknik danışmanlık veriyorum. Benden ürün almaları şart değil. Yeter ki üretmek istesinler. Çünkü ben sıkıntı yaşadım. 2,5 yıl kaybettim. Onlar kaybetmesinler.”

“El ele verirsek başarırız”

“En büyük destekçim ailem. Onlar benim için bir lütuf. Yemeden içmeden beni desteklediler. Benimle birlikte tarlada çalıştılar. Bana toprağı sevmeyi, emek vermeyi öğreten annem ve babam oldu. Bu sevgiyi toprağa nasıl aktaracağımı öğreten kişi ablam oldu. Arkamda yıkılmayacak koca bir dağ olan ailem olduğu için bu kadar hızlı ilerleyebildim, başarı sağlayabildim. Bizim bu insanlara borcumuz var. Bu insanlara balık vermek sorunları çözmüyor. Balık tutmayı öğretmek gerekli. Bu yüzden bölgemize daha fazla destek vermek gerekli. Bu bitkinin fazla beden gücü istememesi bizim için çok büyük bir artı. Fazla su istememesi, zirai gübre ve ilaç istememesi de diğer artıları. Bakanlığa sunduğumuz raporda da bildirdik. Eğer ÇED raporu hazırlayacak olsak muhteşem bir rapor çıkardı. Bunun yanı sıra devlet destekli projemizden bir de sera yaptırdık. Göstermek, örnek olmak çok önemli. İlerleyen yıllarda çok daha büyük işler başaracağız bu bölgemizde. Dünyada salebin yetiştirilebildiği ekolojik alanlar çok az fakat bizim ülkemiz, özellikle Toroslar dünyanın en kaliteli saleplerinin yetiştirildiği ortamlar. Mesela sadece bizim ülkemize özel endemik bir salep türümüz var: Anacamptis Anatolica. Çok kaliteli bir tür salep bitkisidir bu. Kendiliğinden zaten yetişen bir tür. Neden biz bunları üretip ülkemizi kalkındırıp yurtdışına ihracat yapmayalım. El ele verip fedakârlık yaparak, taşın altına elimizi koyduğumuz zaman biz bunları başarırız inanıyorum.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.